Şiirler
Şiir ve güzel yazılar
Kategoriler
- anlamlı sözler (104)
- aşk için (210)
- Ayrılık (123)
- Ayrılık Şiirleri (19)
- Benim Kalemimden (8)
- güzel sözler (36)
- hayata dair (37)
- hikayeler (43)
- Komik Şiirler (3)
- popüler yazı ve şiirler (84)
- Sağlık Köşesi (5)
- şairler (1554)
- A.Hicri İzgören (3)
- A.Kadir (13)
- A.Kasım BALTACI (3)
- A.Vahap Akbaş (2)
- Abdulbaki Kömür (4)
- Abdulhak Hamit Tarhan (5)
- Abdülhekim Koçin (7)
- Abdulkadir Budak (6)
- Abdulkadir Bulut (1)
- Abdullah Işılak (2)
- Abdurrahim Tırsi (2)
- Adem Ünal (1)
- Adnan Durmaz (4)
- Adnan Özer (5)
- Adnan Yücel (12)
- Ahmed Arif (13)
- Ahmet Altan (6)
- Ahmet Arif (14)
- Ahmet Cemal (6)
- Ahmet Hamdi Tanpınar (25)
- Ahmet Haşim (18)
- Ahmet Kutsi Tecer (19)
- Ahmet Muhip Dranas (36)
- Ahmet Oktay (7)
- Ahmet Özbek (11)
- Ahmet Özer (2)
- Ahmet Paşa (3)
- Ahmet Selçuk İlkan (75)
- Ahmet Süreyya Durna (10)
- Ahmet Telli (110)
- Ahmet Tevfik Ozan (4)
- Ahmet Uysal (2)
- Ali Kadir Bilgin (15)
- Ataol Behramoğlu (10)
- Atilla İlhan (67)
- Atilla İlhan (1)
- Avdurrahim Karakoç (176)
- Avşar Timuçin (57)
- Aziz Nesin (5)
- Bedirhan Gökçe (10)
- Behçet Necatigil (73)
- Cahit Sıtkı Tarancı (72)
- Cahit Sıtkı Tarancı (1)
- Can Dündar (24)
- Can Yücel (23)
- Cemal Safi (2)
- Cemal Süreya (65)
- Ceyhun Yılmaz (3)
- Cezmi Ersöz (67)
- Edip Cansever (1)
- Erhan Güleryüz (19)
- Fazıl Hüsnü Dağlarca (6)
- Haldun URAS (14)
- İbrahim Sadri (29)
- İbrahim Sadri (2)
- Kahraman Tazeoğlu (10)
- mehmet Çoşkundeniz (9)
- Murathan Mungan (126)
- Naşide Göktürk (12)
- Nazım Hikmet (7)
- öMer Hayyam (1)
- Ömer Köroğlu (1)
- Orhan Veli (2)
- Özdemir Asaf (40)
- Rıfat Ilgaz (16)
- Rıfat Ilgaz (15)
- Selim Akgün (18)
- Uğur Işılak (3)
- Ümit Yaşar Oğuzcan (89)
- Yılmaz Erdoğan (4)
- Yılmaz Odabaşı (29)
- Sevgi Duvarı (8)
- Sevgiliye.. (38)
- top 50 (3)
- Yılmaz Erdoğan (1)
- Yılmaz Odabaşı (13)
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Ağu | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 | |||
Sayfalar
Etiketler
Arşivler
- Ağustos 2010
- Temmuz 2010
- Haziran 2010
- Mayıs 2010
- Nisan 2010
- Mart 2010
- Şubat 2010
- Ocak 2010
- Aralık 2009
- Ağustos 2009
- Haziran 2009
- Mayıs 2009
- Nisan 2009
- Şubat 2009
Meta
Hakk’ın karşına çıkardığı değişikliklere direnmek yerine,teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın.Düzenim bozulur hayatım altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyosun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını
Her şeyimi sana borçluyum.. Sana rastladığım sıralar yıkıntıdaydım.. Sen onardın beni.. Tuttun elimden kaldırdın.. Ben de ekmek gibi öptüm alnıma koydum seni, kutsadım..
Cemal Süreya **
Hayallerini
anlatacaktın bana. Bense anlattığın her hayalinin baş rolünde
olacaktım. Yağmur yağacaktı, senin şemsiyeni saklayacaktım, koşacaktın
peşimden.Yakalayınca beni sırılsıklam sarılacaktın. “Gidelim buralardan” diyecektin, git git bitmeyecekti çıktığımız yollar…Ama sen sustun
Hiç kimse benim gibi sevmeyecek senin sahte kalbini,
Hiç kimse ben gibi dokunmayacak sana, aldanma..
Hiç kimse benim gibi ölmeyecek sana defalarca,
Hiç kimse “Biz” olmayacak bunu unutma…”
Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili… Biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz, acısını acımız yaptık çünkü.Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın gözyaşı bile içimizi parçaladı.Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk…Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı….Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili…Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak.Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.Yaşamak ne güzeldir be sevgili…Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek…Ve o vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın…Yılmaz Güney’den…
Bitti..Ömür bitti… Ödül yitti…..Ödün verildi..Kefen giyildi aşkına..Şimdi Söndü ışık,Sustu dudağımdaki sen çalan ıslık..Sen,Dünya ahret acımsın artık
Ben seni sevmekten değil sana kendimi ifade edememekten yoruldum!!Çok şey istedim ben! işte simdi vazgeçtim…senden değil,seni sevmekten değil,birşeyler istemekten,mutluluğu beklemekten vazgeçtim…Buyur!!hayat senin..DOKUNMA ARTK YARALARIMA….(ALINTI)
Yarım kalmış şiirlerim gibisin .. Yanmamış çocukluğumsun anılarımda .. Öylesine eksiğim sensiz .. Öylesine sahipsiz .. İşte bütün umutlara havlu attım gidiyorum .. Içinde geç kalmışlığın çaresizliği .. Çocuklar gibi ağlıyorum .. Ve gel .. Gör ki her damla göz yaşımda .. Yine seni arıyorum
İhanetinin bedeli,
İliklerini donduracak..
Tüm hücrelerin birbirlerinden bir haber,
Kahrolurcasına yaşayacaklar..
Dönüşü olmayan bir yoldu bu,
…Sen Seçtin,
Cezanı bileklerim kesti…
Mustafa Özdamar
Bu aşkın gelirinin yarısını sağır sultana bağışladım, duymazlıktan gelip
seni, gitsin kulağını açtırsın, diğer yarısını sana bıraktım , kendine
protez aşıklar alırsın….
çok vagonlu bir trende her istasyonda yeniden başlayan, çok seferli bir yolculuktur yanlızlık. sana gelirken yolları günlerin ardında bitirmek,giderken yollarda ömrünü bitirmek! k.tazeoğlu
Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken… Beni sevda yerimden vurdu yine
zaman… Şimdi sana söylenecek tek cümle:
…
Bende sana yetecek kadar ben kalmadı..
alıntı
Şimdi GözyaşLarım İstanbuLun YağmurLarıyLa Yarışır,We TıkLım TıkLım YaLnızLığım İstanbuLun KaLabaLıkLığına Karışır.YıkıLmış Bi Dünyanın Enkazı ALtından BeLki KüLLerimden Doğarım,Kim BiLir BeLkide Kendi Kanımda Kendimi Boğarım . . .
git gidebildiğin yere kadar…bu liman da kaybettiğim ilk gemi sen değilsin..ama şunu unutma…rıhtımda kalanı değil çekip gideni vurur fırtına….
Olsun istersin…
Hatta olsun diye yapılması gerekenden daha da fazla üstelersin.
Aşktır ; değer verirsin, ödün verirsin, sevgiden de öte saygı gösterirsin, olmayacak kaç şey varsa bir araya bile getirirsin… Bakarsın, ne anlattığını anlayabilmiş (?) ne de çözüm için bi’şeyler yapma gayretinde.
İştir ; sabahlarsın, “olsun” d…iye ailenden çaldığın zamanı oraya verirsin…
Dosttur ; hayatta kimseyi dinlemediğin kadar dinler, kendine ayırmadığın onca şeyi “O’na” ayırmaya çalışırsın… Sonra olayın içinden kendini çıkartır şöyle karşıdan yaptıklarına bir bakarsın… Bakarsın ki her şey başladığın gibi!
Olmuyorsa, olmuyordur!
Gönlün rahat mı?
Elinden geleni yaptın mı?
Cidden olmuyorsa zorlamayacaksın…
caN yüceL..
Elinden geleni yaptın mı?
Cidden olmuyorsa zorlamayacaksın…
caN yüceL..
Çay bardağında bırakılan
Dudak payı
Kadar bile
Uzak kalamam
Gözlerine
aşk yasal bi duygu değil kalp içindeişte bu yüzden her davada ilk o hüküm giyiyor…ve bir kalbin her devriminde darağcında ilk o sallandırılıyor
Gidiyorum. Ardımda
kırık istekler, satır satır geceye bulanmış kanayan birkaç şiir. Unutma;
şairin ne yaşadığını en iyi şiir bilir ve bir şiir kanarsa şair
cinayete kurban gidebilir…
Bir eşi olmalı insanın!
Sabah yolcularken işine, içi acımalı, daha yollarken… özlemeye başlamalı. Seni şimdiden özledim! Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla. Gözleri yollarda kalmalı ve kapıyı çalmadan açmalı.Aşkla karşılamalı, hasretle sarılmalı boynuna, özlemle koklayıp, öpmeli,Yıllarca uzak kalmışcasına! Her gü…nü bir başka güzel olmalıYaşamın, bir başka özel, bir başka soluklanmalı her anında.Verdiği hiç bir şeyin yeterli olmadığını düşünüp, kahrolmalı,Daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli.Mutluluk saçmalı etrafına. Bir eşi olmalı insanın,Cennetten köşe almışcasına sevdiği,Sakındığı, bakmaya kıyamadığı…Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı, Çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı! [ Can Yücel ]
Annesinin kucağında mutluluğu göndere çekilmiş bir çocuk gibi hissettim, ilk buluşmamızda kendimi.Annesinden dayak yemiş bir çocuğun sitem ve kırgınlığıyla gönderdin son buluşmamızda beni
bu son öpücüğü mıh gibi çakmalı alnına.!! utancından açama gözlerini..!şimdilik öldürüşünün şerefine.. daha çok silah taşıyorum dudaklarımla yarına..
Sana tuz yalatsam,sabaha kadar tuz yerine suyu düşünürsün; İşte çelişki burada gibi görünse de, nesnel hareketin kanıtıdır bu. Bir durumla uyarılan her durum, bir başka durumu işaret edecektir. Beni sevdiğini söyledikçe sen, ben bir diğerini sevdiğimi hatırlayacağım. Buna ihanet diyemezsin … …
Aynı duygular ! kulaklarımda yine aynı melodi ! , eski bir piyano
başında tüm beceriksizliğiyle oturan kalbim aşk için çalıyor şimdi ,
parçanın adı ” hoşçakal sevgili
O ‘ bir varmış ‘ derken ben çoktan ‘ bir yokmuş ‘ diyerek bitirdim tüm var olanları. Geriye ise sonbaharda ölüp, evlerinden düşen aşkımızın sararan yaprakları kaldı
Aşk , ağır iştir: Emekli olamazsın , sigortası yoktur , ikramiye alamazsın , yıllık tatil izni verilmez , greve kalkıştın mı yersin sopayı , her dakika lokavt tehlikesiyle burun burunasındır , kaza riski yüksektir , amatörce uğraşılır ! Aşk , ağır iştir!
Seni anlattm sayfalarca, bende kalan neyin varsa. Bi şişeye koydum sonunda, denize attm. Benden uzak ol istedin, düşünmekten vazqèçtim. Kaçtım saklandım onun içinde, kimse bulmasın istedim… Çünkü sevmeye qörmeye qücüm yok benim. Basit bir cümleden ibaretim, sèni unutmaya çok istekliydim. Beceremedim…
Elbette, kendi katilini kanundan saklamaktır biraz da sevmek! Hele ki seni sevmek, adalete büsbütün ihanet demek!
Ve ne kadar yıkarsan yıka kalıyor bir izi.. Her giden başka renkler bırakıyor içime..Senden kalan ise hep kırmızı , hep kan , hep acı.. Sana aşk kaybından ölmek üzereyim .
Sevgisiz geçen günlerimin tek katilisin,
Sadece
sen !
Gelmeyen Sen !
Mühebbetliksin…
…
Mustafa Özdamar
Aşk nedir? Ahret demek değildir her halde.
Çınlamalıdır neşesi bu anın gene bu anın kahkahalarıyla
Çünkü ne olacağı yarının meçhulümüzdür hala,
Boş yere vakit geçirmekten artık yoktur bir salah:
Öyle ise gel öp beni, genç ve tatlı sevgilim
…Ömrü pek azdır gençliğin.
William Shakespeare
Aşk başlamadan güzel.. Kalplerde heyecan, bakışlarda korku olduğu zaman güzel… Birbirimize sezdirmemek için çırpınış, başkaları görmesin diye çabalayış.. Gözlerim gözlerinin mavisine değdiğinde .. Aşk başlamadan güzel..
Sen yine sükutu giyin!..Dilersen hiç konuşma..Ben kelamlarımı çürüttüm yolunda…çarpsa da bir tokat gibi yüzüme, her harfi yoluna heceledim..! Ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim söz verdim ben bu yüreğe;Hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmedim…*
Sebepsiz sevmektir aşk
Nedeni olmadan bağlanmak birine
Gözlerine baktığında
erimektir içteniçe
Ellerini tuttuğunda titremektir tüm benliğinle
…Hatta sarılamamktır utançtan
Çünkü utanmaktır sevmek aslında
Sevmek nedir aslen
Ölmekmi uğruna
Yaşamakmı onunla
Sevmekmi ömür boyunca
Yoksa ayrılmakmı gerekince
Nedir insanı başkasına bağlayan
Güzelliğimi
Bilmez kimse bu soruların cevabını
Kimi sever güzelini,kimi sever özelini.
Tutamıyorum artık seni, düşlerimden düşüyorsun. İçimin en soğuk yeri sensin, yaz kış demeden üşüyorsun…
Bir gecenin en pastel sessizliğiydi tırmanılamayacak olan basamaklar. Pazarlarda varlığımı satıyorum, çürümüş hayatlarına ağır makyajlar yapıp insan görünmeye çalışanlara. Yok mu alan? //Dedde
” Kederi boynunda tasma,hüznü kulağında küpe, dilinde meşk yaralarıyla çöplerde umudunu kurcalayan bir İT gibi sokaklarda kaldım
Aç kapını bir sev/ap işle , birtas aş(K) koy önüme ”
Çocukken Annem Her Gidenin Arkasından Su Dökerdi. Birgün Sordum Çabuk Gelsin Diye Oğlum dedi…!! Sende Gittin…!! Ben Çabuk Gelmen İçin Şehir İtfayesini Görevlendirdim…Söylesene Sevgili Hangi Cehennemde Kaldın Gelmedin…!!
Etme Gel Sevgilim, Bu Akşam El Gibi Çıplağım, Gırtlağıma Kadar Doluyum
Ulan Bu Akşam… Bütün Balinaların Kıyıya Vurup İntihar Ettiği Okyanus
Gibiyim Sevgilim… Biliyorum Bir Daha Elin Elime Değmeyecek…
…Ayrılık nedir biliyormusunuz?
…Ayrılık; İki Rayı Gibiyiz Bir Tren Yolunun, Yakın Olması Neyi Değiştirir Son İstasyonun.. Çünkü Raylar Asla Kavuşmaz Biliyorum… Bu Şarkıyı Sana, Hediye Ediyorum…
Daha aşktan kesilmeden ağzım, bir cami avlusuna bıraktın beni. Kimliksiz, kimsesiz ve en önemlisi sensiz. Oysa o kadar çok inanmıştım ki sana, herkes, her şey, hatta kendimden bile kaçarak sığınmıştım yanına…
Oysa ben hiç insan kaybetmedim…Sadece, zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim,o kadar…Can Yücel
ben nasıl bir acı çekiyorum hiç böyle olmamıştım kalbim yanar sızım sızım sızlar hala unutamıyorum söküp atmıyorum oysa kırdın yaraladın perişan ettin yalnızlığa mahkum ettin yüreğim hala sen diyor başka birşey istemiyor gittin ama hala seninle dolu birgün gelirsin umuduyla bekliyor yerine kimseyi koymuyor kalbimi esir… almışşın söz dinlemiyor için için yanıyor sızlıyor..
