Şiirler
Şiir ve güzel yazılar
Kategoriler
- anlamlı sözler (105)
- aşk için (210)
- Ayrılık (125)
- Ayrılık Şiirleri (19)
- Benim Kalemimden (8)
- güzel sözler (36)
- hayata dair (37)
- hikayeler (43)
- Komik Şiirler (3)
- popüler yazı ve şiirler (84)
- Sağlık Köşesi (5)
- şairler (1554)
- A.Hicri İzgören (3)
- A.Kadir (13)
- A.Kasım BALTACI (3)
- A.Vahap Akbaş (2)
- Abdulbaki Kömür (4)
- Abdulhak Hamit Tarhan (5)
- Abdülhekim Koçin (7)
- Abdulkadir Budak (6)
- Abdulkadir Bulut (1)
- Abdullah Işılak (2)
- Abdurrahim Tırsi (2)
- Adem Ünal (1)
- Adnan Durmaz (4)
- Adnan Özer (5)
- Adnan Yücel (12)
- Ahmed Arif (13)
- Ahmet Altan (6)
- Ahmet Arif (14)
- Ahmet Cemal (6)
- Ahmet Hamdi Tanpınar (25)
- Ahmet Haşim (18)
- Ahmet Kutsi Tecer (19)
- Ahmet Muhip Dranas (36)
- Ahmet Oktay (7)
- Ahmet Özbek (11)
- Ahmet Özer (2)
- Ahmet Paşa (3)
- Ahmet Selçuk İlkan (75)
- Ahmet Süreyya Durna (10)
- Ahmet Telli (110)
- Ahmet Tevfik Ozan (4)
- Ahmet Uysal (2)
- Ali Kadir Bilgin (15)
- Ataol Behramoğlu (10)
- Atilla İlhan (67)
- Atilla İlhan (1)
- Avdurrahim Karakoç (176)
- Avşar Timuçin (57)
- Aziz Nesin (5)
- Bedirhan Gökçe (10)
- Behçet Necatigil (73)
- Cahit Sıtkı Tarancı (72)
- Cahit Sıtkı Tarancı (1)
- Can Dündar (24)
- Can Yücel (23)
- Cemal Safi (2)
- Cemal Süreya (65)
- Ceyhun Yılmaz (3)
- Cezmi Ersöz (67)
- Edip Cansever (1)
- Erhan Güleryüz (19)
- Fazıl Hüsnü Dağlarca (6)
- Haldun URAS (14)
- İbrahim Sadri (29)
- İbrahim Sadri (2)
- Kahraman Tazeoğlu (10)
- mehmet Çoşkundeniz (9)
- Murathan Mungan (126)
- Naşide Göktürk (12)
- Nazım Hikmet (7)
- öMer Hayyam (1)
- Ömer Köroğlu (1)
- Orhan Veli (2)
- Özdemir Asaf (40)
- Rıfat Ilgaz (16)
- Rıfat Ilgaz (15)
- Selim Akgün (18)
- Uğur Işılak (3)
- Ümit Yaşar Oğuzcan (89)
- Yılmaz Erdoğan (4)
- Yılmaz Odabaşı (29)
- Sevgi Duvarı (8)
- Sevgiliye.. (38)
- top 50 (3)
- Yılmaz Erdoğan (1)
- Yılmaz Odabaşı (13)
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Ağu | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 | |||
Sayfalar
Etiketler
Arşivler
- Eylül 2010
- Ağustos 2010
- Temmuz 2010
- Haziran 2010
- Mayıs 2010
- Nisan 2010
- Mart 2010
- Şubat 2010
- Ocak 2010
- Aralık 2009
- Ağustos 2009
- Haziran 2009
- Mayıs 2009
- Nisan 2009
- Şubat 2009
Meta
aşk bir çift zar ya hep yek,ya sebai dü nerede bu düşeş
“Tıpkı gözlerinden akan yaş gibi,bir akşam üstü Aarhusda yürümek”
…Aynı senin gidişinde olduğu gibi,kâh doluyor, kâh boşalıyor sokaklaradırmıyorum yağmura,ve rüzgara
Sevdiklerimiz vardır, ayrı kaldığımız zamanlarda görüşeceğimiz zaman için çeş…itli planlar yaparız, hayaller kurarız, zaman geçer görüşme anı gelir, sevdiğiniz dostlarınız sizi pek umursamaz, başka hayata ve sevinçlerle yaşamaya başlamış ; Anlarsınız ki sizi onlara yakınlaştıran zaman bilakis sizi onlardan ayırmıştır
bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
seni anlatabilsem seni…
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini…
-ahmed arif- -
çeLişkisiz yaşadın sen . . o yüzden anLayamazsın
beni . . içinde hiç “kaL”ı oLan bir “git”in oLmadı meseLa . . biLdiğim tek
adres , adressizLiğimdir benim . . sen hiç bu kadar cesaretLi oLmadın
unutma ! ben yoLa çıktığımda , geriye dönerken neLere ihtiyacım oLacağını
hesapLamam !!! işte bu yüzden bu ağrı … içim ağrıy……or bak . . insanın
içi ağrır mı hiç ? ağrıyor işte . .
[ k.tazeoğLu ]
yoksa senmisin kapıma mektup bırakan sendin ama beni gece gündüz ağlatan ben aşk dedim sen dur dedin ben aşkı böyle bildim
sendin geceleri karanlıkta beni korkutan pencelerde başımı döndüren ben aşk dedim sen dur dedin ben aşkı böyle bildim
Amaçsız beklentilerimde yokoldu, gerçekleşmemiş hayallerimde. Kimim? Kimsesiz miyim? Yarınlarım nerede? Beynimde örülü yanıtsız suallerden koca bir sur, gelde bu yaman çelişkide tatlı bir hayal kur..
Bir bak bana?
Kalmışmı ardında bıraktığın sevgili,
Birde sen bak aynaya,
Kalmışmı sevgilinin bıraktığı karşısında..
Laflara Ne hacet..
…Sadece şunu bil;
Gidişin olsun,dönüşün olmasın..
Mustafa Özdamar
Dün sabaha karsı kendimle konuştum..Ben hep kendime çıkan bir yokuştum Yokusun basında bir düşman vardı;Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum.![Özdemir ASAF]
taammüden adam sevmekten müebbete hüküm giydi yüreğim….
aşk tipi bir hücrede yatacakmış/ız..
Gülnihal ÖZKAN
…Bugün yüreğinize af çıkarmanız dileğiyle
Geçici ayrılık benimkisi
Ilkyaz çiçeğine gebeyim
Ağıtlar yakmayın adıma
Ben ölmedim ölmeyeceğim
Sıcak saklayın gecelerimi
…Karlar altından çıkıp geleceğim
Düşlerinizin ateşinden
Ilık bir rüzgar gibi eseceğim
Demlice bir çay koyun üstüne
Aç çocuk gibi besleyin sobayı
Nasıl tütüyorsanız gözlerimde
Oylece tütsün buharı
Uzunca serin yatağımı
Boyunca uzansın ayağım
El aman deyince gece
Usulca kıvrılır yatarım
Can canım canlarım
Hazır mı koynunuzdaki yerim
Gün olur gecikmiş çocuk gibi
Bağıra çağıra gelirim
parmakların aceleciliği sonucu yine il kodunun unutulduğu iki sabittelefonduk, sürekli diğerini arayan ve haliyle meşgul
Sabır Taşıyor Bazen !
NasıL Demiş Şair :
” KaLmak Ağır GeLdiğinde,
Gitmeyi BiLmeLi İnsan” !
…[
Kim demiş ki, en büyük aşklar nefretle başlar diye..Benim en büyük nefretim bir aşkla başladı…!!! MURATHAN MUNGAN
Hayır sus!
Gitmeni anlarım ama sus!
Bahanelerini cüzdanına kaldır..
Gitmek zorundayım’la başlayan cümlelerini ağzının içine topla..
…Küçükken öğrenememişsin!
…Ağzında yalan varken konuşma..!
Sen Hiç Sevdin mi Asla Senin Olmayacak Birini? Sen Hiç Görmedğin Birinin Gözlerini Hergün Her Saat Anımsadın mı? Hiç Tutamadığn Elleri Aradın mı? Hiç Koklayamadığın Tenin Kokusunu Bu Kadar Yürekten Hissettin mi? Hep O Kokuyu Birgün İçine Çekeceğini Hayal Ettin mi? Bütün İmkansızlıklar İçinde Umut Edebildn mi? Sen Hi……ç Sevdin mi Asla Senin Olmayacak Birini? Tüm Yüreğinle İstedin mi Asla Olmayacağını Bile Bile\\
Vazgeçtiğimde taşımaktan umutları
Beklemekten gelmeyecek yarınları
Bekçilik etmekten yorulduğumda olmayacak hayallere
Ve yasak konduğunda el kadar yüreğime
Bırakıverdim hayatın ellerini
…Uzun bir ıslık gibi verdi, tuttuğu nefesini
Hayat kollarımda son buldu
Ben ardından baktım…
Görünmek için görmek isteyenlere
Ben dünyada kaldım…
Önceleri hatayı hep kendimde bulurdum… “Az geçtim” kalbinden…! derdim hep… söyleyemedim sewdiğimi diye ağlardım geceleri… Ama senin bir başkası için yandığını gördüm ya… “az geçtim” demiyorum artık… bir harf daha ekledim acım diner belki diye… artık ” Vazgeçtim”..
Aşkı fütursuzca kirleten insanlardık biz seninle. Aşk yoktu gönlümüzde, bir papağan gibi tekrarlanıyordu. Süresi gelen cümleler yalancı bir aşk dilinde….Velhasıl, koynumuzda büyüttüğümüz ayrılığı öldürmek, sevgiyi eşit ve hür yaşamak için, bir aşk devrimi tek yoldu. Ne yazık ki aşkın bir gece yarısı intiharıyla bu ey…lemimizde son buldu…
Bazen susarsin,bazende suskunluguna yanarsin.Bazen uzulursun,bazende mutlu olmaktan kacarsin…Bazen deger verirsin birine ama bazende onun degersizligine verdigin degerten utanirsin…Bazen knusmak dertlesmek istersin biriyle ama bazende insanlarin iki yuzlulugu gelir aklina yine susarsin…Bazen birini gozlerine saat…lerce bakmak istersin ama baktign gozlerin senin gibi bakmadigini gorunce basini cevirirsin…Bazen aski buldum diye haykirmak istersin…Bazende sesini duymak istedigin kimseyi asla yaninda bulamazsin!