Ben
seni ölecek kadar sevdim diye, Ölüm dahil her acıya dayanırım sandın ama hep sen öldürdün beni…
”Bir
tek senin görebileceğin bir yerden sana gülümsüyorum, Onların
duydukları kahkalarım değil, Aşkı tarif gerekirse sana anlatayım, Aşk ne
biliyor musun? Benim sana yaşadığım, Senin durmadan hep üstüne bastığın…”
Aşklar
vardır sen bilmezsin.Tadında uyku kokusu.Gördüğünde bir günaydın
tebessümü ile.Öper dudaklarını,Sen bilmezsin.Uykusuz bakar senin
gözlerin.Daha ne kadar dayanırım bilmem.Sabahları uyanmam zorlaştı,Sol
kolumda bir ağrı, yemeyi içmeyi de kestim..Eskisi gibi denizlere
…bakmıyor gözlerim.Bir ışık söndü bu gün ağrılarım dindi birden.Sen
geldin sandım,Yoktun.İsminin baş harfi bu yolculuğumda yalnız uğurladı
beni, Eskisi gibi ağrımıyor sırtım.Ters tarafımdan kalkmıyorum şimdi,
Burada herkes güzel, Yalnız konuşmuyor hiçbiri.İsminin baş harfi çizildi
toprağa, Parmaklarımla.Burada Herkes Güzel ama….Kimse Tanımıyor
Seni….(Ceyhun Yılmaz)
senden güzel gözlerinin gözbebeklerini isteseydim verirmiydin bana,inan onları hiç kirletmeden geri verirdim sana,merak bu ya görmek istiyorum kendimi senin gözlerinle…
ben senin yaşadığın gizli bir macerayim, anlatilmaz bir roman, kapanmaz bir yarayim, sığındığın limanlar unutturamaz beni, ben senin yüreğinde en büyük yarayim…
Hani seversin ya; sadece seversin o sevsin diye degil. Kalbin onun olsun diye, iste öyle sevdim.Bazen ucurum oldu sevgisi, bazen ölüm, bazende bataklik. Cirpindikca icine daha cok battim ama ölüm pahasina bile sevmeyi ögrendim. Sevdim sadece sesini duyabilmeye razi oldum. Bazen ayni sehirde yasadigim icin sükür ettim. …Hani ask derler ya bu ask olsa gerek…SEVDiM iSTE SADECE SEVMEK iCiN..
KizLar kamyon soförü oLursa kamyon arkasi yaziLar nasiL oLur…
-YoLLarin ustasiyim,röfLenin hastasiyim . )
-Gaz fren sanzuman, manikürsüz haLim duman . )
-ßir sana hastayim diyete girdim yastayim . )
-KuLagima takarim küpe, yetisemez hizima hiÇßir züppe . )
…-Rujum ßiter yoLLar ßitmez . )
-Torpidoda aseton yoksa güzeLim, mühim degiL ben mazotlada silerim.
Demiştim sana hatırlarsan: Önemli olan zamana birakmak değil, Zamanla bırakmamak”tır… Şimdi bana, geçen o zamanın unutulmaz sancısı kalır. Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim ? Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim…
AnLadım ki , aşk; Her iki tarafı da mağdur eden , yürekte
izinsiz gösteri yapan mutLuLuk karşıtı bir eyLem . . .
C.YÜCEL
bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardınd…a sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam
dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç
dilim di’li geçmiş zamana asılı kalmıştı sanki,
sen gidiyorum dediğinde..
şimdiki zamanın ölme halindeydim..
zaman seni benden aldı diye,
bir elime geçirebilseydim… Devamını Gör
yelkovanı idam edip, akrebi kendi ellerimle zehirleyecektim!
bu şiir sana yazıldı sevgilim..
biraz ellerimi bıraktım sana, biraz saçımı..
biraz neşter kokuyor bu şiir,
biraz da aşırı dozda acı..
tam adet dönemine denk geldi gidişin, kan kusuyor kelimelerim..
bu şiire pul gerekmez..
gidişini görüp inansınlar diye, gözlerimi yapıştırdım sevgilim..
tanrı soracak sana, neden bırakıp gittin?
iyi ezberle! sevmiyordum diyeceksin..
tanrı bana soracak, niye bu kadar sevdin?
duyma söyleyeceklerimi, unut gitsin!
o’nu avuç içlerimde bile saklayabilirdim, kimse görmesin diye..
bir cami avlusunda bulmuştum o’nu..
ben büyütmüştüm!
öyle çok sahiplenmiştim ki,
sonra o başka kadınlarda aradı gerçek ailesini..
üzülmüştüm!
anladım ki ben o’nu gözümde fazla büyütmüştüm!
sonra tanrı yaz kızım diyecek!
adamın gözlerini çözün, kadının ellerini..
sevgilim artık her cami avlusuna yetim aşklar bırakacaksın!
merak etme!
ben de bir sürü piç yalnızlıklar doğuracağım..
bir veda hazırladım ikimize..
evet sevgilim, hala ikimiziz ayrılırken bile..
binde bir ihtimal gibi sevdim seni..
gözlerinden kendimi aşağı bıraktığımda artık çok geçti!
gözlerin, içine bir sürü aşk park etmişti…..
…sen yeşil ışık yakarken tüm kadınlara,
ben kötü sollama sonucu tam solumdan vurdum kendimi..
kaza gibi sevmiştim seni..
sana, sana diye başlayan şiirlerden birinden itiraf ediyorum…
ben yavaş yavaş sokarken silahı ağzıma, tetik yumuşuyor, okşuyorsun.
yapma bileklerimi bile yanlış dikiyorsun.
evet seni seviyorum diye bitmeyecek
ve evet yastığımda tek bir çapak bile yok sana adanan.
kirilan
bir kalpse eger
avuclarinda goz yasi biriktirmelisin
daha
yapabilen olmadi ama bir yuregin tum parcalarini savrulduklari her
…yerden avuclarina toplamalisin
aglamalisin
iyilesmez hic bir
yara kullerini savurmadan gokyuzune
…dudaginda igneler tutan bir terzinin
dikkatiyle susmadan
ilistirmeden kendini aciya
yavas yavas
icinde gozden kaybolmadan
kulaklarım durmadan çınlıyor yine
kim bu unutulmak istenmeyen kişi
bilmem kaç gece
…
dönüp duruyorum yatağımda
yorgun argın
…bırakmıyor beni
söyle hangi günahımın bedeli
hangi pişmanlığın sebebisin
unut artık beni
aslında bu bir avuntuydu.. çok canım yanıyordu..gördüklerimden ve göreceklerımden.
yalan,ihanet,riya ,çaresizlik geçtiğim yollar ve ezdiğim kumlar…hala gölgemi taşıyorlar
benim kanayan dizlerim yoktu..hayatta bir tek,benimde kanattıklarım vardı. elbet
kendim avunurken baktim ki avutuyorum.[İclal Aydın]
BİR DAL KOPTU YÜREĞİMDEN …..
BİR DAL KOPTU YÜREĞİMDEN GİTTİN ELLERE.
GURURUN OLSAYDI HAYATTA GİTMEZDİN.
…
AŞKIDA SEVGİYİDE ÖKSÜZ BIRAKTIN GİTTİN ELLERE.
SEN ALDANDIN HERŞEYİ SEN İSTEDİN.
BİR DAL KOPTU YÜREĞİMDEN NEDENİ SEN.
BİR SENMİSİN SEVİLEN SEVİLMEYEN.
BİR BENMİYİM SEVEN SEVMEYEN.
SEN AYRILDIN HERŞEYİ SEN İSTEDİN.
BİR DAL KOPTU YÜREĞİMDEN GİDİŞİN O GİDİŞ.
NEYDİ SUÇUM NEYDİ BU GURURSUZ TERKEDİŞ.
HERŞEY BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ GİBİYMİŞ.
SEN AĞLADIN HERŞEYİ SEN İSTEDİN.
BİR DAL KOPTU YÜREĞİMDEN NE GELİR AŞKINDAN.
SÜR AŞKLARI ZEVKİ SEFALARI İÇİNDEN KALANDAN.
BİR DAL KOPTU YÜREĞİMDEN AŞK OYUNUNDAN.
SEN SİLDİN HERŞEYİ SEN İSTEDİN.
ŞİİR: MAZİYİ KARALADIN TEMİZ AŞKIDA KARALADIN. YILDIZLARI GÜNEŞLERİ HİÇE SAYDIN. NEYDİ BU AŞK GURURU ALDIN. BENİ TA DERİNDEN YARALADIN.
BİR DAL KOPTU YÜREĞİMDEN EY SEVGİLİM.Devamını Gör
Seviyorum seni seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi.İstanbul’da yumuşacık kararırken ortalık içimde kımıldanan bir şeyler gibi,Seviyorum Seni ” Çok Şükür! Yaşıyoruz “‘ der gibi.[Nazım Hikmet]
iyeceklerini içinde tut sevgili..hazır değilim ayraçlı cümleler kurmana..dur ve sadece dokun son kez bize..için yanacak eminim..yana yana gideceğiz ayrı ayrı..yana yana çekeceğiz ellerimizi bu ateş üzerinden..bizim olanı hiç sayarak gideceğiz…lanetler okuya okuya gideceğiz..ben küçük bir çocuğum sevgili..son kez uyut… beni koynunda kokunla..uyur kalırsam başucumdan ayrılma asla..sensiz rüyalara hazır değil düşllerim…her an sensizlikten o rüyaların birinde ölme gafletine girebilirim…
Her zerrem seninle doluyken
bedenim senden uzak olsa
ne fark eder!
Ve bu gidişe engel olamayacaksa kader,
……inancımı sorgulamaya hangi alim cüret eder?
alıntı
Vasat bir günün sonu.Hava kararmak üzere.Üşüyorum.Kendime daha kalın bir mont almalıyım.Şöyle yüreğime kadar
beni ısıtacak..
kahraman tazeoğlu
Söylediler..Gelmedi dediler inanmadım.Beni en çok o severdi dedim. İnanmadılar. Arkamdan gülermişsin hep, inanmadım. Bakın dudağımda izi var dedim. Göremediler. Birde ben baktım. Ben de göremedim. Yani sen gerçekten sevmemiş miydin. Yani ben boşuna mı ağlamadım hiç. Hiç ölmedin mi sen bana. O zaman tutmayın beni. Sakın tutmayın.Bırakın, öpsün yanaklarım toprağı alıntı
Ne sen varsın, ne ben, ne yâr, ne kimse; O var! Bütün sevdiklerin elden gittiyse; O var! Kalacak kim var ki dost tomarında? O var! Sana daha yakın şah damarından; O var
ve başıboş hüzün
sokağında“yüreğime söylediğim en doğru yalan oldun”başıboş
sonu
boş… Kahraman Tazeoğlu
Acı ?
Burada !
…Yalnızlık ?
Burada !
Keder ? Bende burdayım.. Aşk ?
Bu gün gelmedi !
Kokun ?
Burnumda…
Aşkı disipline vereli, sen gideli çok oldu..
Sevgilim gözlerin neden hala karşımda
Ah uğruna ömrümü sadaka verdiğim sevda! / Ne yüzsüzsün ki hala dileniyorsun kapımda
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer..Aşka öyleyse ne diye hayret
ediyorsun etmeee…Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı…Ey
hırsızlığa da değen .. hırsızlık ediyorsun etmeeee!!!
yaramazlık yapan çocuklar… gibi boynunu bükmüş bağışlanmayı beklerken, ben sana
aşık oldum ….( CANAN TAN )
Nihat Asya’ya:
-Eğilir, bükülür, katlanır ve istenilen şekle kolayca
sokulur bir cam keşfedilmiş, derler.
Ârif Nihat Asya, şöyle cevap verir:
…- Desenize, eninde sonunda camı da kendimize benzettik
Vurulup düştükçe düştükçe sana koşmaktan caymayacağım.. Gece insin.. El ayak çekilsin.. Gelip kapında ağlayacağım.. Yılmaz Odabaşı
Yokluğunda adını ararken tenhalarında,gelme artık hiçbir kıymeti kalmadı varlığının…Ben yine arar dururum alışkanlık bu ya..Ve aylardan kasım…cehennemlerden bu şehir..nerdesin
Karanlık yolların hep ışıksız olduğunu, Söylemediler bana, Ben küçükken,Söyleselerdi büyümezdim zaten
gün geçtikçe alışıyorum sana..
gün geçtikçe ısınıyorum..
bağlanıyorum..
…
sanki yokmuş gibi eşin benzerin,
sarılıyorum sıkı sıkı..
çünkü bulamam kaybedersem seni..
yada gitsen, döndüremem geri..
o kadar gücüm yok henüz..
o kadar büyümedim..
her ne kadar seninle dolup taşacak kadar büyük olsada,
senin karşında ufalıyor kalbim..alıntı
avazın çıktığı kadar yalnızsın aslında.avazın
çıktığı kadar alkole
batır esrara batır kokaine eroine batır
gövdeni;yine de
kurtulamazsın temennimden:sen benim kucağımda
…vereceksin son nefesini
ve ben alıp o son nefesi bir kavanoza
koyacağım;nesiller boyu
sergileyeceğim o aşksızlık ihanet vicdansızlık
kokan nefesini.”
Yoklama yapıyorum !
Acı ?Burada !
Yalnızlık ?
Burada !
Keder ?
…Bende burdayım !
Aşk ?
Bu gün gelmedi !
Kokun ?
Burnumda…
Aşkı disipline vereli, sen gideli çok oldu.
Sevgilim gözlerin neden hala karşımda ?Devamını Gör
gece vakti yollardayım yine Adım adım belki sona doğru yaklaşıyorum Senin hayalinle baş başayım O düğün gecesini hala hatırlıyorum… Gözlerim her yerde seni arıyor Soğuk bedenimi yalnızca seni istiyor Uzaklardan yanına geliyorum O düğün gecesini hala hatırlıyorum… O gece bana bir şeyler olmuştu Tarifini şu anda bile e…demediğim İlk kez kalbim o kadar hızlı çarpmıştı O düğün gecesini hala hatırlıyorum… O gece güzel gözlerine ilk kez bakmıştım O gece sanki sadece ikimiz vardık bu karanlık dünyada Canımın içi tek hayalim O düğün gecesini,o düğün gecesini hala hatırlıyorum…
ayakların olmak isterdim koşup bana gelen … saçların olmak isterdim rüzgalarda dagandırmak… gözlerin olmak isterdim içi gülen dünyanın tüm renklerini barındıran … kokun olmak isterdim içime çekmek derin derin….
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte
…
yani yürekte yürekteee….
Seni düşünürüm
Anamın kokusu gelir burnuma
Dünya güzeli anamın
…
Binmişsin atlıkarıncasına içimdeki bayramın
Fırdönersin eteklerinle saçların uçuşur
Bir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünü N.Hikmet..
Biletimi, Kör bir piyangocunun Titreyen ellerinden çekiyorum Savrulmuş hayatıma bir amorti vursa bu, en büyük ikramiye bana! Sen’lerden örülmüş bir duvarın kenarından yürüyorum Sen’lerden örülmüş o duvara tutunarak Yalnızlıklardan… kaçıyorum güya Yalnızlıklarıma birer davetiye gönderirken Ben o sen’leri bölüyorum O sen’ler beni Bölük pörçük hayatımı İliklemeye çalışıyorum beceriksiz ellerimle! Yamalı bir kum torbasına dönmüşüm Kendimi dövmekten geliyorum Bir iş dönüşü saati Yorgunum, bitkinim Dargınım kendime! Cevapları kendi içinde saklı sorguların Binlerce soruya gebe bakışlarında Bir sümüklüböceğin kabuğunu sürüklediği çaresizlikte Sürüklüyorum kendimi Bir kaplumbağanın “evim” dediği heyecanda Taşıyamıyorum artık bedenimi! Kendimi ispiyonluyorum Bir casusun kurşuna dizilme hakkını Görebilmek için kendimde Terazi burcundan gündönümlerinde Akşamdan kalma yorgun bir gündüzün sarhoşluğu, Kazandığı savaşlardan topladığı madalyaları Ağlayarak sayan bir askerin gölgesiyim Ah! Göz özü görmeyen bir havada Fareli köyün kavalcısını arıyorum: Ömrümün kalan kısmına hükümlü Peşinatsız dört taksit sudan ucuz üç kuruşluk acılarımı Dökmesi için denize! Reha Yünlüel
Mutluluğumu Sahte Kelimelere Satmıyorum Ben,Hak
Edenlere Armağan Ediyorum;Kırdığım Her İnsanın Gönlünü Almayı Biliyorum,
Gönlü Bile Olmayanlardansa Artık Özür Dilemiyorum.Sadece TEŞEKKÜR
EDİYORUM. Siyahın Yanında Beyazın Nasıl Durduğunu Bana Gösterdikleri
İçin,Vaktimi Harcamak İstemiyorum… BAĞIŞLAYICI YÖNÜMÜ MEŞGULE …V…
Yaşamak, sevgi dolu bir kalp sıcaklığında…
Umutlar kadar tükenmez bir saadetin kolları arasında, gönlümce…
Karşılık beklemeden sevmek isterdim herkesi ama herkesi…
Ve ağlamak isterdim doya sıya, sadece başkaları için…
Yetimlerin başını okşamak yılgın gönüllerine, ağlayan gözlerine sevinç olabilmek isterdim.
…Ve sadece gönül almak, sadece gönül olmak isterdim her zaman ve her şeyimle…
Her yeni aşkta kandırdın beni gönül, Hepsi güneş kadar sıcaktı ama, Hiç biri yoktu yanımda geceleri, Acı bana artık gönül, Ben vazgeçtim sevmekten…Birazda sen üzül.. ( Ceyhun Yılmaz )
bir damla su gibi aktın yüreğime ,ruhunun elleri sardı tüm benliğimi , artık ben ben değildim senin cumhuriyetinde , herşey başka bi anlama büründü ,var oldum tekrar seninle,gerçek yeniden yazıldı ben olan sendea
devran dönünce arayacaksın
herzaman gel başıma tacsın
inkar etme gözlerinden belli
hem aşkıma hem bana muhtacsın
Varlığım, varlığına adanmış, varlığıma sorulmadan. İşte sevgilim avuçlarındayım, hem de hiç yorulmadan. Bir yol olmalı ki kurtulmalıyım aşkı esaretten ama, korkunç bir aşkın tesirindeyim eser yok ki cesaretten
Yalan aşklara koşa koşa giderken sen,
ben
emin adımlarla ölüyorum ve Sana yürüyorum..
çünkü senden daha güzel
kimse öldüremez beni,adım gibi biliyorum..!
…
Bize ara verdin
gidiyorsun demek..
Sen bi ara kendine gelde yüreğine sevmeyi öğret….!
şimdi….
seni özlemeye dayanamayıp ,
bir bahane ile arasam,
aklıma geldin bile diyemem,
sende biliyorsun ya ,
…hiç gitmiyorsun ki ……
Sen bu şehirden gittin gideli seni arar olduGözlerim sesini duymaya hasret öylece seni bekliyor Hani seni görünce şu kalp yerinden frlıcak gibi olyor ya Onu çok seviyorum işte ..Hani sen gelir bişeyler anlatırdın ben dinlerdim ama bişey anlamzdım Ama napiyim anlatırken öyle gzl gülerdinki alamzdım gözlerimi senn gözler…inden Bazen unuturdum seninleyken hayatı unuturdum ben Şüphe ederdim bazen yaşadığımdan Hayal mi gerçek mi diye az düşünmedim Ama sen ne yaptın hiç sevmedin hiç ben öylece barkken gözlerine hiç bişey hissetmedin O yağmurlar anlatmadı mı sana olan haykırışlarımı Hiç mi fısıldamadı kulagı Kimse söyleyemdi mi sana Bnde korktum aslında karşına çıkıp bi söyleyemdim Ama sen biliyodun sevdiğimi neden sustun …kolaydı susmak çünkü ….Devamını Gör
Yatağım buz kesti gidişinle..
Ve ben artık donuk bir hayalet..!
..Sen son bir defa sarıl sevgilim…
Var olduğumu hayal et…
Yüreğime
sapladığın hançerin izi varsın geçmesin..
Senden kalan tek hatıra
sonuçta herşey kabulüm..
Ben zaten gelişinle üstüme kan örtmüştüm..!
…
Sen gözlerimin önünde içindeki beni
harcarken ben bir an bile seni unutmaya meyletmedim.. Sen bildiğim gibi
kalmadın ama.. Ben unuttuğun gibiyim halaMurathan Mungan
Keşke hep masum kalsaydın benim için,
Uzaktan ve duvarlara dayanarak izleseydim s…eni.
Keşke tanışmamıza hiç fırsat olmasaydı.
Ve seni hayatıma şeker misali karıştırmasaydım.
Hayat kavramım senden ibaret olmasaydı keşke.
…Seni hayatımın öznesi yaptım da ne oldu ?
Her gece bir acı, her anımda yaralı bir kalp…
Öznesi olmayan bir hayata mahkûm bir nesne kaldım sayende.
Oysa ne kadar masumdun önceleri,
Bir gülerdin dünya gülerdi sanki.
Kazara göz göze gelsek yıkılırdı içim.
Öpülesi bir el uzanırdı tenime,
Dokunurdu içime işlercesine.
Ne güzeldi eskiden, uzaktan seyreder,
En yakınlarıma anlatırdım seni.
Ne masumdun sen bana.
Aniden çıkınca karşıma,
Yağmuruna kavuşmuş toprak misali sevindi yüreğim (Can YÜCEL)Devamını Gör
lanetli bir gecenin koynundan çıktım yine.. bütün gece tiksinerek baktım ayrılığın yüzüne..o sarıp sarmaladıkça beni, yüreğimden taşacakmış gibi oluyordu gidişinin ertesinde küflenmeye bıraktıgın düşlerim..bir zehir gibi işliyordu kanıma gece, bunalımlı bir aşkın şizofren aşığıyım..bilmiyorum neden sana yasaklı neden s…ana uzaktım..Bunları lanetli bir gecenin koynundan mezar taşına uzanan hikayesimin hemen öncesınde yazdm..Şimdi sana ölüm kadar uzağım..
.. Gülbari Arslan ..Devamını Gör
hayatta kimi seversen sev kendine ait hissetme….bırakta o sana kendini ait hissetsin…..içindekileri çok paylaşma ki kaybedince canın acımasın…
Kimseyi
değiştiremezsin hayatta…. Ve kimse için de değişmemelisin ! Kimliğini
kaybettiğin an , yaşamını çope attın demektir. Bırak hayatına eşlik
etmek isteyenler gelsin seninle ..Ne sen başkası için mecburi
istikametsin , ne de bir başkası senin için…Yanındakiler seni mutlu
………ettiği sürece kalsın hayatında… İstediklerim yanımda…
İstemediklerim yolunda…Devamını Gör
SORARLARSA Beni Sana SEVILMEDEN, SEVIYORDU Dee… Ne Kadarda SAFTI Dee.. O Kadar Seviyodu ki KALDIRAMADIM BU SEVDAYI Dee… İçinde Bir Ateş Yaktım HALEN YANIYOR Dee… Gitmeyince, ARAMAYINCA Eridi, BITTI Dee… Birde Dünyası Vardı Onuda BEN KARARTTIM Dee.. Kendi Eliyle Bir Çukur Kazdı BENDE GÖMDÜM Dee..
Uç güvercin gibi gönlümde vuslat
Yeterki yarime ulaştır beni
Yeniden doğuşa bu aşktır milat
…Yıllardır nazınla bekliyor seni
Başucumdan hicran hiç eksilmiyor
İki göz pınarım boşalıp dolar
Durmadan akıyor yaş kesilmiyor
Günden güne çehrem kuruyup solar
Yaklaştır zamanı kısalt yolları
Mesafeler bir dert sanki bir asır
İki yana açtım yorgun kolları
Dağ taş dolaşırım her yanım nasır
Sana yalvarırım görün ufuktan
Melul gözlerime ölmeden önce
Bir farkım kalmadı çoluk çocuktan
Mecnun der dururlar bu garip gence
akıntı
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.
Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada
Bir şey bulduğunda neyi,ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi…
Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek
……Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz…
[Murathan Mungan/Yalnız Bir Opera
Yaşamak; Çok bilinmeyenli bir denklem, imkansız bir bilmece, Yaşamak; Yalnızlık,çaresizlik, karanlık ve soğuk bir gece… Oysa ben tüm bunları öğrenmeden yaşamak isterdim. Yaşamak; Bir ağacın dibinde sadece öylesine.
Sonra ; kapıyorum gözlerimi … Kelimeler , cümleler arka arkaya ! Bu kalabalık , bu telaş … Geçiyorum ; serdeki yiğitlikten , senden , benden , bizden … Daha fazlasını veremem , bana kalan küçük bir dünya zaten ! gökçe çora
Seni sevdim tek bir an pişman olmadan.çok düşündüm çok yalvardım.Tanrım alma canımı teniyle bir gün buluşmadan.belki şimdi belki asla..ya ölüm ya aşk istedim dudağından..uyuyorsan bırak lütfen..sen kal aşk ben giderim buralardan sabah olmadan
Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum Yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar Ayrıca bunun seninle ne ilgisi var Tabiki ben böyle oldugum için bahar Çünkü sana değdiğinden beri ellerim Bütün kış dallarında tomurcuklar var
Bir bir atıyor dikişleri kalbimin …Ellerimle taşıdım kerpiçten tuğlaları ,yıkılıyor duvarlarım … Çıkmaz benim sokaklarım ; Gelme ! Kurudu işte fesleğenler …Sen dünya değilsin ; Dönme !gökçe çora
Baktım ki kimse kalmamış yanımda… Hep yanındayız diyenler bir bir uzaklaşmış gizlice kaçıp gitmişler. Yanlızım.!! Vursunlar yanlızlığımı yüzüme olsun varsın… Asıl yanlız olanlar onlar… Çekemeyip bırakıp kaçanlar!!! Unutma gerçek dostlar senin yanlızlığında yaşayanlar, yanlızlığını bilip bununla savaşanlar. Yanlız…lığını avutmaya çalışanalrsa sadece arkadaşların
Farkında olmasanda her gün seninleyim ben! Şükrediyorum ki aynı şehirde nefes alıyoruz. Aynı gökyüzünün altındayız ikimizde. Sen bilmesende senin gözlerini düşleyip bakıyorum yıldızlara o saatlerde belki sende bakarsın diye gecenin karanlığına…
Hırçın dalgalar sahillerime vuruyor ve bin hançerli ordular yalnızlığımı kovalıyor.Şehir çıkmazda sevda da ölümüne uykuda.Yarına dair bir kaç ayrıntı gizli,çıplak insan suratlarında…”
BebekLiğimdeki Oyuncak KumandaLı ArabaLarım Kadar Seviyorum Seni Dediğimde, DaLga Geçip GüLmüştün ,
ErgenLiğinde Kendini Tatmin Ederken İzLediği PornoLardaki YıLdızLar Kadar Seviyormuş Şimdiki SevgiLin.
Şimdi Oyuncak KumandaLı ArabaLarımLa Seni KarşıLaştırdığımda,
…En FazLa Kumandadaki PiLLerin – Kutbusun,
Hoş + Kutupda OLmasa Oyuncak Arabamı BiLe Hareket Ettiremezsin !
Cümlemin sonuna koymaya korktuğum soru işareti gibisin… Tek başına merak uyandırmayan…ille sol tarafında kelimeler olan.. Ve mutlaka bir cevaba sığınan..
Hayata karışmamak için tek kalkanım, tek sığınağımdı aşkın. Tek silahımı yitirdim ve hayata teslim oldum. Aldı beni savurdu başka bedenlere, parçası olamadığım o kırık dökük öykülere… (cezmi ersöz)
Yorgunum… Yorulmuş, göz yaşlarıyla ıslanmış bir veda daha ekledim sol yanıma, biraz daha ağırlaştı yüreğim…! Duyuyorum sesini biraz uykusuz gibi. Haydi git biraz uyu ama yine GEL. Kurumuş ol, yanlızlıkarından ve yorgunluğundan arınmış…
Biz bu aşkı sürdüremezdik,
İnan, sürdüremezdik…
Kalbimiz bu heyecana müsait değildi.
Bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur…
…Unutmasan bile artık
Unutur gibi yapacaksın.
Ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda,
Hiç bitiremediğim
Bir şiir olarak kalacaksın…Yusuf HAYALOĞLU
Cebindeki 5 KuruşLuk Sigarana OLduğun Kadar BağımLı OLamadın Bana.
Onun Kadar Çok Ve Onun Kadar Uzun Dudağına Değmek İçin Ücret İstemezdim,
ÜsteLik Senide ZehirLemezdim
Hayatla sidik yarıştıran çocuklardık biz: Kin tutardık. Kin tutmak, karanlığın lütfudur. Kin tutmak, racondur. Kin tutmak, hafızadır, unutmamaktır. Zehrini son güne, son darbeye, o saniyeler arasındaki tek vuruşa saklamaktır. Kin tutmak, bir insandan bir halk yaratmaktır! ~ küçükİskender
Yansıması kendi qöğsüne yöneLen vedaLarımız, suskunLukLara takıLınca bir bıçak arardık qönLümüzü døğrayacak.. HızLa eriyen bir qünün sLayt qeçişLerine kapıLır, yanık yüreğimizin daLqaLarLa sörfünü izLerdik…
Sen Şimdi Beni YanLız Sanıyorsun Ya,
AsLında Çok YanıLıyorsun.
Sen Ki Ruhumu Şarhoş Ederdin,
“KÖPEK ÖLDÜREN”de Bedenimi Sarhoş Ediyor,
Ve Beni, Senden Kurtarıyor ! !
…
Adı Üstünde Zaten “KÖPEK ÖLDÜREN”,
Her Sarhoş OLduğumda,
Seni Kaç Kere ÖLdürdüğümü Bir BiLsen !
DoğruLarımı
götürmeye yetecek kadar yanLış yapmadım bu hayatta.
Çok sıkıştığım
yerde boş bıraktım hep soruLarı.
Şimdi bıraktığım boşLukLarın
…birindeyim beLki de.
Ve ben kimsenin doğrusunu götürmedim bu hayatta.
En önemLisi de kimsenin yanLışı oLmadım
bu kenti yalnız koymak içine sinmemeliydi…
gülüşümün,
en saf
en temiz,
en içtenini sana bıraktım…
……bu sana yetmeliydi…
cezmi ersözDevamını Gör
Benden O’nu unutmamı istiyorsunuz!! Farkında mısınız ne çok şey istiyorsunuz.Sokak kenarlarındaki kaldırımları kırmamı,köşedeki ağacı yakmamı ve dalındaki kuşları öldürmemi istiyorsunuz.Bütün sokak direklerini sökmemi,yarım yamalak yanan sokak lambalarını kırmamı istiyorsunuz.Siz benden bildiğim bütün şiirleri ve dinle…diğim bütün güzel şarkıları unutmamı istiyorsunuz.Sigarayı bırakmamı istiyorsunuz.Kederlenmeyi,ağlamayı,kızmayı ve gülmeyi bırakmamı istiyorsunuz.Ve hatta siz; güneşin doğuşunu ve batışını bile yok etmemi,gece ve gündüzü,bütün mevsimleri birbirine katmamı istiyorsunuz benden…Üzgünüm dostlarım benden çok şey istiyorsunuz,ben zamanı durduramam…
Bu aşkın efkarı şarkılarda kahrı bende kalacak.. Sende ihanet gülüm bende matem kalacak.. Ayrılık başımı döndürüyor.. Kavuşmayı özlettin.. Intiharlar kuşandım.. Bu aşkı sen kirlettin.. Geçtim borandan kardan.. Yitirdim bahçeleri.. Ellerimi tutmazsan gülüm yatamam geceleri.. Yılmaz Odabaşı eLf
çok değişti senden sonra herşey değişti sayende yeni bir leyla mecnun yetişti Sen anılar albümünde yerin alırken aşkın bu ayrılığa karar vermişti…
Kopan bir ipe sımsıkı bir düğüm atarsınız ipin en sağlam yeri artık bu düğümdür ama ipe her dokunuşunuzda canınızı acıtan tek nokta yine o düğümdür
Gideceksin biliyorum,adım gibi hem de.
Üç vaktin birinde yarım
bırakıp bu öyküyü
Şarkıları susturup,şiirleri küstürüp te gideceksin…
Maviden
… öteye renk,sevgiden kutsal kavram,ölümden öteye adres yok.