çekinme,anlat..söz veriyorum ağlamayacağım.benim ömrümü sığdırdığım dudakların,hangi paslı organın üç kuruş zevki için çırpınıyor şimdi! o ketum bakışların,düş’ümün gözüne gire gire kaç kere harcamıştı beni,saydın mı? hadi yapma..yapma!çaban boşuna sevgili..canını tak dişine istersen..onla seviş,bir başkasıyla hatta! o……lmaz..olmayacak! diğer yarın gitti senin..bir daha da dönmeyecek..sen şimdi,ölsen yeridir..yoksa yaşadıkça eksik kalacaksın(alıntı)
Ve ne kadar yıkarsan yıka kalıyor bir izi.. Her giden başka renkler bırakıyor içime..Senden kalan ise hep kırmızı , hep kan , hep acı.. Sana aşk kaybından ölmek üzereyim
Bir kez yüreğine ayrılık zehri düştü ya, tutamam artık seni. İkimiz içinde en hayırlısı olarak görüyorum, bir an önce gitmeni. Ama merak ediyorsan söyleyeyim, her zamankinden daha çok seveceğim seni. Çünkü geride kalanlar nedeni bilinmeyen bir şekilde daha çok severler gideni
Herkesin uyuduğu saatte
Uyuyamadım bile
Uyku tutmadı
Yüzüme sürdüğün elinin sıcaklığı
Hala duruyor yanağımda desem,
…Durmaz.
Çok gözyaşı aktı üstüne
O ellerin üşür mü bensiz desem,
Üşümez!
Kim bilir kimi ısıtır yine
Çokmu şey istedik
acaba hayattan. ´Hiçmi haketmedik sıcak bir sarıLmayı. ´Hep
yanLış kişiLer içinmi akmaLıydı gözyaşLarı
hayali sevmek
hayali sevmek büyük yetenek !
hergün başka kıyafetler giydirmek üzerine…
…ve hergün farklı tavırlar bahşetmek ona
bazı zamanlarda da kavga etmek,
öyle bir siması var,o değişmeyen;
ne güzel:değemesemde bu güzelin hayali…
ve eşe dosta bahsetmek ondan,
havaya dumanla çizilen tasvir misali…
anlatmak onu uzun uzadıya,hiçi hiçine
ya gerçekten varsa böyle biri ?
belkide gelip geçmiştir dünyadan !
şimdi saçlarını tarıyordur cennetinde….
hayali sevmek büyük yetenek !
o bilmesede, fedakarlığa alışmam gerek..
safa emre
sevgilim,
hengamede kaybolanlar içindeydik ikimiz
elalemin menfaatine ses duyuramadık
ve bıçak gibi kesti seni benden kalabalık
…kışın içindeyiz diye mi soğudum senden ???
yoksa haber alamadığım için mi bu durum;bilemem !!!
sızmışım yine sandalyede, sırtımda hırkam
bardağımda çay soğumuş,içimde sevdam..
safa emre
Kavga
etmiştik,
Ayrılıyorduk…
“Şuraya gel, yüzyüze ayrılalım” dedim.
“Yok
…gelemem” dedi….
Sonradan anlamıştım..
Hangi yüzle gelecekti?
Murat YÜKSEKTEPE
Seni bir kar tanesinin safliginda sevdim.
Küskünken aglaya aglaya sevdim.Dilde suskundum belki ama seni Çiglik Çigliga sevdim!
Bir bebegin sirinligi gibi,
bir yasin hüznü kadar sevdim.
Ben seni zamansiz,
…ben seni mekansiz ben seni ansiz sevdim.
Bazen deli gibi bazen ölürcesine yorgun sevdim.
AMA HEP SEVDIM
KADIN dedi ki : Meğer ne kadar vefasızmışsın !
Bunca yıl geçti aradan ne bir mektup ne bir haber?
ADAM dedi ki : Ey sevgisi kalbimde yer edinen selvi boylu,
…senin yüzünü görme bahtiyarlığından ben mahrum iken,
…o şerefi postacıya mı bağışlasaydım ?
Ülkenin, farklı şehirleriydik.. Ben sürgün yeri.. Sen başkent.. İlk isyan hep sende başlardı.. Cezasını çekmek hep bana kalırdı…”(CAN YÜCEL)
Ne atom bombası..
Ne Londra Konferansı..
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı sanki bu dünya.. Orhan Veli
Ne kadar oldu görmeyeli seni. Düslerim gülüslerinde kaldi, gülüslerin düslerimde. Sürgünsün simdi, günülden uzak diyarlara. HiÇ uyuma anlatacaklarim var sana. Bütün isiklari aÇ, aydinlansin kentin sokaklari. okyanusta yara almis bir balik gibiyim. gözlerim agliyor, benden habersiz. Çocuklugum geliyor aklima, aklim akl…aniyor, yüregim daraliyor, kalkip gitmek varya dünyadan. Gidemiyorum, sana kiyamadigimdan , acisiz Çiglik bunlar yada Çigliksiz aci, bilemiyorum. bildigim tek sey var o da hala senden habersiz seni özlüyorum
Gömlegin ilk dügmesi yanlis iliklenince digerleride yanlis gider. Gidecegin yeri bilmiyorsan vardigin yerin önemi yoktur.her zaman dogruyu söyle ne dedigini hatirlamak zorunda kalmazsin.deger verdigin insan sana deger vermiyorsa birak kendi degeriyle kalsin.hayatta hersey üstüne geliyorsa bilki sen ters yöne gidiyorsun…dur.. insani iki sey öldürür biri sevmedigi insandan gelen mermi. Biride sevdigi insandan görmedigi ilgi.
“Ülkenin, farklı şehirleriydik.. Ben sürgün yeri.. Sen başkent.. İlk isyan hep sende başlardı..Cezasını çekmek hep bana kalırdı…”
Olmayan şeylerin de bir değeri var. Yaşanmamış kederlerin de bir ağırlığı var . Sağlam bir küfür gibi ayakta bırakır bazen seni korkaklığın. Şöyle bir düşün, kaç ayrılık düşüyor hayatına, kaç ayrılık senden yana göçüyor. Bir bakarsın durup dururken efkar seni seçer. Yolum uzak,sen yine de karanlık orman gibi dur zihnimde,bakarsın bir gün yolum sana düşer..
Aramadığın yerlerde olmayı seçiyorum nedense. Karşılaşma ihtimalimizin olmadığı… Olamayacağı… İlk ışıktan sağa dönüyorum hep. Senden değil, seninle karşılaşmaktan korkuyorum. [Kahraman Tazeoğlu]
Ben senin yosun kokan gözlerinde kaybolurken, sen benim kara gözlerimden akan yaşlara aldırmadın. Ne zaman unutmaya kalksam yüregimde bir taş ve yine yosun kokusu gözlerin aklımda ve yine kara gözlerimde bir damla yaş.
biliyorum sen yine
parmak uçlarında üşüyorsun.
aramızda kıvrılıp yatan uzaklığa inat, ayaklarınla kasıklarımın kasırgasını,
ellerinle yüreğimde yaktığın ateşi düşlüyorsun.
sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta
…ve çırılçıplak bir ırmağa dönüşüyoruz yatağımızda.
apansız pencerende gülümsüyor güneş, ne güzel!
bütün parmakların tıkır tıkır işliyor.
iştahla biliyorsun, yaşamaktır aşk
geceyle gündüzün sessiz geçişimidir bir uyku boyunda
delice bir yangın parmaklarının buzulunda
ah şahrud,
her yerimiz nasıl da şaşırıp kalmaya istekli!
Çocukluğumdan söz etmek isterim sana, eğer sıkılmazsan. Bir gün otururuz evde, ben sana hayatımı anlatırım dakika dakika. Kaç yaşımdaysam, o kadar yıl sürer konuşmam. Çay pişiririz. Çaydanlığa su yerine votka koyarız sen dilersen. Sonra da sen anlatırsın: Sevdiğin filmleri, sevdiğin parçaları, sevdiğin canlıları, sevdi………ğin… hep sevdiğin şeylerden konu açarsın. Ben sıkılmam. Ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğrendim. Seni hayal ederken keşfettim sıkılmamanın azametini. Bir insan, bir insanı sıkamaz. Bir insan canı isterse sıkılır. Hacimler açarım sana içimde, dolman için, oraya akman için. Hacimler açarsın bana; çağlayarak gelirim. Endişelenmen gereksiz…….//K.İDevamını Gör
Bizi anlayamazlar,çünkü bizim gibi düşünemezler,mesela bir başkası için ölemezler.Onlarda bunu bilirler,görürler ama değişemezler.Çünkü sevmenin yükü ağırdır,yüklenemezler.. [ALINTI
bırakalım dönsün dünya istediği gibi
biz biliriz gecelerin yağmur yağınca ağladığını
insanların sevince
ve şarkıların hüzün verince güzel olduğunu
ben bilirim senle diner kederim hasretim canım benim …. alıntı
Ölebilirim bu genç yaşımda,
En güzel şiirlerimi söylemeden götürebilirim.
Şimdi kavak yelleri esiyorken başımda,
…Sevgilim,
…Seni bir akşam-üstü düşündürebilirim.[Özdemir Asaf)
Şimdi kocaman denizlerde, kocaman gemilerde..Neden yok küçüklüğümüzdeki büyüklüğümüz; Çocukluğumuzun bahçelerinde, o evlerde..Kağıttan gemilerimizi yüzdürdüğümüz.Bir şeyler mi kalmış çocukluğumuzda, çocukluğumuzla çözdüğümüz…ÖZDEMİR ASAF
Söylediler…Gelmedi dediler inanmadım.Beni en
çok o severdi dedim.İnanmadılar.Arkamdan gülermişsin hep,inanmadım.Bakın dudağımda izi var dedim.Göremediler.Birde ben baktım.Ben de
göremedim.Yani sen gerçekten sevmemişmiydin.Yani ben boşuna mı
ağlamadım hiç.Hiç ölmedin mi sen bana.O zaman tutmayın beni.Sakın…tutmayın….Bırakın,öpsün yanaklarım toprağı
(Ceyhun Yılmaz)**
Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü.[Aziz Nesin]
yine aradım seni, yoksun… bulsam benimle küfür gibi konuşacaksın..
bir kere çözüldüm sana…
bir kere sana senin gibi oldugumu hissettirdim..
oysa baştan beri biliyordum; sen seni sevmeyenleri seversin.tıpkı benim gibi..[Cezmi Ersöz]
Biri gelir sorarsa
Sana beni sorarsa,
Gitti der misin?
Gittiğimi söyler misin?
Gidiyorum ben sana … (ÖZDEMİR ASAF)
İstisna bir yara gibi kal bende..Hayra yorulan düşlerim ol, Böl gecemi, destursuz gir mabedime,şifa niyetine dokun yüzüme..Gel be, Gel işte! Küfrüm tövbeme karışsın Aklım fikrime..Öyle bir gel ki bana;Nefes nefese..