Sen
yoksan hiçbir şey yok
ellerin avuçlarımda kaybolurduya hep,sessizliğinde öyle kayboldum birtanem…
garip bir his bu,güneşin rengini görüyorsun ama yakar mı bilmiyorsun,
aydınlığa vuran yaşlı bir yüz sahibi çizgilerim senden sonra daha da arttı
yanaklarının o masum pembeliğine muhtaç gözlerimin bebekleri
topuklarımsa bir uçurum kenarında haykır…ıyorken boşluğa sarktı
adını koyarmısın benim için nedir bu?sayamıyorum gelen ve gidenleri
sırtını güneşin ardında gördüğümde içinden fısıldadığın iki kelime vardı
hani hep ihtiyacın olduğunda sana yalvardığım gibi kelimeleri
hafızam yavaşladı,zor hatırlıyorum yüzündeki o masumane enstanteneyi
gözlerinde kendimi gördüğüm bir güzellik vardı sol yanımda adı aşktı
soyadını unuttum bir ”gül” vardı,
gülün beyazıydı,etrafına güzel kokusunu saçtı,beni ise…………………….
Zaman şimdiki zaman …
Ve sen artık hep Benim geçmişte kalan – yaram -..
hani bir gün özlersen
geri dönmek istersen gel
hiç düşünme bir an bile
BİR gülüşün yeter
hani bir gün özlersen
…geri dönmek istersen gel
hiç düşünme bir an bile
bir bakışın yeter
hani bir gün özlersen
gelipte beni göremezsen
hiç üzülme bir an bile
BİR GÖZYAŞIN YETER…Devamını Gör
sen söyle serseriler kralı istanbul
sen söyle iki gözüm
hangi merhem çâredir şu bizim yaramıza
yel üfürdü su götürdü gençliğimizi
elimiz boşa geldi meydanlarda kaldık
…meydanlar serseri biz serseri
sağımız sefalet solumuz ölüm
işte geldik gidiyoruz
kahrolasın
kahrolasın istanbul şehri
Attila İLHANDevamını Gör
Beklemekte olduğun şey, ancak onu
beklediğini unuttuğunda gerçekleşir; bu, evrenin ”Sen bakarken
soyunamıyorum” deme şeklidir…
Aç gözlü”yüm artık..
Gözlerine doyamıyorum!
Özgürlüğümü bıraktığım geçmişime hasret çekmemek elde değil..
Takıldım sana..
……Başka bir şey göremiyorum!
…Başka birine bakamıyorumDevamını Gör
Demiştim sana hatırlarsan: ” önemli olan zamana bırakmak değil zamanla bırakmamaktır” şimdi bana geçen o zamanın unutulmaz sancısı kalır (nazım hikmet ran)
Ben
yaşadıklarımınhiçbirini unutmam. Ama evet yeri gelir susarım. Canımı
çok yakanşeyler olur ama yinede susarım, tükenirim. Buna izinde
veririm…aslında. Salaklığımdan mı? Hayır.. Ben kimseye ”GİT” de
demem,diyemem.. O kişi vazgeçilmez olduğundan mı? Hayır.. Ona okadar
… şeye…rağmen okadar değer veririm ki,hergün yaptıklarına utansın
diye.. Ama birgün öyle bir giderim ki .. Kaybedeceğim hiçbirşey
olmaz! .Devamını Gör
Gittiğim eğer bensem söyle bana kimden gittim.. Sende yoktum zaten.. Ben yine bende bittim.. Nazım Hikmet
bu kentte her yağmur kendini ağlar..aklıma düşsen yalnızlık oluyorum..ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir..nerde kime üşüyorsun..artık kendini yakan bir ateşim..kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz..şimdi boş duraklara yaslanıyorum..boş kentlere..oysa “gel” desen gelecektim..(kahraman tazeoğlu-ARAZ
Yalnızca yağmur yağdığında seviyorum bu şehrin insanlarını..Herkesin yüzü gözü ıslak, Başları eğik omuzlarının arasında.Yağmur yağdığında herkes benim hep olduğum gibi(Ceyhun Yılmaz)
Leyla degilim dost,Lakin cagirirsan çöllere gelirim.Sana yalan halde
gelmem,Toplarim özümü yalın halde gelirim.Kapıyı caldigimda kim o
dersen,ben olmam kapinda sen olur gelirim.Sen gel de yeter ki, yola yük
olmam yol olur gelirim…(Hz. Mevlana) gülümc@n
kendimi korlarda denemişim ben.Senin alevlerin ellerimi ısıtır en fazla.Merak ediyorsan eğer,giderken ölümüme bıraktığın yalnızlık,kendisiyle yaşamayı öğretti bana.
Uslanmış değilim yani,ıslanmış olsam da gözyaşımdan…
Nutkuna
sığmazsın hiç bir lisanın, Yazamaz şair-i azamlar seni, Pabucu damdaydı
Monalisa’nın, Keşfedebilseydi ressamlar seni
Gönül bu kimi seveceğini bileydi
>Onca yanar mıydı?
Eğer aklı olaydı kalp asırlarca kanar mıydı?
Ömür aşkın kulu, aşıklar kölesi olmasa
İnsan bir anlık mutluluğu bir ömre sayar mıydı
Yok istemem diyen gönlüm çöle bile razı şimdi
Yanlış yola giden bendim lütfen dön gel Ben yazdım kadere hüznü, perişanı Sonu gelmez yinede bitemez ümitler Ama yoksa bahçemin eski şanı Sebebi koparılan çiçekler…
Seninle kalayım ne olur!”aradıgım Sen’sin..”Olmaz”
demis bosluk..”sen benımle kalırsan boslugumu doldurursun..O zamanda BeN “ben”
olmam..
alıntı
Biri gelir, diğeri kalır..
Gelen bilir yaşama ihtimalini,
Kalan çürütmüştür ümitlerini,
Gam doldurmuştur içini,
Saatinden sonra zevkine kaldırır kadehini..
…Gelen bir tek bunu bilmez,
Umud eder,
İhtimalleri köreltme çabasındadır doymuşçasına,
Yutkunur hayallerine ,
Tutunur geçmişine..
Zor olanı yapar gelen ve kalan,
Bunları yaşatansa bakmaz ardına,
Koşar adım uzaklaşır,
Bir tepeden bakar ..
Lanetler..
Kopartır düğümü en kalın yerinden..
Mustafa ÖzdamarDevamını Gör
Gözlerin gözlerime acil aranan kan grubu kadar lazımsa,
Ellerin ellerime en uygun kelepçeyse,
Ve bu kainatta bize göre her şey iki kişilik hazırlanmışsa,
-Adamım buyurun lütfen bu yürek sizin…
…-Kadınım ömrüm sizin,
‘Benimle yüreklenir misin’?
Bazen bir kadının gözünden aşağı kendini atıp, intihar eden bir gözyaşıyım…
Bazen bir adamın iki dudak arasından kürtajla alınan küfürlerin arasında saklıyım…
Bazen can kırığıyım, bazen eski bir yarayım…
Ayakları yerden kesen bir mutluluğum kimi zaman,
…Kimi zaman kabul olması için Allah’a yalvarılan bir duayım…
Tanırsınız beni…
Mutlaka gözünüz kör, kulaklarınız sağır olmuştur hayatta bir kez…
Ben AŞK’ım…
Ben, bir kadın ve bir adamın ayrılsalar dahi bir kez dünyaya getirip,
Onları ilk kez anne baba yapan çocuklarıyım
yağmurlu bir gökyüzü akşamı hani olur ya!düş
yorgunu bir martı gelir de hatırlatırsa beni“ziyan ömürler
kucağında kendine has ölümler büyüten bir deli çocuktu” dersin…hadi
git şimdigit ki gözlerine “ayrılık” değmesin…
diz üstü çok düşmüştüm peşinden koşarken ama ayrılığa yüz üstü düşmek başka oluyormuş.. artık bir yüzüm yok! Yok! Yüzsüzlüğünde yalnız kalma diye onu da sana bağışladım.. Nefesin nefesime değmesin diye oru…çluyken sana ne almaya geldin benden? yada nasıl bir acı bırakmaya?
Bir kez sevme hakkım vardı.. Ve ben milyonlarca insan içinde bu hakkımı sende kullandığım için çok pişmandım! Nerden bilebilirdim senden sonra, birisi aşk dediği zaman, dudaklarımda sus, gözlerimde yaş kalacağını.. Bir kere giyilen her şey ikincisinde biraz daha bollaşır.. Sen tam olmuştun üstüme! Şimdi kim gelse, bedenime göre aşk bulamıyorum..
yok muydu çaresi bu dünyada sensizliğin
sonu olmıycakmı acıların dertlerin
oysa bedeli ne acıymış sensiz yaşamanın
ödedim bir türlü bitmedi sen olmayınca
|
|
|
|
|
|
| Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …? Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan, Sanki benim hiç senim olmamış gibi… |
alıntıdır
kavrulmuşuz kum fırtınalı
yüzümüzün yanık iklimiymiş sevmek
sen gizli gizli iç çekerek
bense güpegündüz şiir çerçeveli
aynı sel yatağında ıslanmışız
uslanmadan tenimiz
hep öleceğimizi düşünmüşüz
bataklığımızı çöle dönüştürmüşüz
çölü aşmayı aşk bilmişiz
yürek yarası imkansızlığımız
şimdilerde
bahar akşamlı son kez portakal çiçeği
imkansıza teslim olmuşuz
yaşlı ve yaslı anılar yakınında
güneşli bir pazar günü
balkonlarımızda yan yana iki yalnızlık
ölmeye de yaşamaya da
gitmeye de kalmaya da
ön yargısızız
terk edilmiş bir kasaba iklimi gibi
tupturuncu ve yapayalnız…
Kağan İşçen
yakıcı bir toz bulutuyla dolu genzim
düşlerim ışıldarken taşralı bir temmuzla
sarı elbiseli değil belki ağaçlar
gene de sahiplenmiyorsun sokağımın
yalnızlığıma katılmasına
ve aldırmıyorsun
yankısız susamışlığına toprağımın
her şeyi bırakıp sana yaşamayı öğretiyorum
güneş acımasızlaşınca
çoğalır alıcısı pencerelerimin
uyku saatli
bir kente seninle bağlanmak
doldurur bütün bir yazın sıkıcı aydınlığını
balkonlar keşfederim önleri güze yakın
kış muştulu köprü izlenceleri
halk türkülü isyanlar
victor jara’nın elleri olur ağaçlar
kumrular gölge mahzunu halleriyle süzgün
onurlu
ağaçlar sevdamı kastanyak yaparlar yaz uykularıma
victor jara’nın elleriyle
umut bu
serden geçilir yardan geçilmez misali
zayıflar yüzün
benimse gülüş sıram gelmez bir türlü
gelmez bir türlü bana seslenme anın
bana susma anın
kurbanlaşır acılarıma sunduğun şarkı
zaman ve ses yitirince içeriğini
hiçbir unutkanlığımı bağışlamaz kirpiklerin
biter yaz
rüyalarımın temasında adın kalır
yaralı sabah başlangıçlarıma sargı bezidir gece
güneş acımasızlaşınca olsun
kaybolunca ya da
bir sen sonsuzlaşırsın
zayıflar yüzün
benimse gülüş sıram gelmez bir türlü
Kağan İşçen
Gülücük perisi neden uğramıyorsun yüzüme?
Bir Dilek tutsam olurmusun yanımda?
Her zaman Gülüşlere hasret ben,
Bu sefer benim yanımda olmanı istiyorum,
Nefreti,laneti bir kenara bırakıp,
Senli olmak, senle yaşamak istiyorum hayatı,
Uzakken mutluluk bana ,
Sen yaklaştır ufak dokunuşlarla bana,
Sana Çok ihtiyacım var,
Kendime çok ihtiyacım var
.Biz olmaya çok ihtiyacım var
Mustafa Özdamar
Benim içim acımaz mı sanıyorsun
Ben giderken yarım sende kaldı bilmez miyim
Her karanlıkta aklımda sen
Her şarkıda ağlayan ben
Senden gittim diye vicdansız mı sanıyorsun
Her sabah uyandığımda hala ilk merhaba sana
Her sabah uyandığımda yanımda öksüz bir günaydın alınmadık
Belli sahibi öğlen uykusunda
Ceyhun Yılmaz
Ne yani sahiden böyle mi gidiyorsun?
Ama ben hazır değilim ki sensizliğe
Beslediğim kuşlara ne derim?
Gitmesen ben belki bekleyemem
Özlediğim iç çekişleri,
Beklediğim cevapsız telefonları
Ve dünden ağır bugünleri
Yalnız yalnızlıklarla nasıl taşırım ben?
Sigaramdan duman çıkmazsa bir gün
Ben dünden de üzgünüm…
Bilme diye bulutlara aşık gibi bakıyorum gökyüzüne
Sen sev diye nerde başka sevda görsem
Elimle kapatıyorum yüzümü
Sen hiç sormuyorsun hüznümü
Seni seviyorum hep sen bilmiyorsun
Güneş varken ısınmaz her sevginin içi
Soğukta ayırırsın gülümseyişimi
Hüzünden gözleri yağmur rengi bu aşkın
Ağladığında görünmez bu yüzden
Anlamıştım zaten, durmazdın baktığım yerde
Biliyorum olmazdı, kirpiklerin yüzüme değmezdi!
Bile bile sevdim heyecanlanmayı
Güzeldi, sevgim çok güzeldi
Yüreğimin seni sevmesini sevdim
Sen bana niye kızdın ki?
Ceyhun Yılmaz
Bir sabah hıçkırıkla uyansan
Pencerelere koşup güneşi arasan
Umudun kenarını kemire kemire
Akşamı alsan odana
Beni ne kadar seversin kim bilir…
Sonbahar olsan, bütün kış sana ısınsam
Yağmur düştüğünde pencereme
Geldiğini anlayıp koşa koşa
Kısa kollu yüreğimle yollara koşsam
Döktüğün yaprakların kuruluğuna aldırmadan
Avuçlarıma alıp yüzüme sürsem
Göz yaşlarımla yaprakların ıslansa
Bu sonbahar gelsen
Gelsen de artık ağlamasam…
Ceyhun Yılmaz
Kavuşmak özgürlükse
Özgürdük ikimiz de
Elleri çığlık çığlık
Yanyana iki dünya
İkimiz iki dağdan
İki hırçın su gibi
Akıp gelmiştik
Buluşmuştuk bir kavşakta
Unutmuştuk ayrılığı
Yok saymıştık özlemeyi
Şarkımıza dalmıştık
Mutluluk mavi çocuk
Oynardı bahçemizde
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimiz de
O yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya
O dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizelere
Aramakmış oysa sevmek
Özlemekmiş oysa sevmek
Bulup bulup yitirmekmiş
Düşsel bir oyuncağı
Yalanmış hepsi yalan
Yalanmış hepsi yalan
Sevmek diye birşey vardı
Sevmek diye birşey yokmuş
Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konutlukta
Deprem kargaşasında
Yaşadım birkaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimiz de
Acılardan arta kalan
İşte bu bakışlarmış
Kuğu diye gözlerimde
Gün batımı bulutlarmış
Yalanmış hepsi yalan
Yalanmış hepsi yalan
Savrulup gitmek varmış
Ayrı yörüngelerde
Hasan Hüseyin Korkmazgil
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı,
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullular
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydiki sevmek
Ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bırakasalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatrı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.
Cemal Süreya
Sonbaharda rüzgara kapılıp aşık olduğu o daldan koparılan bir yaprak gibiyim… Rengim soldu… Artık kendi isteklerim yok… Güneşe dönmüyorum örneğin… Rüzgar ne tarafa eserse oraya doğru gidiyorum… Tekrar canlanmam için önce o yalnız yaprak gibi toprağa karışmam lazım… Belki ancak o zaman yani yeniden doğduğumda yeniden sana aşık olabilirsem işte o zaman geçmişte yaptığım hataların hiçbirini bir daha asla ama asla tekrarlamam… Ve mevsim sonbahar olunca rüzgar ne kadar kuvvettli eserse essin beni senin kollarından başka bir yere asla götüremez… Buna asla izin vermem eğer BENİ YENİDEN SEVERSEN…
Alıntı
|
Yıkılmak,ezilmek her gün biraz daha
Dostlar değişiyor aldanmalar değil,
Aksimizden eser yok şimdi o sularda
Çirkin olan biziz aynalar değil…
Şerefsiz ellerin şerefe kaldırdıkları
Şişeler,kadehler o cam kırıkları
Götürün,götürün bu aydınlıkları
içimde güz başladı ilkbahar değil,
Ne bir anlayışlı el,ne bir dost bakış
Biraz ümit,biraz hayal sonra aldanış
En güvendiğimiz tepelere kar yağmış
Deniz o deniz değil,dağlar o dağlar değil…
alıntı
Seninle yaşanacak bir aşkın öyküsünü
Bir giz gibi derinden dün yaşattı gözlerin
Sunduğu sevinçlerle o eşsiz bahar günü
Yemyeşil bir adaktı, bir murattı gözlerin.
Acılar uzaklarda, mutluluklarsa yakın
Bir kaç saat içinde kaç yıldı yaşattığın
Gözlerime sevgiyle bakarken, bana aşkın
Ölümsüz olduğunu hatırlattı gözlerin.
içimde tek sen vardın, düşüncemde yalnız sen
Birbirimizden uzak yaşadığımız o
en güzel yıllarımızı elemle düşünürken
Hem ağladı sessizce, hem ağlattı gözlerin.
alıntı…
Ben seni kocaman bir yürekle sevdim.
Gözlerim değil, yüreğimdi senigören.
Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime.
Bir başka yerde olamazdın zaten.
Sen, benim en değerli yerimde,
yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın.
çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek,
ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni.
Herhangi bir konuk değildin artık.
Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama.
O yüreğin gerçek sahibiydin.
Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya… Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle.
çiçek çiçek açtın yüreğimde.
Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında.
Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelya idin pembeliğinle.
Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi.
Ve maviydin… En çok bu renkle anmayı sevdim seni.
Denize tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düşünemedim.
Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da…
Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık.
En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana.
İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm.
Beni öylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız,
içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle…
Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu.
Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim.
Sen elimden tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi.
Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim.
Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim.
Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm.
Ve o göle bir tek sen girebilirdin.
Sevdim ve hayrandım da… Her halin çekti beni.
Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu,
olgunluğunu sevdim.
Sesini de sevdim suskunluğunu da.
Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim.
Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu
zaman.
Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni
yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.
Seni severken yorulmadım. çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim.
Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın.
Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.
Sevdim işte ötesi yok…
Yokuş yukarı çıkmaktan yorgun düşsemde
, güzeldi senin yüreğinde nefes nefese kalmak…
alıntı
Kolaydır aslında noktalar koymak biten cümlelere, zor olan başlamaktır söze…..
Kolaydır kandırmak kendini çünkü alışılmışlığın vardır yaşanılan sahteliklere ,zor olan bakabilmektir gözlerini kırpmadangözlerinin ta içine….
Kolaydır aslında seni sevitorum demek zor olan taşımaktır o sevgiyi her an her hücrende….
Kolaydır ölmek çünkü hissizlik vardır ucunda yaşanılan bunca acının bitişidir,, zor olan yaşayabilmektir…
YALANSIZ,ONURLU WE ÖZGÜRCEEE
alıntıdır
| Seni Seviyordum
Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi… Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesten başkaydı işte… Güldüğü zaman yukarıya bakardı; Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı… Ne güzeldiler sen bilmiyordun… BEN SENİ SEVİYORDUM… Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu Geri dönüyordu, çoğalarak Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteleyişim oluyordun Kalp ağrısı oluyordun, Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun, Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk, Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk Cesurduk… Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller… Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun… Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra Yağmurlar yağdı, serin haziran akşamları Derken bir gün uzaktan gördüm seni… Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı Kalbimi acıttı her zamanki gibi… Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi… |
| İclal Aydın |
Sen bu satırları okurken ben cok uzaklarda olacağım…
Böyle başlardı bütün bildiğimiz mektuplar,
Biliyormusun? Bu ikimizin hikayesi,
Şu anda nerdesin, ne yapmaktasın;
Bildiğim yerlerdemisin yoksa hiç görmediğim bir evin penceresinde mi,
Sevdiklerin özlemi sardımı nicedir kalbini,
Pişman mısın başlamadıkların için, iç cekiyorsundur şimdi
Düşünüpte yazmadığın yazıpta yollamadığın mektupları saklıyormusun hala,
Kafanda hep aynı cümle biliyorum ne olacak halim,
Ah, biriktirdiğimiz bütün hevesler nasılda hızla tükendiler.
En çok kimi özledin, en çok neyi bekledin?
Şimdi düşlediklerimin neresindesin…
Dedim ya.
Bu ikimizin hikayesi…
Islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı,
Bizi buluşturan kaldırımları,
İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum.
Ben unutmadım diye
Hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleri
Hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği
Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman cenkliği,
Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri,
Ne Olacak Halim…
Çabuk mu büyüdük dersin
Biliyorum..
NE Olacak Halim…
Sen bu satırları okurken, ben nerde olacağım kim bilir.
Neleri bırakmış olacağım birde,
Ne aşkları
Ne başlangıçları
Ne ayrılıkları tıpkı senin gibi.
Biliyormusun…
Tek sorum var kendimle şimdi
Ahhh
Ne Olacak Şimdi Halim….
| Kar
Karlı bir aksamdı Ankara da Uçak babama selam söyle, Beni kötü rüyalarımdan uyandıran, sevdiğim ilk adam bir bilsen! Kitapların bende, kelebekler gibi kar taneleri, |
| İclal Aydın |
Ne zaman eskiyor sevgiler anne. Ödenen acıların bedeli geçince mi?
Yağmur yağıyor. Mutfak camındayım. Nasıl üşüdüğümü
bilemezsin. Menekşelerim çiçek vermiyor artık anne.
Söylediğin gibi hep dibinden su verdim ama…
Şimdi telefon açsam sana, sesini duymak da yetmiyor ki.
Hep aynı cümleler; “Babamlar nasıl, ilacını aldın mı?”
Nedenini bilmediğim bir ağlamak var içimde.
Bir yerlere sığdıramıyorum yüreğimi. Bazen mutfakta
dalıp giderdin yemek yaparken, tahta kaşıkla
tencerenin başında öylece ne düşünürdün acaba?
Özlemek çok fena anne. Anlamak seni; daha da fena…
Omuzlarım ağrıyarak uyanıyorum sabahları.
Benim kızımın omuzlarımı ovmasına daha çok var.
Gittikçe sana mı benziyorum ben, ya da
“Annenin kaderi kıza” dedikleri doğru mu?
“Baban eskitir her şeyi kızım” demiştin bir kez,
anlamaYağmur yağıyor. Mutfak camındayım. Nasıl üşüdüğümü
bilemezsin. Menekşelerim çiçek vermiyor artık anne.
Söylediğin gibi hep dibinden su verdim ama…
Şimdi telefon açsam sana, sesini duymak da yetmiyor ki.
Hep aynı cümleler; “Babamlar nasıl, ilacını aldın mı?”
Nedenini bilmediğim bir ağlamak var içimde.
Bir yerlere sığdıramıyorum yüreğimi. Bazen mutfakta
dalıp giderdin yemek yaparken, tahta kaşıkla
tencerenin başında öylece ne düşünürdün acaba?
Özlemek çok fena anne. Anlamak seni; daha da fena…
Omuzlarım ağrıyarak uyanıyorum sabahları.
Benim kızımın omuzlarımı ovmasına daha çok var.
Gittikçe sana mı benziyorum ben, ya da
“Annenin kaderi kıza” dedikleri doğru mu?
“Baban eskitir her şeyi kızım” demiştin bir kez,
anlamamışım meğer, eskiyormuş anneciğim.
Omzunu ovacak kalmıyormuş meğer aynı evin içinde.
Şimdi duysan bunları ne üzülürsün; mutsuz mu kızım diye,
çoktan kendinden vazgeçmiş bir sesle. Mutsuz değilim de anne,
yağmura ve mutfağımdaki kedere çare bulamıyorum.
Evimi topluyor, toz alıyor, patlıcan kızartıyor,
televizyon seyrediyor, akşam çalan kapıyı açıyorum,
açtığımı gören olmuyor.
Pişirdiğim yeniyor da, güzel olmuş denmiyor.
Çay demleniyor, demleniyor, demleniyor…
Kederim mutfağımın her yerine yerleşiyor.
Ah nasıl eskiyor her şey anne, nasıl eskiyor.
Eskilerimi de atmaya kıyamıyorum. Seni çok özlüyorum.
Bana yasakladığın bahçeler, sana da mı uzaktı hep?
Gidemeyişine ağladın mı sende?
Ne zaman eskiyor sevgiler?
Ödenen bedellerin acısı geçince mi?
İşte böyle….
Kalbimde bir acı. Şarkılar seni söyler.
Haklıydın Hep Sen, Acılar Bedava
Mecburduk Hep Uzaktan Bakmaya
Çok Yorgunum Ben Eski Bir Saat Gibi
Hırpalandım İstanbul Gibi…
alıntı…
|
Kaçmaya çalıştığın gerçek, |
Hangi şiire başlasam suskunum sana
Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun
Güneşte kavrulan bir kum tanesi
Çatlayan dudaklarım oluyor her gece
Yağmura suskun, yaşamaya suskun
Haykırabilsem belki bir nehir köpürebilir sesimde
Silinebilir kuraklığın bütün izleri
Upuzun çöller vadileşebilir içimde
Hangi güzelliği özlesem suskunum sana
Yürek boşluğunda bir of kadar suskun
Özlüyorum seni masmavi
Koşuyorum sana bembeyaz
Ve kahroluyorum bir anda kapkara
Ah oluyorum, of oluyorum
Ve susuyorum
Oysa haykırabilsem
Işık yumağı bir pınar olur soluğum
Hangi türküye uzansam suskunum sana
Ağıt ağıt, özlem özlem suskun
Tut ki vurulmuşum
Aşktan ve kandan bir damla olmuşum
Bir saçların rüzgarına
Bir de ağzının kıyılarına konmuşum
Hangi dalga silebilir beni senden
Hangi kasırga koparabilir
Ben saç tellerinde bir ezgi olmuşum
Coşkuların her şahlanışında
Sana deprem deprem susmuşum
Ve sana susmaktan inanki yorulmuşum
Yeter olsun gözlerinde ışık fırtınası
Sözlerinde baskı yasası yeter
Hangi kavgayı özlesem suskunum sana
Zafer sabahlarında gece kadar
Bayram sabahlarında yas kadar suskun
Böyle güzelliklerede
Böyle suskunluklarada lanet olsun
Al bu suskunluğumu al artık
Al ki;
Bütün gürültüler kahrolsun…
alıntı
Ölüm İlişkileri’nde yaşayanlara…
Bir gün, tıpkı karşılaştığımız gece
benim olduğun yaşta, bana dönmek isteyeceksin;
yüzünde solmuş kaç sabahın birikintileriyle,
yorgun olmaktan çok, aşınmış;
yüzüme kapattığın onca kapıyı
artık omuzlayamadan,
seslenmek isteyeceksin.
Zamana diş bileyeceksin o gün, belki ilk kez;
bir zamanlar dokunulmazlığına inandığın için,
yanlış çıkarttığın bütün günahların ağırlığıyla.
Hep izlerinin sürdüğün yüz ve ten çizgileriyle
insanlara yaş biçtiğin günleri anımsayacaksın,
hani titreyen parmaklardaki sıcaklığı hiç duyamadığın.
Bir gün, tıpkı karşılaştığımız gecede olduğu gibi,
dirseklerimizin birbirine değmesini isteyeceksin,
onca çizgi peşinde koşmanın günahını
artık en bulanık aynalara bile çıkartamayarak.
Yaşamından gelip geçmiş olanları sayacaksın;
hep bir iki geceliğine,
bedeninde otel gibi kalmış olanları,
en kısa ömürlü sevgilerin imzasını bile
hiçbir sayfana atamadan
ve sonra bir de gerçek yitirdiğini;sana
yüzlerindeki çizgilerin ardından,
en duyarlı kalemlerle, yalnız sana giden
yolların haritalarını çizmiş olanları.
Bir gün, tıpkı karşılaştığımız gece
benim olduğum yaşta, beni arayacaksın,
solmuş onca haritanın çizgilerini
aşınmış bakışlarınla seçemeksizin.
Merhaba vefasızım
Göçmen kuşların dünyasından
Hoş geldin tozlu kafesime.
Geleceğini bilseydim
Etrafa saçılmış düş kırıklarımı toplardım
Kusura bakma
Dağınık tümcelerle karşıladım seni.
Dikkat et!
Düş kırıklarım ayağına batmasın
Terliklerimi sana vereyim
Ben alıştım bu acılara
Sen dayanamazsın.
Mâzur gör kekeleyen sözlerimi
Dedim ya,
Tümcelerim düş kırıklarım,
Ortalık darmadağınık…
Neden geldiğini bilmiyorum
Ama gözlerin yetiyor anlamaya
Ve anladığım kadarıyla
Bıraktığın beni istiyorsun.
Keşke bulabilseydin
Keşke kalabilseydim öylece.
Simdi söyleyecek söz bulamıyorum
Nerden başlasam bilmiyorum
Oysa bildiğini sanıyordum…
Haberin yok mu?
Yokluğunla evlendim!..
alıntı ..
Aşk herşeye rağmen varolabilmekti hani…
Suskun bahara ses vermelisin
yorgun bedeninle süslenmeli sokaklar
Avucunda bir kaç demir para tutan çocuğu seyret
ve biraz ötede
titreyen elleriyle bebeğini sımsıkı tutan
şu serseri anneyi
Hani bir zamanlar vazgeçmeyen bir sen vardı
Umutla eşlenik zamanlar yaşayan
şimdi gözyaşlarını ayaza teslim etmiş sen…
Cesaretine meydan okuyor insanlar duyuyor musun?
Geçmiş zaman hikayeleri anlatamam
geçip gitmiş bir zamanı sorgulayamam çünkü
ama ya aşk?
Bedeninle son bulan o tarifsiz duygu
ne oldu onca yol katettiğin şeylere
hani hüsran sabahlarda tenini ısıtan bedenler
yalnızlığın derin kuytusunda bir çift göz
sıcacık yüreklerde demlenmeye bıraktığın bir fincan kahve…
Arnavut kaldırımlarda sürüklediğim yosma
şimdi nerdesin?
Mertlik bozuldu diyorlar
çünkü sonu gelmeyen namelerin donandığı
mektuplar tedavülden kalkmış
ya ilk gençliğimde teninle zevkten titrediğim sen
Kısa zamanlara sıkışan arzulu saatlerim
onları da alabildiler mi senden?
Her şiirimde yazarım zaten
ben bu hayatta neyi yitirdiysem
dudaklarımı mahkum ettiğimden
suskunluğu bahar mevsimlerine adadığımdan yani
Mevsim şimdi sonbahar
Seni görmeyeli seneler olmuş
ama mevsim hala sonbahar
geçmişin bir kaç izi var
biri sen biri aşk biri de…
sahi senden kalan izlerin sayısı var mıdır bedenimde?
sensizliğin izleri belli
her kaldırım taşı bir iz bende
Ben hala şu küçük çocuğu seyrediyorum
sen de seyretmelisin
vazgeçmediğin herşey o küçücük bedende gizli
Aşk herşeye rağmen varolabilmekti hani
Herşey zamana kurban gitti
peki ya sen
neden gelmedin?
Gidenlere karşı durabilmektiyse hayat
peki ya ben
neden sensizim?