Güzel gözlerinde
Yeri olmasın hüznün
Güzel bir dileğe benzer…
Bulurum senin için bir gün
Göz bebeklerinde
Kederin gölgesi kalmasın
Çiçeklerden bir tahttır
İnan ki senin ihtiyacın
Vahşi bir atı evcilleştirip
Armağan edeceğim sana
Durdurabilirsem seni burada
Göndereceğim dağlara
Baharımın kardeleni sensin
Yazımın aydınlığı da sen ol
Gecemi gündüzümden ayırdın
Sağ ol
Bekle
Yarın söylerim her şeyi
Devam ederiz biz yine sohbetimize
Bahardan vazgeçme
Siyah saçlarındaki gümüş halkaları
Önemseme
Bırakma öfkenin rüzgârına
Doğmamış umutları
Vazgeçme sözünden, yetişirim
Mahmuzlayarak bulutları
Uzun yolumu kısaltarak
Sana gelirim
Seni neden bu kadar beklettiğimi
Yarın söylerim.
SEvgili !
Sen beni sevemedin !
Evet belki çok yogun hissettin her neydiyse hissettiklerin.
Belki cok hoşlandın benden, belki cok saygı duydun belki de hayrandın bana
Ama sen beni sevemedin…
…VE eminim ki ” azıcık ” tanısan cok severdin …
Şimdi mi !
Ne ben kaldı benin içinde, ne de sen kaldın artık bendeki benin içinde,
Vakit kaçtı yani şimdi beni ” azıcık ” tanımak istesen bile ..
En
kolay olanıdır gitmek!” “Gitmek hiçbir şeyi bitirmez. Aksine durur da
yaşar gibi her şey. Gidene değil, kalana yoldaş anıları
vardır,ayrıntıları vardır aşkın en gerisinde.” “Gittiğimi çok sonra
anlıyacaksın. Şimdi uğurluyorsan, sende kalan yanlarıma güvendiğin
…içindir!”…
Şehirlerarası bir otobüs terminalinde
Başlar bütün hikâye
Öncesi bir çift söze bakan, sonrası olmayan……
Bir otobüs koltuğunda devam eder her şey
Bir biri üzerine yapılmış evler,
Yeni insanlar yeni yüzler.
Tozlanmış bir camın altından bakar,
Buğulanmış gözler…
Şehirlerarası otobüs terminallerinde, gişe girişlerinde
El sallarım hiç tanımadığım insanlara
Nedensiz tebessüm ederim, asık suratlara
Kızgınlara,umutsuzlara,yorgunalara
Herkesle aşikar herkesle her şey için, iç içeyim,
Ama herkesten de gizli bir bilmeceyim…
Bir otobüs terminalinde başlar her şey
Mesala başkalarının hüzünleri bulaşır yüzüne,
Mesala ağlamaklı bir göz değer gözlerine
Hiç istemesen de
Ayrılık kelimeleri eşlik eder sözlerine…
Şehirlerarası bir karayolunda geçer gece
Akıp gider insanlar binlerce
Kuytu petrol istasyonlarında durur otobüs
Bir nefeslik sen varsındır içimde
Şehirlerarası otobüs terminalinde
Yan koltuklar meçhulde
Kimi öğrenci. Kimi işçi,
Kimi sadece beleşçi
Kimi müzik dinlemeyi sever,
Kimi gazete okumayı,
Bense hayal ederim sana kavuşmayı
Bütün melankolik hikayelerim,
Şehirlerarası bir otobüs terminalinde başlar
Ve sana kavuşmakla biter…
kırmalıyım artık.
Hayali bile yasak olmalı senli bir ömrün.
Ve hiç bir Masal’ı
sana yazmamalıyım
……Noktalarından ihanet,
virgüllerinden ayrılık akar yoksa.
Rapunzel’i değilsin sevgilim,
bu hikayenin
Masal’daki cadı sen,
Hain prens ben..
Gel,
gamzelerinin çukurunda yakalım bu Aşk’ı.
Hakan DAĞLI
Gittikçe yalnızlaşıyorum bir sen varsın karşılığı olmayan sorular düşüyor aklıma ve kuşların intihar tasarısından söz ediliyor kentte soğuyan ellerinde kalıyorum bir kırlangıç gibi Ellerin bir mecnun yurdu, upuzun… bir sessizlik birlikte okuduğumuz kitaplar kadar sımsıcak Biz bu kitapları ne zaman okuduk ve niçin her satırını çizip notlar düştük kıyılarına Dünya upuzun bir çöl sanki, bir buzul kütlesi karşılık bulamıyorsun aklıma düşen sorulara ve düşüp duruyor kırlangıçlar, üşüyorum bir yolcu hüznüyle geçip gidiyor ömrümüz Sesine bir esmerlik düşüyor parçalanıyor yüzün kayıp gidiyor parmaklarımın arasından bir aşkı anlatmak için seçtiğim sözcükler hep yanlış numaralar düşüyor telefonlarda kaçırıyor korku bakışlarını eski tanıdıklar Bir sen varsın kurtulursam bu aşkla kurtulurum
Hayırsus !Gitmeni anlarım ama sus !Bahanelerini
cüzdanına kaldır !Gitmekzorundayım’la başlayan cümlelerini ağzının içine
topla…Küçükken öğrenememişsin…Ağzında yalan varken konuşma !..Özdemir
ASAF
ama senyinede biriktir gözyaşlarını belki bir gün tutuşturur seni bensizlik belki bir günsende beni ağlarsın……. k.tazeoğlu..
Farkındayım.. Seni seviyorum diyerek pot kırdım.. Jüri yılın en iyi çıkış yapan aşığı seçti beni.. Sense sekiz dalda en iyi ihaneti kaptın.. Tebrikler
sana küstüm kimse bilmeden, kimse bilmeden seninle barıştım.
Ben bütün papatyaları sana yoldum! Bildiğim bütün küfürleri sana ettim.
Sana yandım, sana soğudum, sana söndüm.
Ben bütün yollardan sana gittim, sana döndüm…… Devamını Gör
Ben hep sana yazdım ya, bütün soru işaretlerini, bütün virgülleri, bütün ünlemleri, bütün noktaları sana koydum.
Sana açtım bütün parantezleri, bütün parantez içlerini seninle doldurdum.
Ben sana, ben hep sana, ben bunu da sana yazdım…
Ben sana yazarken her şeyi, sen başka baharında mevsimin, başka zamanında hayatın, başka düşlerin, başka kolların, başka acıların koynunda, yatağında en arsız sevişmelerin;
ben sana durdum ayakta, sana düştüm…
Sana saydım yok oluşlarımı ve yeniden doğuşlarımı.
Ben bütün yaralarını içimin, sana sardım…
Sana topladım dağılan parçalarımı dağıldıkları yerlerden; sana hastalandım sana iyileştim.
Sana fırlattım oklarını hayallerimin; seni hedef aldım, seni ıskaladım, seni vurdum, sana kızdım, seni affettim.
Sana içlendim, sana sabrettim; ben sana, ben hep sana, yine sana yazdım.
Ben sana yazdım ya her şeyi; aşkı, ayrılığı, en karasını cümlelerin, en kanlısını, en ihtiraslısını, en yaralısını, en acısını hatta en ağırını.
Ben uyutmak için bazen içimin canavarlarını, bozmak için aşkın kara büyülerini, yakmak için bazen sana ait kelimelerini dilimin, tuz basmak için tenimin senden kalan yerlerine; uyuyabilmek için, uyanabilmek için, unutabilmek için, unutamamak için, acıtmak için bazen senin de canını, sana yazdım…
Var olmakla yok olmak gibi, kaçmakla yakalanmak gibi, iyiyle kötü gibi, melekle şeytan gibi, atmak gibi kendi uçurumlarından kendini ama ölmemek gibi, ölememek gibi.
Aşk; ne karmaşık bir şeydi…
‘Aşk!’ dedim attım içime seni..
Sonrası kimsenin kalbini meşgul etmeyecek kadar basit:
İçimde bir sen, ‘Aşk’ içinde..
İçimde bir ben, bir sen içinde..
İçimde bir biz bin ‘Hiç’ içinde..
…
Kahraman Tazeoğlu
şimdi dişlerimi sıkıp dudaklarıma kanamayı öğrettim ki bu kızıl damlalar körpe yanağında bir veda busesi olsun bu da benden sana heba edilmiş bir aşkın son nefesi olsun…
soytarılık etmeden güldürebilmek seni ekmek çalmadan doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun.. şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum bu son olsun..bu son olsun! bu da benim sana ayrılırken hediyem olsun!
Ne yak Mektubun ucunu, ne sevgini sayfalar
dolusu dile getir. . . Zarfı kapatırken yalnız, kuytu dudaklarını çokça
değdir. . . Sunay Akın
Ey! Sen, aşkı da ceketi gibi yamalı çocuk. Artık kime baksan bir hiç, nereye baksan boşluk. Ahh! Sen, tabakasında sarımlık aşklar taşıyan çocuk. Sen içine çekmeyle aşkı, biter mi sandın acıyı?..
Zindan iki hece, Mehmed’im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta…
…Halimi düşünüp yanma Mehmed’im!
Kavuşmak mı? .. Belki… Daha ölmedim!
Avlu… Bir uzun yol… Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli…
Git ve gel… Yüz adım… Bin yıllık konak.
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!
Bir âlem ki, gökler boru içinde!
Akıl, olmazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?
Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil…
Müdür bey dert dinler, bugün ‘maruzât’!
Çatık kaş.. Hükûmet dedikleri zat…
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem…
Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem!
Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.
Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat…
Yalnız seccâdemin yününde şefkat;
Beni kimsecikler okşamaz mâdem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem!
Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!
Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler…
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
Kanla dolu sünger… Beynimi içtin!
Sükût… Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez dünyadan nazar.
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?
Ses demir, su demir ve ekmek demir…
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir…
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünyaya kapalı, Allaha açık.
Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış…
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu;
İplik ki, incecik, örer boşluğu.
Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş…
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!
Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim; ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde (aziz nesin)*
Yazıldığı can duvarını kurutur
“vermek aşkı yaratır” düsturu
Gönül gözüne bağlanan mendil
solgun ve sefil
…bekler saygıyla inanılmaz kusuru
Kalbinin rüzgarı doldurur
açık denizde hoyrat yelkenleri
kendisi kıyıda oturur
Kaldıkça yeniden filizlenir esaret
O çok özlenen aşka has suret
bahçede gül ölürken görülür
Sadakatin çelik kutsallığı
kendi çöplüğüne gömülür
Kölenin bilenmiş antik bıçağı
ilk düştüğü yerde açar kozunu
kanar güz ömrün yaralı boynu
Ekmek teknesine taşır korkusunu
bedeni tarla sayılan kadının ufku
Teslim kapısını açar resmi kurum
açılan o aralıktan girer içeri
dipsiz kuyuya atılan şiir
Toprağın sırtında büyür uçurum
esirdir esir şehirde ahali
Aşk çıkmaz sokakta kirlenir
Cümle insanlığı özgür kılarak
çocuk sevincine kavuşabilir şehir
Özgür kadın ruhunu bularak
saf bereketle hayatı emzirebilir
o dem olduğunda ancak
aşkın tarihi
insanlığın tarihi olacak
Babür Pınar
Yudum yudum sen dolu içim. Sevgi meğer ne zormuş, yokluğunda nefes alınmıyormuş. Geceler uzun, geceler sessiz, gecelere sensiz. Günlerim öylesine geçer, çaresiz
alıntı
siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı?
ben şimdi gurbetim..içimde taşıyorum..heba olsa da senelerce yılım ..(kahraman tazeoğlu
ama unutulmuyor işte ellerinin dokunulmazlığı,gözlerinin bakılmazlığı,seninle geçen her anın başa alınmazlığı unutulmuyor işte unutulmuyo işte..Kahraman Tazeoğlu
ve anladım ki bir kez daha hatamı
ve anladım ki bir kez
daha talihsizliğimi:
bulanık boktan bir
sudur aşk
…insanın kendisini
görmek için eğildiği!
Bu gece bütün kadınlar senin suretinde gizli. Züleyha’da sensin, Şirin de, hatta hatta çöllere düşüren Leyla’da, şimdi hangisinden farklı olduğunu idda edeceksin? Aşk masalımız rafa kalkınca, sende yalanlarla gideceksin
Gönlümde akşamları karşılıyorum bugün.. Sevdiğim..
Gözyaşına yeminliyim.. Sen ağlıyorsun ya.. Sen sahte sevdalara intizarsın ya..
Kalamam sende.. Bırak gideyim.. Sen mutlu ol.. Bekleyenim bir kara haberse.. Durma önümde.. Bırak kurşunlara geleyim
“Benim arayışlarımdan söz ediyorlar, ben aramam ki… Bulurum.”
“Ne yapacağını iyi biliyorsan, gidip de onu yapmanın ne anlamı var? Nasılsa, biliyorsan böyle bir deneye girişmenin bir anlamı yok. Başka bir şey yap, daha iyi”
“Anlaşılmaktan daha tehlikeli bir durum var mı? Üstelik bu zaten olası değildir ki hep yanlış anlaşılırsın. Yalnız olmadığını sanırsın, oysa her zaman8kinden daha yalnızsın.” …
“İnsan hiçbir zaman iyi iş becerdim, üstelik yarında Pazar dememeli durduğun anda yeniden başlamalısın bir daha hiç dokunmayacağım diyerek deyip tuvali köşeye atabilirsin. Oysa son hiçbir zaman gelmez”
“Herşeyi söylemem ama, her şeyin resmini yaparım”
Gittikçe yalnızlaşıyorum bir sen varsın karşılığı olmayan sorular düşüyor aklıma ve kuşların intihar tasarısından söz ediliyor kentte soğuyan ellerinde kalıyorum bir kırlangıç gibi Ellerin bir mecnun yurdu, upuzun bir sessizlik… birlikte okuduğumuz kitaplar kadar sımsıcak Biz bu kitapları ne zaman okuduk ve niçin her satırını çizip notlar düştük kıyılarına Dünya upuzun bir çöl sanki, bir buzul kütlesi karşılık bulamıyorsun aklıma düşen sorulara ve düşüp duruyor kırlangıçlar, üşüyorum bir yolcu hüznüyle geçip gidiyor ömrümüz Sesine bir esmerlik düşüyor parçalanıyor yüzün kayıp gidiyor parmaklarımın arasından bir aşkı anlatmak için seçtiğim sözcükler hep yanlış numaralar düşüyor telefonlarda kaçırıyor korku bakışlarını eski tanıdıklar Bir sen varsın kurtulursam bu aşkla kurtulurum
Bu benim ilk aldanışım değil
Bu benim son yıkılışım değil
Bırak bu sahte gözyaşlarını
Bırak bu masum bakışlarını.
Üzülme benim için üzülme
…Üzülme bu son için üzülme
Ben ben ben yeterim kendime
“Ahmet Selçuk İlhan”
En kanadığın yerden başlarsın kendini onarmaya.
Ki unutmak kendini onarmaktır yeni yaralar açarak içine.. [Kahraman
Tazeoğlu]..fatoş
benim hiç sevgilim olmadı anne,
ne bir yuva kurdum,
ne bir gün şansım güldü…
öpemeden bir bebeğin gidişini,
tükendi gitti çağım…
…kimi yürekten sevdiysem,
yüreğini başkasına böldü…
bir muhabbet kuşum vardı,
o da yalnızlıktan öldü
Ben diye bir gece yokken, Olmayan yıldızların
ışığı gözlerini yakacak, Ağlamalarım gelecek aklına, Durup dururken
sigaran sönecek, Söylemediklerin dudaklarını ıslatacak, Taa gözlerinden.
Kıyamazsın sen bana bilirim, Kıyamazsın sen bana biliyorum, Bu gece
beni düşüneceksin.(Ceyhun Yılmaz
Yanağında yanar avucum
Avucumda imlası
bozuk bir şiir kalır
Gözlerinin namlusu döner, yakar kirpiklerimi
…Kulağımda
bir tepenin rüzgârı uğuldar
Gırtlağıma kadar aşka batarım
Yeteri
yok. Eksiği fazla.
Neyin kaldı eksilenlerden arta
İçeri doğru
kapanan bir kapıydın
Saçlarından geçtim önce
Ve kendimden öylece
Neyim
yoksa var bildim
Eğildim
Eksildim
Eridim
Bir seni
bitirmedim
Hangi rüzgarlara sattın da saçlarını
Uğultusuna
tutunamadın
Ömürden nefes çalarak ne kadar yaşarsa insan
Öyle
yaşadım gözlerini
Tenimde itiş kakış
Cebimde depremlerin
Esrarlı
gece ayinleri
Volkanik şiirler
Usul usul giymedim mi sözlerini
Yalnızlığın
tiradını kapamadım mı her sefer
Sensizlik seni anlattı en çok
Vazgeçmeler
vazgeçmekten vazgeçti
Söyle saçlarında öldüğüm
Bir geri gidiş kaç
günde gelirdi?
Evet
buldum..
Mutluydum..
Ta ki zaman gelene kadar,
……Gitme vakti
gelmişti artık,
Birinde ne kadar mutlu olduysak,
Ondan
o kadar şüphe etmeliydik.
Duramadım…
Vurdum kendimi Nicelerin
cehennemine,
Cennet cazip gelmemişti,
Cehennemin tadına bakmak
istedim sadece..
Kurşun öldürmez insanı, bedenin toprağa düşmesi değildir ölüm. O, olsa olsa vuslattır. Birbirine hasret iki toprağın yeniden kavuşması… Oysa hakiki ölüm; kalbin acı sözlerle zehirlenerek duygunun, yani insanlığın mihenk taşının sert sözlerle parça parça edilmesidir. Ve asla unutmayın ki kırdığınız her kalp camdan par…çalarıyla ilk önce sizi yaralayacaktır
Git… Öyle bir git ki gidişin yıkmasın beni… Öyle bir git ki ;gidişin akıtmasın gözümde ki seli… Öyle bir git ki çığlıklarımla uyandırmayayım içimde ki depremi… Ve öyle bir git ki beklemeyeyim bir daha seni
AĞaçlar denize doğru gidiyor
deniz karşı dağlara doğru
gittikçe küçülüyor,ufalıyorum
olduğum yerde
nerdeysen uzat ellerini
…başım dönüyor.
Akşam haberlerinde adını arıyorum ölmüş olmanı dileyerek.. Bir kaza bir cinayet.. Bir şekilde ölmüş olman gerek.. Sonra rüyalarım başlıyor.. Hepsi korku filmi gibi.. Hepsinin sonunda ölüyorsun pisliğe bulanarak.. Ömrüne ömür katıyorum istemeyerek.. Murathan Mungan
Bilemezsin,
yılların koynunda kıvrılan ümitler var…
Vaz geçme, çalış desen, onda da limitler var…
Akıl çareden aciz, beden takatten yoksun…
Hayat denizinde de bilinmez gel gitler var…
…
Çalkalanan düşlerin ortasında kararsız…
Çırpınmaktan usanmış, perişan vakitler var…
Ne söylesem boşuna, ne söylesem yararsız…
Kaderimle aramda bozulmaz akitler var…
“Erdoğan AKSU
Sensizliğin idamınında
Titriyor bedenim,
Kelebek yüreğim
Lakin bir tek seni düşünmekteyim
…Zalim aynalarda hayalin
Yabancı sokaklarda ayak izlerin
Mısralarımda harflerim
Sadece seni hissetmekteyim
Şarkılarımı anlatan duygularım
Yüreğini anlatan
Gülüşlerim
Gözlerini anımsatan bakışlarım
Sadece seni yaşamaktayım
Gözlerinden dökülen gözyaşlarım
Hıçkırıklarıma karışan acı dolu sözlerin
Dudağıma düğümlenen sözlerin
Sadece Acı çekmeteyim
Azraili görmekteyim lakin bir tek Senin Uğruna Ölmekteyim…
Satır aralarında kalmış bir sevda bendeki…
Mısralarımın isyanına aldırmayan
Cesur ama yarılı bir sevda
Gecenin sessizliğine kaptırdığım hayaller
…Kanser gibi yüreğime işleyen anılar
Unutamadığım o inci gibi gözlerin…
Sen hep gözbebeklerimin altında pusuya yatan bir gözyaşıydın
Yahut ben öyle sanıyordum
Sen değil miydin, gözlerim yaşlıyken çekip giden
Sen değil miydin,
Beni korkutuğum karanlığa iten
Sen değil miydin,
Beni hıçkırıklarımda boğan,
Sen değil miydin yüreğimi kandıran
Evet SENDİN !
Sensiz sabahlara uyanırken
Seni seven yüreğime küfürler yağdırırken
Gözlerimden dudaklarima akan donuk sözler kaçmakta
‘Ne Olur Gel! ‘Devamını Gör
Dünya YaLan” DerLer, Ve “GerçekLer Acıdır” !
Ben Bu Dünyada Okadar Acı Çektim,
YaLanLarın Arasından Çekip Gittim
Ve
…Öğrendim Ki Dünya Gerçekmiş, YaLanLar Daha Acı !
ÖLmeden Çektiğim Kaçınçı İhanetindir Bu Sancı.