30.10.2003
Aşk için bahar.Tehlike her yerdedir…Vuruluverirsin hiç ummadığın birine.Ama öyle çarpar ki kalbin, duracak gibi aldatır seni.Bahardan sonra yaz gelir…Hepimiz biliriz, sabun köpüğü gibidir yaz aşkları.Bence öyle basit değil.Henüz silinmedi hiçbirinin yarası benden.Aşk gitti ama acısını bıraktı, iz kaldı.Güz aşkları mevsimine dönünce dönence, pencereye sinmiş insanlar gelir gözümün önüne.Ve yavaş yavaş görünürler etrafta.Kimi yaza girerken terk ettiği aşkını, kimi yaz aşkını düşünür.Kimi ayrılık planlar ama hala yüreği yanar.Kimi terk edilmişliği sindirmeye çalışır.Çok azdır taze aşk yakalayan. Sanki bir doğum öncesi ölüm gibidir.Sonra kış gelir.Kimi yüzsüzler yazın hiç aldatmamış gibi eski sevgilisine döner;kimi sadıklar kavuşur…Kimi yalnızdır, kimi yorgun…O yorgunlar için kış uykusu başlar…Belki de taze baharlara, taze aşklara enerji depolarlar…Aşk dört mevsimdir herkesin sözlüğünde.Ama nedense bana bu anlattıklarımı çağrıştırmaz.Saçmaladım belki de bir paragraf boyu.Yalan attım.Aslında doğru olsalar bile yalanlardı çünkü, hissetmediklerimi yazdım.Ezbere konuştum.Aşk , kelimesi içimde gebe olduğum bir kelimedir.Her duyuşumda doğum sancısı çeker, doğuramam.Ama gözlerimin önüne o gelir.Sadece bir bakışına karın ağrıları, suyla yatışmalar.Bir tebessüme ömür bulmak.İtiraf.Saatler süren telefon konuşmaları.İlk duygular, çocuksu güzellikler.Ve sonra….. Nefessiz kalmacasına ağlamalar.Izdırap çığlıkları…Kış..Kış..Kış….. Azap….Ve sonunda doğan gün….Hemen her mevsim aşık olmuşumdur birilerine….Hatta sonbaharda bile…Ama onca ufaklı büyüklü sevda içinde, böylesine derinde var olan,böyle yaktı mı iz bırakan, bu kadar çaresiz bırakan,bu kadar arzu illetine hasta eden, bu kadar dizginsiz, sorgusuz,başına buyruk, acımasız, bu kadar bugünsüz sevda görmedim.Ve işte hiç biri böyle koyup, böyle yıkıp gitmedi.Ondan önce hiç biri içimden bir şey götürmemişti.Ondan sonrası zaten götüremez çünkü, götürülecek bir şey kalmadı..İşte o insan, beni aşka karşı böyle kelimesiz böyle hayretli, böyle çaresiz, isteksiz bırakıp gitti..Şimdi ben nefretten bile aciz isem bana bir şeyler borçlu.İçimden söküp aldığı bir şeyleri.Bana beni borçlu.Herkesi seven o sersem yüreğimi..Benden alıp kaçtığı o masum kızı borçlu.Bana bir dün, birde yarın borçlu.Benim ne günahım vardı da aşk için üç kelime etmekten aciz kalacaktım.Benim ne günahım vardı da her mevsim başka meyve yemek varken iştahsız kalacaktım.Yoktu elbet günahım..Onunda yoktu ya..Öfkem susmama engel…Ama ikimizin de suçu yoktu…Suçlu yoktu..Benim mevsimim sonbaharsa, yaza, kışa, bahara dönmez…Benim gibilerin nasibi pencere önüne sinip, mazide yaşamak,kendinle kanlı bıçaklı düellolar yapmak…Kendinle savaşmak , hırpalamak…Yaptığının farkına varıp ,bir de üstüne onun için cezalandırmaktır..
alıntıdır
Gel desem sana…
Hiçbir şey sorma hiçbir şey konuşma sadece gel…
Gelir misin?
Hiçbir şey sormadan yine benimle yürür müsün sonu belirsiz…?
Bakmasan görmesen duymasan beni günlerce… Aylarca belki….
Yine beni sever misin?
Gözden ırak olan gönülden uzak olurmuş derler ya..
Yanımda olup uzak olanlardansa uzakta olup içimde olmayı becerebilir misin?
Aylar sonra yıllar belki..
”Seni sevdim..Senden gelen iyi-kötü her şeyi sevdim.Ve hep seveceğim..”
Diyebilir misin..??
Yanında otururken bile zaman zaman beni deli gibi özleyebilir misin??
Her ayrılışımızda sabaha bir daha görememek korkusuyla delirir misin?
Her gelen telefonda ‘ben’ diye irkilir misin sebepsiz..?
Beni her dakikana taşıyıp yaşamayı becerebilir misin??
Beni ben gibi sevebilir misin??
Delirsem bir gün..”Canıımmm…” diye yine sarılabilir misin?
Kapris yapmak istesem…
Yapsam hatta şımarıp kalabalıklarda elimi tutabilir misin?
Hayat bir gün bana oynarsa maskeleri yırtıp her yerimden yine beni görebilir misin??
Ne şart ve konum olursa olsun göz bebeklerimin hep aynı bakacağını bilebilir misin?
Ya da ben hayatla oynamaya kalkarsam bir gün nefesimden sıkılıp
Ölsem bir gün yaşadığın her gün için benimle ‘bir saniyesi için bile pişman değilim’ diyebilir misin?
Sevgilim ol diyorsun bana…. Sen bu sevgiyi kaldırabilir misin?
alıntıdır
Ben; anlamsız kavgalarla,
Ben; yarınsız sevdalarla,
Ben; anlatılan masallarla yitirdim inancımı…
Kuralsız insanların sahte cennetlerinde, yanlışı doğrudan, karayı
beyazdan, adamı adamdan, insanı insandan ayırmakla geçti gençliğim.
Ben; kan gövdeyi götürürken,
Ben; can bedenden ayrılırken,
Ben; kan damardan çekilirken, öğrendim yaşamayı…
Başarmak için inanç, inanmak için yürek, kazanmak için bilek
gerekliymiş. Adımlarını sert basmalı, yumruğunu sert vurmalı, sesin gür
çıkmalıymış. Taş kadar ağır, taş kadar sağır, taş kadar küçük, taş kadar büyük
olunmalıymış. Karnın açken bile kuyruğun dik, belin bükülse bile başın
hep dik kalmalıymış…
Şimdi tanıdınmı beni?
ADIM : …
SOYADIM : …
Biz sevdiğimizi gün olur başımıza taç yaparız….
Biz sevdiğimizi gün olur bağrımıza taş diye basarız.
EN SONUNDA
En sonunda bitti.. Bittiğine üzülmüyorum ve seni özlemiyorum..
İlk defa ayrılığı seviyorum.. Senin söylediğin gibi.. En azından
içindeki ben kirlenmeyecek.. İşte bu yüzden bu ayrılığı seviyorum.. Bu yüzden
akşamları yastığıma sarılıp ağlamıyorum.. Bu yüzden sabahları uyanınca
gözlerim gözlerini aramıyor!!!! Bu yüzden senden vazgeçmek daha kolay..
İçindeki yani hayalindeki ben gerçek ben ile kirlenmeyecek….
Bazen kendime nasıl bu hale geldik diye soruyorum; ilişkide neden nasıl
gibi soruların sorulmaması gerektiğini bilmeme rağmen.. İlişkinin
muhasebesi yapılır mı? Ben ilk defa yaptım.. Ne verdim ne aldım diye
düşündüm.. Çok şey almışım ama hiçbirşey verememişim.. Bu da benim
eksikliğim.. Gerçek benin eksikliği.. Senin hayal ettiğin olduğunu düşündüğün
insanın değil.. Benim eksikliğim..
Gece ilerliyor.. Diğer eksikliklerim aklıma geliyor.. Sevdiğimin
hayatındaki sorunlara ortak dahi olamayan beni düşünüyorum.. Bak gördün mü bu
bile sendeki benden farklı.. Ama diyorum ya ben buyum, ben böyleyim..
Beni tanı..
Neredeyse sabah oluyor.. Bu seferde en büyük eksikliğim aklıma
geliyor.. Seni düşünüyorum..
Şimdi git.. İçindeki ben daha fazla kirlenmesin..
Not : Avuçlarında ben, burnunda benim kokum.. Ben seni çoktan unuttum..
Sen beni unutamayacaksın..
Sensizim.. Üşüyorum!
Bu sana yazdığım son satırlar…
Bu dinlediğim son şarkı bizim üstümüze söylenmiş. Kilit vurdum kalbime,
umutlarıma. Ne bundan böyle sevdaya dair bir şeyler beklenebilir
yüreğimden ne de nefret edebilirim birinden. Ben hamal değilim ki; hep
kahrını taşıyım ömrün; Alın atık üzerimden hayata dair ne varsa. Alın sevdaya
dair acıları, paylaşın aranızda…
Sen sanıyorsun ki, kolay geliyor gidişin bana.. Arkanı döndüğün ilk
andan gözlerim gülecek mi yeniden sanıyorsun? Söylesene! Sen ne sanıyorsun
aşkı, sevgiyi, söylesene! Kolay olan, kaçmaksa, yalansa, vazgeçişse;
ben zor olanı seçiyorum ve Seni Hala Seviyorum.
Sen öyle san, farzet ki her şey çok kolay… Gittiğini sandığın sen,
giderken bende kalanlarını, yani seni, yani aşkı, yani bizi alamayacaksın
benden…. Geri vermeyeceğim onları, benim onlar, bana ait.
Biliyor musun, acı olan asla gidişin değil.. Belki bir gün sevmeyi
öğrendiğin de yanında ben olmayacağım.. Bir sabah gözlerini yeni doğan güne
açtığında başkası olacak yatağında.. Benim içinse sadece “sen” var
olacak baktığım her yerde… Ve işte ilk defa o gün sebepsiz ağlayacağım, o
gün yaan yağmur gizlemeyecek gözyaşlarımı. Kim bilir belki de aynadaki
hayalin ilk kez asacak suratını bana ve o sabah sensiz ve üşümüş
uyanacağım!
Her şeyin bir bedeli var biliyorum ve bende bu bedeli ödüyorum.
Ödediğim bedel sensizlik, yalnızlık, aşksızlık Oysa yüreğim her şeye rağmen
mutlu olmanı diliyor….
Seni bulduğum yerden başlıyorum yürümeye.. Seni düşünüyor ve gecenin
ayazında üşüyorum.. Veda bile etmeden gidişin geliyor aklıma, sadece
susuyorum.
alıntıdır…
Sen hiç duydun mu baska bir yüregi kendi gögsünde atar gibi…
Üzüldün mü, yanaklarindan süzüldü mü hiç bir baskasinin gözyaslari…
Yabanci hıçkırıklar gelip düğümlendi mi göğsünde…
Düşündün mü geceleri…
senin olmayan rüyalar gördün mü…
senin olmayan birini sevdin mi?
Gökyüzüne baktin mi , yıldızlar düştü mü güneş doğdu mu
her gecenin sonunda ?
Uyandın mi başka birinin sabahına?
Hiç sevdin mi sen,
Duydun mu baska bir yüreği kendi göğsünde atar gibi…
Gülümseyişini hissettin mi belli belirsiz
senin dudaklarındaymışcasına yakın…
Sıcak…
Hiç sevdin mi senin olmayan birini?
Senin olmayan bir şehirde,
bir gecede, bir bedende yaşadın mı hiç?
Sen hiç gerçekten sevdin mi senin olmayan birini
daha az sewiyorum seni, unutur gibi sewiyorum,
azala azala. aramızdaki uzaklığın karanlığında geceler kısalıp gündüzler uzuyor öyle olunca.
daha az seviyorum SENİ kendini iyileştiren bir yara gibi daha az. ve zamanla sen geceyi tutuyorsun,
ben nöbetini
Sen kendi dünyanın renkli rüyalarında yaşıyorken uçarı sevdalarda,
Düşlerle gerçeklerin ayrı dünyaların mahsulü olduğunu yaşattın bana…
Evet ayrıldık..acı bir tecrübe olsa da benim için;
Sanma ki bu yara ömür boyu kanayacak.
Sanma ki bu yürek sana teslim olacak
Sanma ki acıların koynunda tükenip bitecek…
Bir sabah uyandığımda kalbimin ağrımadığı gün,senin kahrolduğun gün olacak.
Ben seni üç ayda sevdim,bir gecede de bitirdim seni..
Hatırlarmısın? bir gece yarısı beni arayıp;
“sensiz olmanın düşüncesi girdi aklıma uyuyamadım.Ne olur böyle bir şeyin olmayacağını söyle bana” dediğin gece kalbimi alıp götürmüştün benden.
Sensiz olmayacaktım,sen dışında kimsede olmayacaktı artık dünyamda.
“Senden başka kimse istemiyorum dünyamda.Benim hayatım senin olduğun yerde”
deyişlerini anımsıyorum…
Şimdi ise yorgun yüreğim aşka burun kıvırmanla,
hiçbirşey olmamışcasına davaranışlarınla usta işkencelerde..
ama yenilmeyeceğim,boynumu eğmeyeceğim çekip gidişine..
Beynime sıktığım kurşunla bitirdim seni bitap düşmüş yüreğimde…
Sen bu gönülde doğan en büyük güneştin anlayamadın,
Ama bu gönülde batan en küçük sen sandal da yine sen oldun bunuda çok iyi anladın…
Her zaman içimde bir yerlerde siz görmeseniz de… İçim kararıyor… Özenle yaptığım tek şey sonumu hazırlamak…
İçimdeki karanlığı büyütüyorum herkesten gizleyerek… Uzaklaşsanız da benden, dokunmasanız da içimdeki karanlığa anlamalısınız beni, içimdekileri. Karanlık… Gittikçe büyüyorlar içimde ve ben dur diyemeyecek kadar yorgunum onlara… Katlanamıyorum size anlamıyor musunuz? Hiçbir şey sandığınız kadar kolay değil hem de hiçbir şey…
Açtığınız boşluğu saklamak için kendimden, daha büyüğünü yaratıyorum içimde… Ne alaycı biriyim aslında nede acımasız… Sadece anlıyorum çoğu şeyi hatta sizin anlamadıklarınızı bile… Bu yüzden belki de yaptıklarım, yapacaklarım
Her şeyin kurtuluşu açık aslında… Kimse yokken uçmak… Her şeyin sonu hayatın, acının, benim… Karanlık beni çağırıyor içine… Tutunacak dallarımı çoktan kırdınız… Gidiyorum… Gökyüzünde her şey farklı… Her şeyin sonu geliyor benimde…
Neydi içimdeki karanlığın adı? Ölüm mü? …
Aşağıda herşey giderek küçülüyor küçüldükçe bütün yollar birbirine benziyor nbütün ağaçlar bütün evler… Küçüldükçe,birbirine benzedikçe herşey hızla çoğalıp yokoluyor. Seni de böyle küçültebilecek miyim içimde O kentte seninle yaşanan o kocaman o küçük zaman dilimini diğerlerine benzetip çoğaltabilecek miyim?Yokedebilecek miyim? O kentin yollarında kaybolmuştum ben bütün sokaklar senin kapına çıkıyordu.Orada hangi evin kapısını çalsam sen çıkıyordun karşıma, belki de ben hep senin kapını çalıyordum. Baktığım bütün insanlarda bir parça seni gördüm,yüreğim irkilerek…
Günlerce sen indin taksilarden bütün telefonlarda senin sesin soluduğum havada bile sen vardın.Durmaksızın senin kokunu doldurdum içime O kentte seninle boğulup kalmıştım.
Seninle yaşamak herşeye rağmen güzel,upuzun bir düş gibi geliyor bana.Ama yalnızca bir düşle ne kadar yaşayabilir ki insan… Seninle yaşadığım tutkunun sende dokunduğum tenin, her gittiğim yerden alıp beni sana getiren kokunun ansızın tükenip yokolabileceği korkusuyla daha ne kadar yaşayabilirdim. Üstelik artık yavaş yavaş karabasana dönüşen bir düş. İkimizde o kentte oldukça hiç bitmeyecekti.Kimbilir belkide o kentin kendisi bir düştü.Bir başka kentte sevebilir miydim seni? Seni sevme cesaretini bulabilir miydim kendimde?Seni sevme sabrını gösterebilir miydim?
O kent uçsuz bucaksız karmaşası içinde her gece akıl almaz raslantılarla yaşanıyor biliyorsun Her gece bütün günahları saklıyor karanlığında . Yoruyor insanı;bitmez tükenmez bir yorgunluğun içinde uyuşturuyor. Öylesine uyuşturuyor ki yaşanmış bütün hoyratlıkları, bütün düş kırıklıklarını çarçabuk unutuyoruz..Unutulmayan düş kırıklıkları ya da en derinden yaşanan pişmanlıklar hiçbirşeyi yeniden başlatmaya yetmiyor.
Doğru sen milat oldun benim yaşamımda “Bir ömürde kaç kez milat yaşanır” bu soruyu sorarken ne kadar güvenliydin kendine… Oysa bana seninle yaşadığımız milattan önce de yaşadığımı bilmek yetiyor.Sende bilirsin doğada hiçbirşey tümüyle yokolmaz .Her nesne dönüşür yalnızca, sürekli olarak dönüşür yeni birşeylere. Doğanın sonsuz devinimini yaratır bu dönüşüm Bütün bunları senden öncede biliyordum ben. Şimdi senden önce nasıl yaşandıysa senden sonrada öyle yaşanacağını bildiğim kadar iyi biliyordum üstelik.Bunu bilmek öylesine güç veriyor ki bana yaşanmış tüm düş kırıklıklarını, unuttuğum tüm pişmanlıkları yeniden anımsıyorum. Beni her an biraz daha tüketen yokluğunu,bendeki yokluğuna dönüştürebileceğime de daha çok inanıyorum artık.
“Kaçış bu”dedin bana .Sesin öfkeliydi. Ellerinden anladım şaşkınlığını. Seni bırakıp gideceğime hiç inanmamıştın biliyorum.. Oysa yanıbaşında gecelerboyu hazırlandım yokluğuna farketmedin. Karanlığa sığınıp usulca uykusuzluğumu değdirdim uyuyan bedenine. Senin koynunda ellerimi saçlarında gezdirirken her gece yeniden yitirdim seni.Bir daha dönmemecesine her gece bırakıp gittim. Yapamadım. Uykusuz sabahlarda yeniden çaldım kapını.Beynimdeki o deli,tutkulu çığlıklarda aradım hep koynunda buldum seni..
Bu kenttende senden de kaçabilir miyim hiç.Bu kenti ne çok severim bilirsin , Seni…Hayır kaçış değil ama karşı konulmaz bir sürüklenme duygusu bu. İnsanoğlunun bütün acılardan sonra yüzünü kendine, yalnızca kendine dönüp yaşadığı bir sürgün.Her sürgün gibi benim sürgünümde de ayrılık kaçınılmaz ve her sürgün gibi benim sürgünümden de yeni buluşmalarla dönülecek.
-yılın sonunda öyle çok alışmışım ki sana
Üstelik sen öyle bağladın ki beni, sana yaklaştıkça kendimi yitirdim yok oldum sonunda.Gidişim seninle yaşanan bütün yokluklardan arınmak olmalı
“Seviyorum seni” demiş miydin hiç… Sanmıyorum ama sevmek tenin tene karşıkonulmaz dokunuşysa, tutkulu çağrıları bir gecenin uykusuzluğunda yatıştırmaksa eğer sevdin beni biliyorum. Diğerlerini sevdiğin kadar sevdin beni de. Bizi sarıp kuşatan o koskoca fanusun içinde,kurulu bütün değerlere gözükara bir başkaldırı olmayacak mıydı evliliğimiz… Sen,yaşamın sürekli değişen renkleriyle çoğaltabildin kendini. Yeni yeni sevgileri taşıdın sevgimize. Bende denedim,diğerlerini sevmeyi bende istedim. Ama senin kokunla öyle doluydumki ne kokularını duyabildim onların ne de soluk almayı becerebildim. Geriye yalnızca yokluğunu yaşamak kaldı bana. Yanıbaşımda yokluğuna dayanamazdım.
“Bütün günahlarını bana bırakıp gidiyorsun öyle mi!…”
Herşeyimi sana seninle birlikte varoluşuma borçlu olduğumu söyleyen sen değil miydin?Kimbilir doğruydu belkide…Bir tanrı olmak istedin sen;küçücük dünyamın tek tanrısı…O zaman günahlarımdan korkmamalısın, tanrıların günahı olmaz ki. İçinde doğup büyüdüğüm o kenti adım adım doldurdun. Günahlarımla,korkularımla yürek acılarımla yapayalnız bıraktın beni.Onları sana değil tümüyle sana ait olan kente bırakıp gidiyorum. Çünkü onlarda benim gibi yalnızca seninle varoldular. Oysa “Gidişim, Bendeki Yokluğun Olacak” biliyorsun.
Bembeyaz bulutların arasında ilerliyor uçağım. Soluğunun başımı döndüren ılıklığını duyuyorum. Yüzün arasıra görünüp kayboluyor. Yüzünü bulutların arasında gördükçe sana henüz söylemediğim bütün sözler adına burukluk kaplıyor içimi.O kentin seninle yürüyemediğim yolları bütün kıyıları seninle açmadığım bütün kapıları adına…
Yaşamın sana ait olan biriktiremediğim her anı için kahrolası bir pişmanlık duyuyorum.
Yolboyu ilerliyor uçağım. Gidilecek yere henüz varılmadı. Uçak az sonra inişe geçecek biliyorum ki varılacak yerde sen olmayacaksın artık, bulutlar olmayacak.
Yüzünü de yavaş yavaş unutacağım
Süheyla Acar Kalyoncu
YİNE YAĞMURLAR YAĞIYOR SESSİZ ANKARA SOKAKLARINA.BENSE YİNE YALNIZLIĞMI DİNLİYORUM BU KOSKACA ŞEHİRDE…YAĞMURUN HIZINI KÖŞEDEKİ SOKAK LAMBASINDAN SEYREDİYORUM SADECE.OYSA BEN ÇIKIP ISLANIRDIM YAĞMURLARDA ESKİDEN.GÖZYAŞLARIMLA BİRBİRİNE KARIŞIRDI DAMLALAR…HER YAĞMUR YAĞDIĞINDA PİŞMANLIKLARIM GELİR AKLIMA.HER DAMLA BİRAZ DAHA SÖNDÜRÜR İÇİMDEKİ YANGINLARI…ŞİMDİYE KADAR YAŞADIKLARIMI.
ŞİMDİ ÖĞRENİYORUM YAŞAMAYI YA DA BÜYÜYORUM SANIRIM.ASLINDA BÜYÜMEK İSTEMEDEN.BÜYÜDÜKÇE İNSANLARIN NE KADAR MENFAATÇİ OLDUKLARINI ÖĞRENİYORUM.OYSA BEN HALA SOKAKLARDA DELİ GİBİ GEZMEK İSTİYORUM.İÇİMDEKİ YAŞAMA SEVİNCİNİ GÖSTERMEK İSTİYORUM İNSANLARA.HER YAĞMUR YAĞDIĞINDA GÖZYAŞLARIMIN DİNDİĞİNİ ONA İSPAT ETMEK İSTİYORUM.AĞLAMIYORUM ARTIK DEMEYİ İSTİYORUM…AMA AMA OLMUYOR HEP YAĞMURLAR GALİP GELİYOR AĞLIYORUM.
İÇİMDEKİ BENİ ÖLDÜRDÜM BEN.ARTIK İNSANLARI MUTLU ETMEK İÇİN YAŞIYORUM KENDİMİN MUTLU OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMEDEN…SEBEPSİZ YERE AĞLAMIYORUM YA DA SEVDİKLERİMİN YANINDA GÖZLERİM DOLMUYOR ARTIK.YALNIZKEN YAŞIYORUM KENDİMİ.GÖZYAŞLARIMI SERBEST BIRAKIYORUM ÖZGÜRCE SÜZÜLSÜNLER YANAKLARIMDAN DİYE…
YAĞMUR…ASLINDA SENİ ÇOK SEVİYORUM.SENİN BEDENİMİ DEĞİL RUHUMU ISLATMANI,YALNIZLIĞIMIN SENLE ANLAM KAZANMASINI,ŞARKILARIN BİLE SENLE GÜZELLEŞTİĞİNİ ANLIYORUM.NE KADAR SENLE OLAMASAMDA SENİ SEYRETMEKTEKİ HAZZI DUYUYORUM VE HAFİF Bİ TEBESSÜM EDİYORUM NE KADAR GÖZYAŞLARIM SENLE COŞSADA…
NE KADAR AŞKI HÜZNÜ HATIRLATSANDA BANA SEVİYORUM SENLE OLMAYI.NE KADAR ISLATTIĞIN TOPRAK KOKUSUNU İÇİME ÇEKEMESEMDE YÜREĞİMDEKİ DAMLALARINI HİSSEDİYORUM.
ŞİMDİ KARANLIĞIMDYIM SEVMİYORUM IŞIKLARI.ÇÜNKÜ BENİM Bİ IŞIĞIM YOK HAYATTA.TUTUNACAK DALIM HAYALLERİM UMUTLARIM…YAŞAMAK İÇİN YAŞIYORUM BUGÜNÜ YAŞIYORUM YARINI DÜŞÜNMEDEN.GÖNLÜM NE İSTİYORSA ONU YAPIYORUM.UMUTLARIMI HAYALLERİMİ HARCADIĞIM İÇİN BELKİ DE KENDİMİ CEZALANDİRIYORUM.TEK İSTEĞİM GİTMESİN YAĞMURLAR İHTİYACIM WAR GÖZYAŞLARIMIN DAMLALARINLA KARIŞMASINA YALNIZLIĞIMI ANIMSAMAMA YÜZÜMDEKİ TEBESSİMÜME…HER ŞEY SENLE ANLAMLI…GÜCÜM YOK YAŞAMAYA SENDE GİDERSEN…GİTME HEP BENİMLE BENDE KAL.
Sikayetsizce acıLarına KatLanıyordum.. icimdeki siyahLarı beyaz yapabiLmek icin cırpınıp duruyordum.BiLmiyorum kac saat oLdu sen benden gideLi ve yıLLara döndürecekti zaman o saatLeri.. ama ..ama ben özLüyordum seni..
Artık iki ayrı derede akıyordu hayat..Sen coktan yoL aLıp gitmisken bense haLa oradaydım..O benden gittigin yerde…Artık yoktun ama neden haLa kıyıLarıma carpıp duruyorsun..!!
Tutmuyor sevgiLer birbirini.Bir kaLemde ciziLmiyor gönüLLer ama bir kaLemde siLinebiLiyordu..SevmeLerin ucuzLadıgı su hayatta artık sevmenin varmıydı bir anLamı?..Sen yoktun ki..KaLmamıstı agzımda tat aska dair.istahımı acmıyordu artık ..Bir yüregi dondordun sen!!..Bende bir anadan dogmamısmıydım?Nedir anLamı bu acıLarın?Ya bu yürek..Birdaha kaLkabiLirmiydi ayaga?..Hicbir sorunun cevabı yoktu en kötüsü sende yoktun..Bütün dogruLarım yanLıs oLmustu bir anda..Gidenin ardından agLamak yakısmazdı bana..ve agLıyordum suan,giden beni kaybedendi oysa ben kendimi kaybetmistim..BiLinmez bir girdaba girmis ve ordan cıkmaya takati kaLmayan yorgun bir yürekten ibarettim artık..Sıfırı buLmus bir yürek..
Hayır ..hayır!!….
TeseLLi verme bana..O yürekte senin askın varken varmıydı baksa teseLLiye?Acıma bana..sakın!!
Git!!..ve ısıkLarı söndür..
Günaydın gece..Sana yorgun bir yürek getiridim…Ölümsüzce…
Ez ezebiLdigin kadar..Acımasızca..
Gitgide alisiyorum sana; hiç bir aliskanlik bu kadar güzel olamaz. Ellerin ellerimden uzakta nasil güçsüzüm bilemezsin. Yanimda oldugun zamanlar sigara dumani gibi cigerlerime doluyor, alkol gibi damarlarima yayiliyorsun. Durmadan basim dönüyor verdigin hazdan.
Aliskanliklar daima korkutur beni; düsün ki ben yasamaya bile aliskin degilim… Kendimi kendime alistiramadim yillardir fakat simdi sana alisiyorum.
Alistikça özlemim artiyor, daha yogunlasiyor. Yalniz içimde garip bir korku var. Sana tüm alismaktan degil seni kendime alistirmaktan korkuyorum. Bir gün sana simdi verdiklerimden daha güzelini daha degerlisini verememekten korkuyorum. Bir gün ansizin ölmekten ve seni bana olan aliskanliginla yapayalniz birakmaktan korkuyorum. Oysa ki her zaman ve günün her saatinde yaninda olmaliyim senin. Bana alismis olmaktan pismanlik duyacagin bir dakikan bile olmamali. Bütün zamanlarini zamanlarimla karistirip emsalsiz bir zaman bilesiminde yasatmaliyim seni. Uykularda bile ayni rüyayi görmeliyiz. Her seyin ve her zevkin yarisi senin olmali, yarisi benim.
“Bana alis,” demeyecegim. Nasil olsa alisacaksin bir gün. Simdi çirkinligimde güzellikler bulan o gözlerin o zaman en güzeli görecek bende! Aliskanliginla, sevginle yepyeni bir “ben” yaratacaksin benden!
ilk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle mukayese edebilecegim tek seyi beni sevmende buldum… Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliligini ögretmedi. Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadim. Bencildim bir zamanlar hiç sevmemis oldugumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. Asil büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle degerleniyor, ayri bir anlam kazaniyor…
Sevgin olmasaydi degersiz bir cam parçasiydim. Sevginle bir aynayim simdi. Bana bakanlar bastan basa seni görecekler içimde…
Bir zincirin iki halkasiyiz seninle anliyor musun? Ayni kadehte karismis iki içkiyiz. iki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. Her yerde iki oldugumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan.
Aliskanligim devamli sana çekiyor beni. Durup durup dudaklarini öpmek geliyor içimden. Saçlarini oksamak geliyor, ellerini tutulmak geliyor… Kokunun tenime sindigini hissediyorum geceleri. Teninin dudaklarimda eridigini hissediyorum. Boynunun en güzel yerini benden baska kimse bilemez artik; seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduguna inandiramaz.
Gitgide bu aliskanligin içinde kayboldugumu görüyorum. Beni yasadigim zamanin disina çikariyorsun. Bir gün tarih öncesinde yasiyoruz bir gün bulutlarin üstünde. Açilmis bütün kuyularin derinligi içimde seni buldugum yer kadar derin degil.
Aliskanlik kozasini ören bir ipekböcegi gibi gitgide tamamliyor bizi. Korkunç bir yangin basladi yüreklerimizde. Özlem, kiskançlik, arzu, ne varsa içimizde hepsi birden bire tutustu. Hiç bir su bu atesi söndüremez artik. Bu yangin biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.
Önce bakislarimiz alisti birbirine sonra parmak uçlarimiz… En mutlu oldugumuz yerde en güçlü olacagiz seninle.
GEÇMISTEKI TÜM ALISKANLIKLARIN BANA ALISMANI ÖNLEYEMEZ ARTIK…
Ümit Yasar OGUZCAN
hayatıma dogan kıs gunesıne umıt baglamaktan yoruldu bedenım tukendı bır pamuk ıplıgıne baglı olan umutlarım,gözlerimden cömertçe akıttıgım gozyaslarım,,son fazızlerını kullanmıs ıcım nekadar yansada akmamak ıcın zorluyor kendını,,içimde yuregımde karsılastıgım her zorluga karsı attıgım tugumler karmasık bı yumak halıne geldi çözulmesi zor,bana umutla bakan gozlere,,tesellılerınle benı ayakta tutmaya calısan dost,arkadas sıfatını kendınce kabul edenlere karsı ıcımden haykırmaya basladım,,adeta haykırı oldum yuzlerıne ama onlar duymadı hıc bırzamanda duymayacaklar,,bılmıyorlarkı benım artık ne umudum nede umut edebılecek bı yuregım,,nede kendımı kandırarak herseye bosverecek bır mantıgım kaldı,,ona,buna,suna,,sunlara karsı miş gıbı davranmaktan sahte gulucukler atmaktan,,güçlüymüşüm gibi davranıp hiç olmadıgım maskelerı gıymekten yoruldum,,artık kendım olacagım gulmek ıstemedıgımde gulmeyecek aglamak ıstedıgımde aglayacaktım,,ama basaramadım herzaman kı gıbı yenık dustum tutunarak ayaga zor kalktıgım bastonum benı tasıyamaz olmus,,altan yavas yavas curumeye yuz tutmus..artık ne yapacagım veya ne yapmam gerektıgıne daır en ufak bır fıkrım yok,,kendımı bıle tanıyamaz oldum kişilik karmasası yasamaya basladım karmakarasık bırı oldum,,birilerinden yardım ıstemeye basladım konusayarak değil gozlerımle yardım edın tukenıyorum diyerek yuzlerıne caresız bır cocuk gıbı baktım,,ama bır gercegı unutmustum artık ne ben bır cocuktum,,nede yardım edecek bırılerının olmadıgını bılmem,,, hiçbirzaman hiçbirsey ıstedıgım gıbı olmayacak aciz bır sekılde hayatımı surdurecektım cıkmaz sokaklarda kalacak,,sessızlıgın kıyafetını gıyecek,,gözlerım bırılerın yuzlerıne bakacak ama aslında cokk uzaklara bakacaktı…
sen vardın ya hayatımda hersey okadar guseldiki yasamın bır tadı,yasamamın bır amacı vardı..çunku içimde,hayatımda SEN VARDIN……hersey nekadarda farklı olurdu senı dusununce,,açlığımı hissetmezdim,kıtap okumak ıcın odama kapanırdım oysa hıc okumazdım bılıyormusun ben ozaman kıtabı değil seni okurdum dusuncemle,,içimi senınle doldururdum,,uykum gelmezdı fakat hemen başımı yastıga koyup senı dusunmek ıcın cırpınır dururdum,,sürekli telefona bakardım acaba arayacakmı,aradımı,,benı dusunuyormu dıye dusunmekten kendımı alamıyordum..açıkcası ben kendımı senden alamyordum..butun bedenımı ruhumu kaplamıstın..sankı dunyada birtek senınle ben vardım..ayaklarım yerden kesılmıstı..bılıyormusun bu yasadıklarım nedır dıye merak ederdım,,ben ögrendım sana soyleyemeden ucup gıttın benden ama olsun suan herneredeysen kulaklarına fısıldıyorum bunun adı AŞKmış,,ve bir şey daha öğrendim seni bende yasatayım derken aslında kendımı bıtırmısım..aslında sen bana cok sey öğretmişsin,,aşkı,karsılıksız sevmeyı,gercek mutlulugu,beklemeyi,delicesine özlemeyi,,herseyi öğrettinde bana birşeyi öğretemedin unutmayı..ben yanlız beceremedim senı unutmayı göze alamadım,,benden gitmene izin verebildim ama hayallerımden ucup gıtmene asla izin veremedim,,yerini almak isteyenlere,,beni sev diyenlere içten içe kızdım,,yuzlerıne söyleyemedim ama hepsıne haykırdım orada sadece senın oldugunu ve yerını kımseye vermeyecegımı,,yanlız kalmak ıstedıgımı onları sevmedıgımı soyledım,,görüyormusun bana neler yaptın,,beni hayallerınle yapayanlız bıraktın,,şuan içimde dolmayan bır bosluk var her ne yaptımsada dolduramadıgım bır bosluk sebebı ne bılıyormusun yine SEN,,merak ediyorumda seni benden ne zaman söküp atacağım,,hayallerımde seni basrollerde oynatmaktan ne zaman vazgececeğim,,çıktıgım her sokakta sana gelen yolların yonunu ne zaman degıstrecegım,, herkesi sana benzetmekten ama kımseyı senın yerıne koyamamaktan ne zaman pes edecegım……
Ne yazayım ben de bilmiyorum. Sözün bittiği yerdeyim! Neler yapıyorum, nereye gidiyorum bilmiyorum. Yorulduğumu hissediyorum sadece. Yoruluyorum ve dinleniyorum arada.