Gerçek OLan Sana KaLsın, Ben HayaLLerimLe MutLuyum
Kısa olur ayrılık sözleri, bilirim. Ve bilirsin dilsiz olurum, son bakışta.
‘Konuşsana’ deme! Görmüyor musun, nasıl da haykırıyor gözlerim. Şart mı
duyguların gelmesi dile? Hem benim sevda lügatımda, sözcük yok bu gidişe!
Sadece ağzımdan çıkacak sözler caydıracaksa eğer seni yolundan; Lanet olsun
dönüşüne…
alıntı
Ey sevgili..↲
Dünyadaki bütün yangınlara vaktinde su yetiştirmeye çalışırken, kendi içimizdeki yangınları söndüremeyişimiz ne hazin, ne can yakıcı..!
Sensizliğin ne olduğunu öğrenmedim yanımdayken,
O kadar pişmanım ki yokluğunda,
Herşeyi silebilmeyi öğrenmişim,
Ama ya o güzel tenini?
o renkten başka değecek yok benim tenime,
…Bedenin olmasa bile ,
Ruhunla bütünleşmişim..
Gerisi Kaç yazar..
Mustafa Özdamar
”Sen” dedi, ‘intihar gibisin’
”Hem cesaret edilmeyen” hem de,
”Herkes tarafından en az bir kere düşünülen”
”İşte, öyle güzelsin”…
alıntı
Duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç..
Dokunmuyorsun bana..
Sen gibi bir şimşek çakıyor..
Tam kalbime düşüyor yıldırımı..
Ben gidiyorum.. Alıntı
Bedenimi sarıp sarmalayan yalnızlık,
Yıkıl git!
Bir enkaz gibi yaptın ruhumu,
Tamir ettikçe yıkılıyor tabularım,
Dünü kurtarabiliyorum,
…Ama yarına ne hacet..
Bir kristal gibi dağılıyor yaşanmışlıklar,
Geç kalıyoruz hayata,
Geç bırakıyorsun hayata..
Mustafa Özdamar
senden önce kışım vardı bnm: pencereden karı seyrederdim sen geldin pencereme perdeler indi. baharım vardı benim senden önce kuşlarla çiçeklerle konuşurdum:sen geldin kuşlar uğramaz çiçekler açmaz oldu. benim yazım vardı senden önce koşardım alabildiğine deniz kıyısına dalgalar vururdu ayaklarıma serinlerdim:sen geldin dalga…lar gelmez sular ısınmaz oldu. benim güzüm vardı senden önce yaprakların sararmasını izlerdim sessizce:sen geldin yaprak düşmez sessizlik olmaz oldu. Benim senden önce güneşim vardı sen geldin gözüme perdi indi, oyun bitti sis yığını çöktü hayatımaa alıntı
yalnızlığım bu gece matemini yaşıyor dokunma!
gözyaşlarını sayamadım 3 yılın temsili
sensiz gecelerin müptelası bir sigaram
ve birde donuk bakışlarım dumanıyla harman
…dokunma!..tenim kaldıramaz bu ağır yükü
sabah ezanıyla uyanır gözbebeklerim duvarlardan
hani Allahın adını vermiştikya,bak çınlıyor kulaklarımda
ölüm esintisiyle geliyor lütfen kapama kapılarımı…elveda:
alıntı
Biz Aşkın İbadetLerini Eksik Yaptık SevgiLi,
BeLkide KıbLesini Şaşırdık.
AsLında Biz “AŞK” Dinine Yakışır KuL OLamadık.
Rehberim Sendin Benim,
…Cehennemde Senin Layıkın.
Ben YoLumu DüzeLtim,
Cennet’i Arayıştayım.
[ Seyfettin ÇoLak ]
Sevmek, ifade edebilmek
kadar, ifadeyi unutmamaktır da… Şimdi sessizce uzaklaşmalıyım.
Çünkü beni anlamadığını, anlamak için uğraşmadığını, hatta bunu
önemsemediğini biliyorum.Umarım mutlu olursun…Bunu bir çöküntü anında
da söylemiyorum. Hiç kimse aldatmadı ötekini; yalnızca böyleydik işte! .
… Yüzüme öyle bakma nefretle,
bi nedeni yok yalnızca öptüm…
(Bir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm-Küçük İSKENDER
Dikenler içinde yüzüyorum, kefenler dikiyorum masallarıma büyük bir özveriyle,
Büyük bir yalnızlıkla tüketiyorum gri zamanları.
İğne batıyor şaşkınlıktan elime; ben kanıyorum.
Hayır bayım, hayır!
Kesinlikle ağlamıyorum.
…Ben…
Ben sadece kanıyorum.Devamını Gör
‘Özledinmi beni’dedm.Sustu!Nefesini enderinden aldı ve özlenmezmi…dedi!’Git dedm git’ sen kalınca genişliyor bu dünya ve kayboluyorum uçsuz bucaksızlığında!Hayır dedi,sertçe!Gidersm,kahraman olurum,kalrsam,senİn!’Küserİm,dedm’ Hayr,dedi gülerek!Küsmek,susmayı göze almakır.Ama sen korkarsn kendi sesszliğindn ve susama…zsn!
‘Gel dedim ozaman’sesim fısıltı gürültüsünde gel?DurduHayır,dedi,Gelirsem biter aşk..Devamını Gör
Vedayı yapan, bırakıp Giden suçlanır her zaman..
Sormaz kimse Gitme sebebin neydi diye..? Sadece Gittin der..
Ve Geride Kalana Burkulur Tüm Yürekler..
Veda zor şey.. Geri dönüşü yoktur çoğu zaman..
Cesaret İster.. Kalmakta ağırdır her zaman..! Elveda diyemez kolay kolay insan….Ama Sebepliyse Bu Veda Elbet Hazırdır Çe…kilmeye de Cefa..!Devamını Gör
Şimdi seninle aynı havayı solumak bile kahrediyor beni,
Gidebildiğin kadar uzağa git ki,
Hissetmeyeyim varlığını.
…Yaşamama izin ver,
Seni,senli günleri sileyim,
O kadar yıldan sonra Deşarj edeyim kalbimi,
Ben yine yaşarım kimsesiz..
Düşünme beni..
Sadece Sen düşünme beni..
Öldü bil..
Öldürdüm bil..
alıntı
Biri gelir, diğeri kalır..
Gelen bilir yaşama ihtimalini,
Kalan çürütmüştür ümitlerini,
Gam doldurmuştur içini,
Saatinden sonra zevkine kaldırır kadehini..
…Gelen bir tek bunu bilmez,
Umud eder,
İhtimalleri köreltme çabasındadır doymuşçasına,
Yutkunur hayallerine ,
Tutunur geçmişine..
Zor olanı yapar gelen ve kalan,
Bunları yaşatansa bakmaz ardına,
Koşar adım uzaklaşır,
Bir tepeden bakar ..
Lanetler..
Kopartır düğümü en kalın yerinden..
Mustafa ÖzdamarDevamını Gör
DURMASIN HİÇ BEKLEME ŞİİRLERİMİN
TEK NOKTAMI DİRİ DİRİ GÖMDÜM BEN
ÖZLEDİĞİNİ HELE HİÇ SÖLEME
GİTTİN GİDELİ SAĞIR OLMUŞ ÜÇ NOKTAYIM BEN ..
BOĞAZIMDA YANAN TÜRKÜLERLE BESLİYORUM SENİ
HASRETİNİN KIYI KENTİNDE DAĞLARINIYOR YÜREĞİM
VE KOR OLUYOR TENİMİN HER ZERRESİ
GİTTİN GİDELİ ECELİNE SUSAYAN BİR ŞAİRİM BEN
CİĞERİME HER GECE İHANETİNİ YAKTIM
DÜŞÜME DÜŞTÜN YİNE DE SENİ HİÇ KANATMADIM
HER ŞEYE RAĞMEN UNUTURUM DİYORSAN SEVGİLİ
KADER DE BENİM LAKABIM
YAZILIR SİLİNEMEM DE ..
SEN UNUTTUN AMA BEN UNUTMADIM..
BİR TEL SAÇIN ETTİ ÖMRÜMÜ YALAN
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek i…çin güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?Devamını Gör
acı siyahtır oysa, kanar ve boyar gözleri
gülüşlerimi tahliye et ey Panos ..! Cezasını çekmedim mi..?
II.
yüzüme kapattım telefonu, sesimi duymak istemiyorum
zamanla kabulleniyor insan arızalı ümitleri,
meşgule düşen beklemeleri
kendimden kaçıyorum, beni saklayabilir misiniz..?
içinden taşan bir kadının dalgaları ıslattı aynayı
ayna..! Göstermiyor iç yıkımları
ağrıyan kırgınlıklarımın test sonucu geldi oysa
iyi huylu çıktı yüreğimdeki sevgi..kahrol ayrılık..!
III.
dikişleri kaynadı kesilen mavilerin
suya düştü öpüşüm, düpedüz intihar bu
dur! Ölme. Öpüş(me)lerim
ağzımla kuş tutsam yaranamam artık aşk’a
ben de alır kanatlarıyla lir çalarım
hadi uyan içimdeki kadın,
kır zincirlerini. Dört ikilik bu hüzün senin,
söyle şarkını, dillen..sahnedesin
sahne sensin
ağlayacaksan, başlamayalım
IV.
firar etti özlem, geceler tutuştu
hayatım uykuya daldı göğsümde, saçlarını okşadım
kim serdi üzerime bu sessizliği..? Terlemek kötü
bağışlasın beni çocukluğum, koruyamadım yumuk ellerini
dağınık sevgilerin ortasında kaldı yaptığım kumdan kaleler
hadi baba! Bir kez olsun yardım et
dikenli teller örelim anılarımın çevresine,
yaralanmasın sevişmelerim
V.
uçakların arkasından su döktüm bekleyenler için
gemilerin rotasına çiçekler ektim
suladım tren garlarında unutulan hüzünleri
halinize gülün, halime değil
blöfünüzü gördüm, artık çekiliyorum
son kez sigaramı yakar mısınız..?. Ateşime kar yağdı
VI.
siz hiç martılarla şiir içtiniz mi?
sızdınız mı bir yıldızın üzerinde dibe vurmuşken..?
bıçak kemiğinize dayandı mı, kemiğiniz dahi titrerken..?
çıldırmak içten değil, dışarısızlığımdan geliyor
VII.
kimlerin albümlerinde resmim varsa tozunu alsın lütfen,
öksürüyorum
Önce telefon numaranı unutacağım, sonra seni! Bu sana gönderdiğim son çiçekler…Gönül bahçemdeki tüm çiçeklerin hasadını yaptım.Papatya, sümbül, nilüfer, menekşe, sardunya, gelincik…Sevdiğin tüm dikensiz çiçeklerden bir demet yaptım.İster gözyaşlarınla kurut çiçeklerimi, hatıralarının arasında sakla…İstersen yeşert yüreğinin henüz taş bağlamamış bir köşesinde.Ya da koklamadan at gitsin! * Bu sana yazdığım son mektup…Kelimeler tükendi, mürekkebim bitmek üzere.İster oku satır satır ve her satırda kendini bul…İstersen hiç açmadan zarfı yırtıp at çöpe…Sen, masumiyeti yakmayı seversin… Mektubumu da yakabilirsin…Korkma, ateş bulmakta zorlanmazsın…Her harf, bir kibrit çöpüdür, kâğıdım benzin kokar…Satırlaşmış sevgilerin küle dönmesi, sadece bir elvedaya bakar.Yak gitsin! * Bu sana yazdığım son şiir…Ortadan kırıp attım yazdığım kalemi.Adı yok şiirin, kafiyesi yok. Çünkü sen yoksun şiirde. Sensizlik var.Her mısranın sonu soru işaretiyle bitiyor ve her soru seni bitiriyor bende. Bitiyorsun, bulamadığım cevapların arasında.Çöl ortasında, avuçlarıma yağan kar tanesi gibisin. Eriyip gidiyorsun, veda serinliği bırakarak dudaklarımda.İster oku şiirimi, mani tadında…İstersen ben okuyayım sana. Ama önce sustur ne olur şu içindeki sürekli gürültü yapan yaramaz çocuğu.Firar mı edecek, bırak gitsin! * Bu seni telefonda son arayışım…Bilirsin, aklımda tutabildiğim tek telefon numarası seninkidir… Bir de 118′i unutmam!Sesim kısık çıkarsa sana duyduğum heyecanımdandır.İstersen açma telefonu, çalar çalar susarım.Belki, meraklanır da kısa bir mesaj geçerim gecenin bir vaktinde cep telefonundan:”MRB.NBR?”Cevap göndermesen de olur. Aya en yakın yıldıza el salla pencerenden, yeter. Mesajın, telefondan önce ulaşır bana.Önce telefon numarandan başlayacağım seni unutmaya.Kararlıyım…Unutsam da, 118′e sormayacağım numaranı.Sen de benimkini unut gitsin! * Bu sana son doğum günü hediyesi…Aceleye geldi. Güzel paket yaptıramadım kusura bakma.Çamsakızı çoban armağanı işte. Ne olur hediyemi kabul et.Çok seveceğin, elinden hiç düşürmeyeceğin bir şey aldım…Ne mi?..Sapı sedef kakmalı ağaçtan yapılma eski bir el aynası!Baktıkça beni sana hatırlatır, üstelik yalnızlığını da paylaşırsın.Kıskanç olur aynalar…Yıllar sonra güzelliğini yansıtamadığını görürsen, hatırasını hiç düşünmeden kır gitsin! * Bu sana şarkılardan son fal tutuşum…Birlikte yaşanan yılların şerefine kaldırdığım son kadeh…Bu seni son arzulayışım…Son gelişim sana…Zilinde ayrılık melodisi çalan kapını ilk ve son kez çalıyorum.Bu, hüzün kadrajlı fotoğrafına son bakışım…Son gülüşüm, gözlerine…Son dokunuşum yokluğuna…Ve…Bu senin için aldığım son nefesim…İster tut…İster, bırak gitsin!
Anlarsın eğer bir gün
Sende seversen birini
Benim ne çektiğimi
Hele de benim gibi
Sevilmeden seversen
Ararsın beni
Arasın da bulamazsın
Son tren kalkmak üzere
Artık duraklama dakikalarını
Oynuyor sevdam
Hele birde sen böyle devam edersen
Bitti bitecek o çok büyük dediğim sevdam
Gerçi sana göre ne var
Sen beni hiç sevmedin ki
Sana ne anlatıyorsam
Benim sevgim bitmiş ne
Bitmemiş ne
Senin için ne değişecek
Hayatında biri var veya yok
Hem de senin için anlam ifade etmeyen biri
Sen hala eski sen
Ben ise artık eski ben değilim
Ama sen gel birde bana sor
Senin benim için neler anlattığını
O isminin ne anlama geldiğini
İsminden geçtim
İsminin baş harfini duysam
Biraz duraklarım orada
Hemen aklıma sen gelirsin
Gözlerimi kapatırım
Gözlerim önünde sen
Avuçlarımı sıkarım
Avuçlarımın içinde
Senin avuçlarını olduğunu düşünerek
Sonra uzunca bir off çekerim
Çünkü yoksundur yanımda
Hiç sen benim yanımda olmadın ki
Ama ben, ben senin hep yanındaydım
Hep konuşurken
Gözlerine içine bakmayı istedim
Ama sen benim gözlerime hiç bakmadın
Bakmaktan geçtik
Kafanı bile kaldırmadın sevgili
Oysa ben, oysa ben
Ben seni sevmek için değil
Seninle ölmek için sevmiştim
Seninle sevgili olmak için değil
Seninle dost olmak için sevmiştim seni
Ama sen sen beni hiç anlamadın
Nasıl anlayacaksın ki sevgili
Sen bunları hiç bilmedin ki
Ve bilmeyeceksin de
Ben yine seni seveceğim deliler gibi
Her ismini duyunca uzunca bir off çekmeye
Ben sevgili ben devam edeceğim
Sende sevgili yine benim farkımda olmayacaksın
Bırak böyle kalsın sevdam
Böylesi daha temiz
Böylesi daha güzel
Kimse benim seni nasıl sevdiğimi öğrenmesin
Ve kirlenmesin sevdam
Bırak ben acı çekeyim
Sen benim farkımda bile olma
Kimse bilmesin sevdamı
Bilmesinler ki
Kirletemesinler sevdamı
Ben ben sevgili acı çekmeye razıyım
Yeter ki sevdam temiz kalsın
Ama birde sende beni sevsen
Yanına konuşmaya geldiğime
Yüzüme bakıp
O tertemiz gülüşünle
Bana baksan konuşsak
Dünyalar benim olur ya sevgili
Olsun bırak ben sevilmeden sevmeye alışmışım
Sen yine benim farkımda olma
Yine konuşurken yüzüme bile bakma
Ama sevgili şunu unutma
Sen beni sevmesen de
Benim farkımda olmasan da
Ben seviyorum seni
O sımsıcak gülüşünü neden esirgersin ki
Bilmem benden
Bende insanım
Benimde sevilmek hakkım değil mi
Ama sevgili
Sen yine de beni sevme
O sımsıcak gülüşünü yine
Yine benden sakla
Hani yazmış ya şair;
Bu şehirde sana aşık
Sana tapan biri var
Sen bilmesen de
O biri asla unutamaz sevgili
Çünkü ilk aşklar ölümsüzdür
UNUTULMAZ
|
|
|
|
Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? ..
Yağmur bırakmadan geçen bulutlar gibiydi zihnimdeki düşünceler;
dilime düşmeyen, sözcüklere dönüşmeyen! ..
Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? ..
Her zaman fazla oldu söyleyemediklerim, söyleyebildiklerimden! ..
Her zaman; bir bilinmez lisandaki çözülmez şiirleri koklayıp, hissettirmeye çalıştım sana…
Her zaman biraz daha zaman kolladım seslenmek için sana, ve her zaman hayıflandım;
Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? ..
Kendi karanlığında; güneşe görünmek için karar veren bir tohum gibiydim…
Zordu çıkmak gömüldüğüm çamurdan;
Ama güzeldi!..
Sen güzeldin ve ben, güzelleşiyordum seni düşündüğümde!..
Kendi karanlığında; güneşe görünmeye karar verip yeşillerini giyen bir tohum gibiydim…
Boyutları değişiyordu hayatımın…
Yani, değiştiren sendin boyutlarını hayatımın; büyüyordum, gelişiyordum, genişliyordum…
Söyleyebildiklerimden çoktu her zaman, söyleyemediklerim; bu yüzden kelimelerimin arası açılıyordu!..
Sığdıramadığım her duygu; iki kelimemin arasındaki boşlukta gizli…
O yüzden, yazdıkça parmaklarım,,, ve işte yine o yüzden söyledikçe dilim topallıyor!..
Toparlayamıyorum zihnimi…
Seni özlüyor, ve terliyorum özledikçe;
Seni koklamak için…
İçimdesin!
Muammer Erkul
Yokluğun yanımda
İlacı yok ki yokluğunun hükmü olsun
Gözlerimin ağrısı bir kadının çığlığı ..
Ve gecemi kimse anlamıyor artık
Diğerlerine benzemiyor yokluğun
Diğerlerine benzemiyor ayrılığın…
Niye benzesin ki?
Hepsinden çok sevilmedin mi
Özledim sesini ne olur konuş
Bir gül açtır zamanların ötesinden
Karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün gel
Gök mavisinden, deniz mavisinden
Bana bir şarkı söyle
İçimde bir şey kımıldıyor
Gözlerim kan çanağı, yorgunum, uykusuzum
Bir baksana ne haldeyim deli divane
Yaralıyım, çaresizim umutsuzum
Bana bir şarkı söyle
Yağmur ol yağ üstüme, güneş ol ısıt
Dökül karanlığıma ışıklar gibi
Al beni, en uzaklara götür
Sesin aksın içimde bir pınar gibi
Bana bir şarkı söyle
Bütün renkleri kat birbirine
Buram buram bir turuncu getir geçen yazdan
Bir tüy gibi, bir bahar dalı gibi
Hafiften, inceden, güzelden, en beyazdan
Bana bir şarkı söyle
Bazan kar nasıl hazin yağar bilirsin
Kurşuni bir gökyüzünden ağlamaklı
İşte öyleyim, kapkarayım bu gün gel
En hüzünlü sesinle, en dokunaklı
Bana bir şarkı söyle
Ümit Yaşar Oğuzcan
Unuturum
Unutmak zor değil
Unutmak acı
Unutmak zor değil
Unutmak yazık
Unutulmaz kimse yok bende
Bir sana kıyamadım
Gücüm yetmedi seni yok saymaya
Kollarımı açtığım kadar unuttuğumsun
Açamadığım kadar özlediğim ;
Benim unuttuğum kadarını sen özler misin ?