Yolların bittiği yerdeyim! Arada bir farklılaşıyorum gerçi. Yani şükretmem gereken bir farklılık bu. Yani ben her zaman farklıyım aslında, her zaman İnsanım ben; şükretmesi gereken.
Farklı olduğumu düşünmek bile umuttur biliyorum. Biliyorum ama duygularımı harekete geçiremiyorum, ağlıyorum, yoruluyorum, farklılaşıyorum ve seviyorum. Eskiden de severdim odama doğan güneşi, küçük mutlulukları, SENİ, hüznü, umutlarımı ve sevdamı! Seviyorum ve dua ediyorum.
Yolların bittiği yerdeyim! Yoruluyorum ve dinleniyorum arada. Yüreğime soruyorum “nedir bu çelişki” diye(…..) susuyor önce yani o da benim gibi…. Dedim ya sözün bittiği yerdeyim ben! Ne o söyleyebilir, ne ben yazabilirim!…
Gidiyorum. Hızla ilerliyorum ama yolların bittiği yerdeyim. Yoruluyorum sevdan tutuyor ellerimden, gönlüme ışık saçıyor umutlarım. Neler yapıyorum, nereye gidiyorum bilmiyorum….Gözlerine bakınca hissediyorum ayaklarımın bastığını
Farklı olduğumu bilmek hayattır biliyorum. Ama söz geçiremedim korkularıma…
Ağlıyorum, yoruluyorum, farklılaşıyorum ve seviyorum. Eskiden de severdim yağmurları, sonrasında kokan toprağı, SENİ, umutlarımı ve sevdamı!
Söz bitti, yollar bitti, ben de bittim
Biliyorum umutlar tükenmemeli
Umutlar inancımdır biliyorum…
Ağlıyorum, yoruluyorum, ve seviyorum
SENİ, umutlarımı, yağmurları,İnancımı ve farklılığımı…
Biraz düşünsen çözersin beni ve yüreğimi
Ben lal değildim aslında…
Zaman bitti, yollar bitti, söz bitti
Ve belki de ben de bittim.
Ağlıyorum, üzülüyorum, yanıyorum.
Eskiden de yanardım
SANA, BANA ve yapılanlara….
Sümeyye
Öyle karanlık bir gece ki
Göremiyor bir gözüm ötekini.
Emanetti bu karanlık gece
Batan Güneş’ten doğan Ay’a
Sanırım Ay’dan da bana.
Adım adımı kovalamıyor
Bakmıyordu bir gözüm
Ötekinin baktığı yere.
Konuşamıyordum
Dudaklarım kımıldasa
Taş oluyordu dilim
Taş dilim erise kımıldasa
Mühürleniyordu dudaklarım.
Sebeplerim sebep oluyordu
Dalıyordum
Varlığa uzak yokluğa yakın sana
Başladığım yerden sıçrıyordum
Bittiğim yere
Bakıyorum başladığım yerdesin
Bittiğim yerden sıçrıyordum
Başladığım yere
Yükseldikçe alçaldığını görmek
Aldattı beni yaklaştığını sandım
Ben yükselmiyor sen alçalıyormuşsun
Sevinsem mi bilemedim ağladım.
Fakat anladım.
Bitirmek veya başlamak
Alçalmak veya yükselmek
Değildi önemli olan
Önemli olan emekleyerek de olsa
İlerleyebilmekti
Başlamak veya bitirmek değildi
Güzel olan
Güzel olan yolculuğun kendisi idi.
Koşar adım yaşamak isterdim
Sürünsem de kafi
Bitirmek istemediğim yolun kendisiydin
En güzel olan yolculuktu sendin
Sana gelen her adım güzeldi
Vuslat için olan her nefes sahte
Bende saklı en güzel ben sendin.
İsmet ÖZBERBER
sevmek; bakmak değil görmekse eğer,
sevmek; yanındayken başını
omzuna koyabilmekse eğer,
sevmek; yanındayken yalnızlığı unutmaksa eğer,
SENİ SEVİYORUM….
* * * * *
sevmek; senle iken yere daha sağlam
basabilmekse eğer,
sevmek; yokluğunda seninleymiş gibi
hissetmekse eğer,
sevmek; hayallerine senide sokabilmekse eğer,
SENİ SEVİYORUM
* * * * *
sevmek; yatağa uzandığında, seni düşlemekse eğer
sevmek;sen üşüdüğünde gölgemle
seni ısıtmaksa eğer,
sevmek; sevdiğini çığlık çığlığa söylemekse eğer,
SENİ SEVİYORUM
* * * * *
sevmek; el ele tutuştuğunda kalbinde bişeylerin
kopmasıysa eğer,
sevmek; göz göze geldiğin de hiç kıpırdamadan
bakabilmekse eğer,
sevmek; kalbini kalbinde hissetmekse eğer,
SENİ SEVİYORUM
alıntıdır
Güzel başlamıştı herşey…
Güzel başlamıştı gece…
Herkes gitmiş biz kalmıştık…
Senin yanına gelmemi uzatmak için çeşitli bahaneler kuruyordum…
Kaçacak yer arıyordum…
Sen beni bekliyordun…
Ben oturdum o sarı koltuğa,
Karşıma geçmeni bekliyordum…
Sen yanıma geldin…
Aklımda kuracağım kelime gruplarını sıralıyordum…
Acımı ve pişmanlıklarımı ifade edecek cümleler düşünüyordum…
Her şey belliydi…
İşte beklediğim fırsat buydu!
Bir futbol maçındaydım ve karşı takımın savunmasını çoktan aşmış topa vurmaya hazırlanıyordum, ama birden baktım ki kaleci yok…
Öyle cümleler geliyordu ki, hakem bile taraf tutuyordu sanki…
Beklediğim cümleler bunlar değildi…
Bu kadar olumlu şeyler beklemiyordum…
Haksız çıkartıyordun beni bana…
Söylenecek o kadar çok şey vardı ki…
En gereksizlerini bulmak için özen gösteriyorduk sanki…
Sürekli aynı soruları soruyorduk…
Sırayla…
Ama ben bir eli pas geçip bir sonra ki tura çıkmak istiyordum…
Zaman kısıtlıydı…
O kadar çok şey vardı ki anlatacağım…
Sanki 1,5 seneyi bir saate sığdırmaya çabalıyordun…
Bense uysal bir çocuk gibi diplomatik cevaplar veriyordum…
Yalanları peş peşe sıralıyordum…
İyi değildim…
Hayattan da bezmiştim…
Okuldan nefret ediyordum,
Ve ailemle yine aramız soğuktu…
Seni sevmekten mutlu oluyorum derken bile içim açıyordu…
Bunları söylemekten öylesine bıkmıştım ki,
Hep olumlu cevaplar veriyordum…
Hep yoğunluğundan bahsediyordun…
Bense sırf birşeyler söylemek için konuşuyordum sanki…
Bana öyle yakındın ki üflesem soğuyacaktın,
Dokunsam yıldızlar elime gelecekti…
Her zaman yanındayım derken ben içimden bu yapmacıklığa küfrediyordum…
Bu film eskiyeli çok olmuştu…
Ezberlemiştim her bir repliğini…
Ama yinede zevkliydi seyretmek bu filmi…
Zaman bitecek ve sen gidecektin…
Sadece ne zaman olacağını bekliyordum…
İçim öylesine yanıyordu ki sürekli su içerek seyreltmeye çalışıyordum içimdeki yalnızlıklarımı…
Sigaraya gidiyordu elim sürekli ama sen varken o olmayacaktı…
Çünkü sen yokken hep o vardı…
Hep derdimi onunla paylaşmıştım…
Vefalıydı sanki…
Tamam zararlıydı belki ama acıtmıyordu…
En azından şimdilik…
Zaman geçiyordu ve yerini tatlı bir hoşçakala bırakmayı bekliyordu…
Sende buna hazırlık yapıyordun sürekli…
Bir oturuyordun bir kalkıyordun…
Bir soyunup bir giyiniyordun…
Gözün kapıda aklın başka yerdeydi…
Bense gideceğin anı bekliyordum…
Sessiz sakın gibi görünüyordum…
Organlarım birbirine vuruyordu…
Ben yine salağı oynuyordum…
Sonra o geldi…
Bitti herşey…
Boğazımda kaldı o tatlı temennilerim, anlamsız ama içten dileklerim, “seni gördüğüme sevindim.” diyebilmek için biriktirdiğim bütün enerjim…
Sen gittin…
O gitti…
Ben kaldım…
Sanki bu sahneyi daha öncede yaşamıştım…
Tatlı başlayan ve öyle bitmesi temenni edilen bir geceydi….
Ama güzeldi…
Gerçekten güzeldi…
Teşekkür ederim…
Ama o diyemediklerimi keşke diyebilseydim…
Sanırım hiçbir zamanda diyemeyeceğim…
Ama seni gördüğüme sevindim…
Hem de çok…
Allah’a emanet ol…
Emre Çilesiz
Farkında mısın, son günlerde “biz” li cümleleri ne kadar da çabuk tükettik. Bir “merhaba” yı çok görür olduk artık birbirimize. Günaydınla başlayan cümlelerimizde bile lafın sonu bir hicaz dayanıyor geceye. Artık özlemiyorum da seni eskisi kadar.
Ne sen beni arıyorsun durduk yere, ne ben senin yanına geliyorum. Birlikte geçirdiğimiz saatler bile yetmiyor artık “biz” olduğumuzu zannetmeye. Korkumda arayamıyorum seni uzun zamandır!..
Ya “meşgulüm” dersen ya “sonra ara” dersen…Korkuyorum işte, bir şeylerin bittiğini bilmekten. Geceleri erken yatıyorum artık. Gecenin bir yarısı şiir de yazmıyorum sana. Ne zaman kağıdı kalemi elime alsam gözlerim doluyor. Yarım bırakıyorum her şeyi. Bir A4 ü doldurmuyor artık sana anlatmak istediğim şeyler.
Şuan düşünüyorum da ne zaman eskiyor sevgiler?…
Geçen hafta gittiğimiz filmde ağladığını görmedim zannetme. Filmin sonunda güzel kadın terk edince adamı, yüzüne baktım; gözlerini kaçırdın… Ya adam çaresiz bakarken giden kadının arkasından hiç düşündün mü sende beni?.. Sanırım bir şeylerin sonuna geldik…
Hatırlıyor musun ilk yemeğe çıktığımız günü. Öyle gülmüştün ki bu şaşkın halime “beni hep böyle güldürür müsün” demiştin, elimi tutmuştun ilk defa.
Öyle hızlı çarpmıştı ki kalbim yerinden fırlayacak zannetmiştim. Ama artık ne ben güldürebiliyorum seni böylesine , ne sen tutuyorsun elimi.
Yok, yok bu böyle olmayacak…
Ya sen söyle içinden geçenleri ya ben!
Ben zaten söyleyemem bilirsin…
Sen söyle en iyisi…
Ama giderken teselli et beni olur mu?..
“Yine görüşürüz” de “ararım ara sıra” de.
Ama “Hoşçakal” deme olur mu?..
Birlisin pek sevmem bu kelimeyi .
Sonra usulca arkanı dön ve git…
Ama sakın dönme ardına giderken.
Dayanamam!
Hatta belki ağlarım…
Tekrara dönerim eski alışkanlıklarıma. Çok sigara içerim yine .Gelmem belki geceleri eve. Bir süre üzülürüm belki ama unuturum seni sonunda…
Belki yeni aşklarım olur. Senin gibi gülen birini bulurum. Hatta senin kadar anlamlı bakan. Zaten beni seven birini de tanıyorum. Onunla gezerim artık, onunla giderim eskiden gittiğimiz yerlere. Belki onu da severim, şiirler yazarım. Belki, belki daha mutlu olurum!..
Ama ben hiç kimseyi seni sevdiğim kadar
sevemem ki!
Ona da “hatırlıyor musun” la başlayan sadece bir tebessümle biten cümleler kuramam ki!
Ya ben aslında senden vazgeçemem.
Yok bu böyle olmayacak.
Zaten canım istemiyor artık sigara felan.
Hani sen çok kızıyordun ya!..
Zaten benim tek alışkanlığım da sensin.
Yok ben senden vazgeçemem.
Senden vazgeçemem!!!
Belki yeniden başlarız her şeye….
Ben seni yemeğe götürürüm, sen elimi tutarsın.
Sonra dondurma yemeye gideriz. Hani o beraber paylaştığımızdan.. Neydi adı “Banana spit” miydi neydi
En sevdiğimiz şarkıyı söyleriz belki…
Yok, yok sabah ilk işim seni arayıp
“Günaydın birtanem” demek olacak.
Bizim şarkımızı dinlerim… Sonra ağlarım belki!..
Ama en çok ta senin söylediğin şarkı hüzünlendiriyor beni…Hani bana demiştin ya,
Emre Aydın… Sen Anlarsın!..
“Bu gün biraz gerginim yine,
Sesim değişik gelebilir biraz,
Ama sen anlarsın,
Bana Katlanırsın…
Tuhaf laflar edebilirim,
Yok ben senden vazgeçemem.
Senden vazgeçemem!!!
Belki yeniden başlarız her şeye….
Ben seni yemeğe götürürüm, sen elimi tutarsın.
Sonra dondurma yemeye gideriz. Hani o beraber paylaştığımızdan.. Neydi adı “Banana spit” miydi neydi
En sevdiğimiz şarkıyı söyleriz belki…
Yok, yok sabah ilk işim seni arayıp
“Günaydın birtanem” demek olacak.
Bizim şarkımızı dinlerim… Sonra ağlarım belki!..
Ama en çok ta senin söylediğin şarkı hüzünlendiriyor beni…Hani bana demiştin ya,
Emre Aydın… Sen Anlarsın!..
“Bu gün biraz gerginim yine,
Sesim değişik gelebilir biraz,
Ama sen anlarsın,
Bana Katlanırsın…
Tuhaf laflar edebilirim,
Emre çilesiz