Ceyhun Yılmaz
Aşk mıydı o, aşkımsı bir şey miydi
Neydi çekip kendine, beni bağlayan
Kanatan dudağımı, tenimi dağlayan
Elleri ta içimde o dev miydi
Etime bir alev değmişçesine
Nasıl da yakardı öptüğü zaman
Bir su gibi akıp gitti avuçlarımdan
Yorgunum şimdi bin yıl sevmişçesine
Hani o yalnız benim olan gül, kırmızı
Gözlerimin önünde açılan sonsuz bahçe
Hani, o var olmalarımız öpüştükçe
O delice sürdürmeler yaşantımızı
Hiç doymamak oysa, tene, kokuya, aşka
Sarıldıkça güçlenmek, bütünlenmek
Kudurmuş arzularla zamanı yenmek
Ve en kuytularda buluşmak korka korka
Kimi gün utanmak otlardan, çimenlerden
Kimi gece mıhlamak gölgemizi duvara
Varmak için o sevgiyle açılmış kollara
Apansız düşmek yükseklerden bir yerden
Oydu işte alıştığım, özlediğim şimdi de
Sevgice bir tutku, aşkımsı bir yakınlık
Avunmak… Kırık dökük anılarla artık
Kimbilir? o geceler yaşanmadı belki de
alıntı..
Aşkınla ölürüm, derdin hep bana
Sevdanı anlatan sözler yalanmış
Hani, mutluluklar verirdim sana
Benimle verdiğin pozlar yalanmış
Gözlerin, gözüme hani dost idi
O can, yollarıma hani post idi
Bensizlik ölüme bedel kast idi
Bakınca kızaran yüzler yalanmış
Benimle yaşardın bahar, yaz gibi
Sarılır öperdin gelin, kız gibi
Ayrılık çalarsın şimdi saz gibi
Öpünce aldığın hazlar yalanmış
Saçlarına gonca güller takardın
Dualar ederde, mumlar yakardın
Sen bu ayrılığı nerden çıkardın
Gözlerime bakan gözler yalanmış
Direnir zamana karşı koyardın
Ayları tutarda günleri sayardın
Şeytanla birleşir gözümü boyardın
Yaşadığın bahar, yazlar yalanmış
Ayrılık deyince düşerdin derde
Set çeker aşkıma olurdun perde
Meğerki beklermiş gönlün siperde
Cilveli cilveli nazlar yalanmış
Plaklar susmazdı, çalardı şarkın
Suyumu kesildi aşk denen çarkın
Anladım ki yokmuş zalimden farkın
Kalbindeki ateş, közler yalanmış
dan eksilen ne varsa onları yüreğime göm
Yitirilmiş, kaybedilmiş duygulara takılı kalıp
hayatımdan eksilen ne varsa onları yüreğime gömüyor ve
üzerinde açan mutluluk ve hüzün çiçeklerini her hatırladığımda
ise onları yağmurlara inat göz yaşlarımla suluyorum.
Hayat o kadar zamansız duygular yaşatıyor ki
sen bu zaman denilen kavramın içindeki en değerli andın.
Hüzün çiçeklerimi soldurup
yüreğime mutluluk tohumları ektim seninle,
sonra sarıdan çaldım,yeşilden,maviden ve siyahtan,
hayat bu renklerden ibaretti sende;
rengarenk tablolar resmettim hayatın duvarlarına ve
her renkte sen vardın.
Zamansız duygular;
ama zamanı beklemezmiş yaşamaya değer şeyler ben sende bunu anladım.
Zamansız gelmiştin bana,
baharı yaşamamış çöl gibiyken yüreğim senin yağmurunda ıslandım.
Çiğ damlası oldu bakışların,
gözlerinin neminde ise hiç yaşanmamış bir iklim ısıttı kalbimi,
çorak toprağıma ektiğin filizler çiçek açtı.
Yemyeşil bir dünya oldun içimde..
Artık rüyalara gerek duymuyordu bedenim,
çünkü ruhum yaşıyordu seninle sen canımdan
içimden bir parçaydın öylesine bir bütün olmuştun ki
düşünmek bile istemediğim tek şey senden kopma korkusuydu.
Ve koptun… Ve ben… öldüm…..(…ve… uzun bir sessizLik..)
Artık zamansız değil duygularım,
sensizliğin acısı zaman dinlemiyor.
En beklenilmedik en umulmadık zamanı bile beklemiyor her an..
her saniye..her dakika.. gözlerimi sensizliğin acısına kilitliyorum.
Yaşamaya değer şeyler zamanı beklemediği gibi
acılarda vuracağı kalbin çığlıklarına aldırış bile etmeden
darbelerini en derine indiriyor Ve ben sensiz yok olup ölüyorum…
Hayatın duvarlarına resmettiğim o rengarenk duygularım,
gözlerime inen o fırtınalı yağmurla akıp giderken ve
ben bu bomboş bedeni sokaklara taşıyıp yorgun ayaklarımla,
yağmurların hırpaladığı kaldırımlara serilirken
akıp giden bu deli yağmurla ağlıyorum.
Ellerimde artık kül rengi kaldı.
Bomboş bir tuval var şimdi önümde
ve ben ellerimde kalan kül rengiyle
ancak bu yitirilmişliği bu sensizliği anlatabilirim…
Ben bu cümlelere sığınarak anlatamam seni
bu cümleler bu kelimeler anlatır mı..?
sanıyorsun…
Unutulmuşluğu,unutmayı,unutabilme- – yi
kısacası unutmak adına ne varsa hepsini hepsini unuttum…
Unutulmamayı,unutmamayı,unutabilememey- – i öğrendim yokluğunda,
beni çeken hayalin gözlerime perde gibi indiğinde ellerimde ellerinin sıcaklığını hissettim.
Avuçlarımda o ipek saçların dolaştı,
ve ben yokluğunda hayal ettiğim gözlerine gözlerimi kilitledim..
Ben sana olan bu sevgimi unutmayı değil,
bir ömür boyu ölümsüzleştirmeyi dilerdim.
Ve ben ben dudaklarımda ezberlediğim şarkının her kelimesini göz yaşlarıma ekledim….
Ama Benim Ciğerim Yanar..
Ten Oyalanır CAN Kanar..
İki Gözüm İki Çeşme Haberin Yok….
İçerime İçerime Akar…
UNUTMADIM UNUTAMAM KARA SEVDAM MERAK ETME YAŞAMAKSA YAŞADIM
LAKİN CANIMIN ÇOĞU KALDI SENDE…
Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende
Pişman mıyım asla
Güzelleştim yasla
Sevmedim mi sevdim evet
Senden sonra ihtirasla
Ama benim ciğerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar
Benim ciğerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar
Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende
Ama benim ciğerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar
Benim ciğerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar
Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende
üzerinde açan mutluluk ve hüzün çiçeklerini her hatırladığımda
ise onları yağmurlara inat göz yaşlarımla suluyorum.
Hayat o kadar zamansız duygular yaşatıyor ki
sen bu zaman denilen kavramın içindeki en değerli andın.
Hüzün çiçeklerimi soldurup
yüreğime mutluluk tohumları ektim seninle,
sonra sarıdan çaldım,yeşilden,maviden ve siyahtan,
hayat bu renklerden ibaretti sende;
rengarenk tablolar resmettim hayatın duvarlarına ve
her renkte sen vardın.
Zamansız duygular;
ama zamanı beklemezmiş yaşamaya değer şeyler ben sende bunu anladım.
Zamansız gelmiştin bana,
baharı yaşamamış çöl gibiyken yüreğim senin yağmurunda ıslandım.
Çiğ damlası oldu bakışların,
gözlerinin neminde ise hiç yaşanmamış bir iklim ısıttı kalbimi,
çorak toprağıma ektiğin filizler çiçek açtı.
Yemyeşil bir dünya oldun içimde..
Artık rüyalara gerek duymuyordu bedenim,
çünkü ruhum yaşıyordu seninle sen canımdan
içimden bir parçaydın öylesine bir bütün olmuştun ki
düşünmek bile istemediğim tek şey senden kopma korkusuydu.
Ve koptun… Ve ben… öldüm…..(…ve… uzun bir sessizLik..)
Artık zamansız değil duygularım,
sensizliğin acısı zaman dinlemiyor.
En beklenilmedik en umulmadık zamanı bile beklemiyor her an..
her saniye..her dakika.. gözlerimi sensizliğin acısına kilitliyorum.
Yaşamaya değer şeyler zamanı beklemediği gibi
acılarda vuracağı kalbin çığlıklarına aldırış bile etmeden
darbelerini en derine indiriyor Ve ben sensiz yok olup ölüyorum…
Hayatın duvarlarına resmettiğim o rengarenk duygularım,
gözlerime inen o fırtınalı yağmurla akıp giderken ve
ben bu bomboş bedeni sokaklara taşıyıp yorgun ayaklarımla,
yağmurların hırpaladığı kaldırımlara serilirken
akıp giden bu deli yağmurla ağlıyorum.
Ellerimde artık kül rengi kaldı.
Bomboş bir tuval var şimdi önümde
ve ben ellerimde kalan kül rengiyle
ancak bu yitirilmişliği bu sensizliği anlatabilirim…
Ben bu cümlelere sığınarak anlatamam seni
bu cümleler bu kelimeler anlatır mı..?
sanıyorsun…
Unutulmuşluğu,unutmayı,unutabilme- – yi
kısacası unutmak adına ne varsa hepsini hepsini unuttum…
Unutulmamayı,unutmamayı,unutamamayı öğrendim yokluğunda,
beni çeken hayalin gözlerime perde gibi indiğinde ellerimde ellerinin sıcaklığını hissettim.
Avuçlarımda o ipek saçların dolaştı,
ve ben yokluğunda hayal ettiğim gözlerine gözlerimi kilitledim..
Ben sana olan bu sevgimi unutmayı değil,
bir ömür boyu ölümsüzleştirmeyi dilerdim.
Ve ben ben dudaklarımda ezberlediğim şarkının her kelimesini göz yaşlarıma ekledim….
Ama Benim Ciğerim Yanar..
Ten Oyalanır CAN Kanar..
İki Gözüm İki Çeşme Haberin Yok….
İçerime İçerime Akar…
UNUTMADIM UNUTAMAM KARA SEVDAM MERAK ETME YAŞAMAKSA YAŞADIM
LAKİN CANIMIN ÇOĞU KALDI SENDE…
Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende
Pişman mıyım asla
Güzelleştim yasla
Sevmedim mi sevdim evet
Senden sonra ihtirasla
Ama benim ciğerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar
Benim ciğerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar
Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende
Ama benim ciğerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar
Benim ciğerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar
Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende.
alıntı
Çekil git artık düşlerimden
Bıkıp usanmadın mı benden artık? ..
Gözlerimden yüreğimden içimden
…ve varolan her şeyimden git artık… kirletirsin beyazları
Konuşma tüketirsin satırları
Mehtabı bırak doğan ayrılık
Çekil git şafak gelen aralık… uzak dur benden
Sebebin olurum yakanın olurum
Çekil git yolumdan ölümün olurum
…ve git artık ne olursun git benden… nefesini al benliğimden
Ben soluğunu kesmeden
Sus demeden sus ne olur söylemeden
Git bir daha Allah aşkına hiç dönmeden…
Kumdan evlerin yıkıldı artık
Taşlarımdan oyuncaklarımdan beynimden
…ve yaşayan her şeyimden git artık… karaya çalarsın günlerimi
Söylenme devrik tümcelerim olursun
Ne öznesini ne yüklemini kurtarabilirsin
Çekil git bırak bütün düşüncelerimi… şöyle dur gönlümden
Derdin olurum korun olurum
Çekil git harın değil külün olurum
…ve git artık ne olursun git git gözlerimden… ses etme
Mevsimler solsun senelerce
Mümkünse çıkmasın o iki hece
Öldü de bitsin bu işkence… sarardı de
Düşen her bir yaprakta uzaklaştı de
De ki gövdeden dal kırıldı
Kopan candı yıkıldı de de ki öldü öldü de… olsun de de ki bitti bitti de…
Kardı yağdı yağmurdu aktı
Sonra toprağa karıştı kurudu de soldu de…
Ne bileyim işte kısaca öldü de… gölge etme
Alın yazısı gibi görme
Değilim bir şeyin olmadım hiçbir şeyin
Çekil git artık ne olur çekil git kötü söyletme… olsun de de ki bitti bitti de…
Kardı yağdı yağmurdu aktı kurudu de…
Sonra toprağa karıştı soldu de…
Ne bileyim işte kısaca öldü de…
Ne dersen de…
Dokunma
Kanıyorum zaten
Konuşma
Yıkıl git artık hayallerimden
Uzanma
Yaralıyım zaten
Kal yerinde öylece
Ya da bir sonbahardı
Yaşamaz de
…Ve çekil git artık
Yaşamaz de
Murat İnce
Şimdi sen yoksun öyle mi? Dur bir dakika, tam anlayamadım galiba… Yani bir daha elini hiç tutamayacağım, gözlerine bakamayacağım, her dokunduğumda içimde bir yanardağı harekete geçiren ipek tenine dokunamayacağım öyle mi? Hayır, bu bir şaka olmalı… Söyle bana, “Şaka” de Allah aşkına…
Şunu yeniden tekrar etsene bana, beynim almıyor kusura bakma. Bir içki koyayım kendime, ellerim titriyor, yatıştırır mı ne dersin? İster misin sen de? Bir kadeh şarap iyi gelir. Şu koltuğa oturayım. Tamam dinliyorum seni.
Demek beni seviyorsun; ama, gitmek zorundasın… Demek, bu aşk fazlasıyla yordu seni… Düşünmen gereken başka şeyler de var demek… Yo yo, seni suçlamıyorum. Gözlerimi kısmam öfkeden değil, dedim ya, ben algılamakta güçlük çekiyorum. Bekle, birkaç yudum daha alayım şaraptan. Hayır endişelenme, sarhoş olmayacağım. Zaten biz birlikteyken hiç sarhoş oldum mu? Senin varlığın öyle tatlı bir sarhoşluk veriyordu ki bana içkiye ihtiyacım yoktu…
Seni etkilemeye çalışmıyorum yanlış anlama, şimdi yeri geldi de o yüzden söylüyorum. Belli ki bir karar almışsın ve uygulayacaksın. Bana düşen sadece saygı duymak. Bu arada mutfakta senin sevdiğin kurabiyelerden var ister misin? Tamam sorun değil, ben yerim. Ayakta durma öyle, tamam gideceksin de otur biraz. Sen böyle ayakta konuşurken ben daha fazla algı zorluğu çekiyorum.
Belki ben aşkı senden biraz daha farklı yaşıyorum. Neyim var neyim yoksa aşkım için ortaya koyabiliyorum. Biliyor musun, bu laftan nefret ederim; ama, galiba sorun sende değil bende. Ne zaman sevsem başarısız oldum ben. Ne zaman aşkın koyuluğuna kaptırsam kendimi sonu hüsranla biti. Bu yüzden suçlamıyorum seni. Rahat ol lütfen.
Eşyalarını merak etme. Zaten hep iğreti gibi hissettin bu aşkta kendini. Baştan bunun farkındaydım da tedirginliğin geçer diye bekliyordum. O yüzden fazla eşyan yok bende. Birkaç parçayı ben arkandan yollarım. Sen şimdi eline yük etme. Hem gideceğin yere böyle eşyalarınla gitmen yakışık almaz.
Ben mi? Hayatın bana verdiği kaçıncı ders bu bilmiyorum; ama, sanırım aşkın peşinde koşmaya devam edeceğim. Elbette başaracağım bir gün. Umudumu kaybetmedim. Sen gittikten sonra epeydir el atmadığım kitaplarıma dalarım herhalde. Belki kısa bir tatil. Kafamı dinlerim. Neyse boşver. Haydi git sen. Ben de akşam sinemaya gideyim. Sahi bugünlerde iyi film var mı? Şöyle sonu mutlu biten bir aşk filmi?
Öylesine yuttum ki sesli harflerimi… Korkar oldum noktalar koymanın ardından yeni cümleler kurmaya… Artık yokmuşsun, artık yokmuşum, artık yokmuşuz… Gün batımları yokmuş oturduğumuz odanın sarı duvarlarına yansıyan… Ellerin yokmuş en beklenmedik anda ellerimle kavuşan… Aşklar yokmuş artık, bir zamanlar var olduğuna inanılan…
Öylesine yuttum ki sesli harflerimi… İçimde kırılan bir ayna kaldı sadece… Geceler yokmuş artık, gündüzler de… Saatlerin kadranları kırılmış, küsmüş zamana… Kala kala bir rüya kalmış geceleri buluştuğum… Bir zamanlar bir romantiğin sarhoş eden gitar sesini dinlediğimiz yer de silinmiş gitmiş haritalardan… Ne çok şey kalmamış, ne çok hiçbir şey var olmuş yaşanıp bitmişlerden…
Öylesine yuttum ki sesli harflerimi… En çok da isminin içinde geçenleri… Bir pusula ömründe ilk kez yanlış yönü göstermiş… Gururuyla intiharı seçmiş, düşüp kırılmış yanlış yönü gösterdi diye… Güney de yokmuş artık, kuzey de… Sabahları yaşadığımız doğu silinip gitmiş, batıysa hiç olmamış ki daha önceden zaten…
Öylesine yuttum ki sesli harflerimi… Kala kala sadece ve sadece o kelimeler arasına yerleştirilen birkaç küçük nokta kalmış… Sadece üç nokta… Apostroflar yokmuş artık, virgüller de çoktan yitip gitmiş geldikleri masallar alemine… Ne bir ünleme rastlayabilirmişiz artık bu ucunu göremediğimiz sokağın ortasında, ne de kendini sorgulayıp duran tek bir soru işaretine…
Öylesine yuttum ki sesli harflerimi… Yok olmuş dakikalar, saatler, saniyeler… Ve sen biraz da… Sahi biz hiç var olduk mu dersin? Belki olduk, belki olmadık… Aslında ne kadar yanıldık, ne kadar aldandık… Biz koskoca birer yalandık… Odanda dağınıklığımı toplayan bir gölge vardı ya hani, o da yok artık… Dağınıklığım da yok, serzenişlerim, boşvermişliklerim de… Artık biz yokuz ki…
Öylesine yuttum ki sesli harflerimi… Ancak, bana aldırmadan geçip giden zaman kalabilirdi ardımdan… Devam etti takvim yaprakları ardı ardınca koparılıp atılmaya… Aylar yıllara dönüp gitti… Artık ay yok, yıldızları da kaybettim ne zamandır… Sahi gökyüzü var mıydı seni sevdiğim zamanlar? Bilmiyorum ama, banyonda her sabah baktığım aynada gördüğüm siluetin yok artık… Ya da telefonlarda duyduğum sesin… Yoklar ne zaman var oldu! Veda etmeyi mi unuttuk artık olmayanlara yoksa!
Öylesine yuttum ki sesli harflerimi… İki şehir, bir köprü vardı bir zamanlar… Eskiden izlediğimiz filmler yok artık, ilk kez gittiğimiz bale de oynanmadı bir daha hiç… Belki bir tiyatro oyununun ta kendisi bizdik… Tanrım, sen ve ben ne çok şey yitirdik… Birdik, bizdik, “en”dik, tektik… Sahi biz ne zaman bittik! Ne kadar zaman geçtiyse üzerinden, bu gece o kadar yutuyorum sesli harflerimi…
“Ah”larımı yutuyorum artık… Avaz avaz susuyorum, sessiz sessiz çığlıklar atıyorum bu gece kendi kendime… Bitenlere gülüp başlamak isteyenlere ağlıyorum… Hüzünler mutlu ediyor beni, mutluluklara ağlıyorum… Her şey ters dönüyor ama ben yırtıp atıyorum bir kağıda yazdığım seni, yutuyorum bütün sesli harflerimi…
Elveda sevgili…
Hiç ellerimi açıp dua ettim mi, edeceksem hangi duayı etmeliyim anımsayamıyorum. Biraz uğraşıyorum derken geriye ne kadar az gücümün kaldığını hatırlayıp vazgeçiyorum. Kalkan cenazenin tepesinde bir ben beyazlı, bir ben şaşkın her zamanki gibi ağlayamadan olanları seyrediyorum. Her zamanki gibi isteyip de istemeyerek kendimi tutuyorum, her zamanki gibi dişlerim sıkılıyor; yüzüm geriliyor. Öylece bakıyorum
Hep güsel yanını düsündüm sevmenin,ellerin beni sararken,yalanlar söledim kendime “asla bırakmayacak” beni die..Senin sıcak nefesinle ısındım en soğuk gecelerimde,yalanlar söledim yine “beni hiç bırakmayacak” die..Adım adım ezberledim..Titreyişini,gülüşünü,”seni seviorum”derken utangaç,bi o kadarda cesaretli tavırlarını.Yalanlar söledim yine”bir tek bana”die,”yalnızca benim”die..Gülüşünü özledim,hani beni ölümden alıp,sonsuza dek yaşayacakmısım gibi hissettiren gülüşünü..Bana bağırmanı özledim,sonra defalarca özür dilemeni ve ardından gelen sarılmalarımızı.Ben bunları özlerken,sen gittin.Yalanlar söledim yine”GERİ DÖNECEK”die..Gittin önceleri inanmak istemedim..Sonraları,üşüdüğümde yanımda olmadığını hissettim yıkıldım,kahroldum..Şimdi ne yapıorum die sorarsan;hala alışamayacağımı bildiğim halde sensizliğe alışmaya çalısıorum..Hem “BOŞVER” sen beni…Ben yine uğruna yalanlar söleyerek avutuyorum kendimi…!!!
