Şiirler
Şiir ve güzel yazılar
Kategoriler
- anlamlı sözler (105)
- aşk için (210)
- Ayrılık (125)
- Ayrılık Şiirleri (19)
- Benim Kalemimden (8)
- güzel sözler (36)
- hayata dair (37)
- hikayeler (43)
- Komik Şiirler (3)
- popüler yazı ve şiirler (84)
- Sağlık Köşesi (5)
- şairler (1554)
- A.Hicri İzgören (3)
- A.Kadir (13)
- A.Kasım BALTACI (3)
- A.Vahap Akbaş (2)
- Abdulbaki Kömür (4)
- Abdulhak Hamit Tarhan (5)
- Abdülhekim Koçin (7)
- Abdulkadir Budak (6)
- Abdulkadir Bulut (1)
- Abdullah Işılak (2)
- Abdurrahim Tırsi (2)
- Adem Ünal (1)
- Adnan Durmaz (4)
- Adnan Özer (5)
- Adnan Yücel (12)
- Ahmed Arif (13)
- Ahmet Altan (6)
- Ahmet Arif (14)
- Ahmet Cemal (6)
- Ahmet Hamdi Tanpınar (25)
- Ahmet Haşim (18)
- Ahmet Kutsi Tecer (19)
- Ahmet Muhip Dranas (36)
- Ahmet Oktay (7)
- Ahmet Özbek (11)
- Ahmet Özer (2)
- Ahmet Paşa (3)
- Ahmet Selçuk İlkan (75)
- Ahmet Süreyya Durna (10)
- Ahmet Telli (110)
- Ahmet Tevfik Ozan (4)
- Ahmet Uysal (2)
- Ali Kadir Bilgin (15)
- Ataol Behramoğlu (10)
- Atilla İlhan (67)
- Atilla İlhan (1)
- Avdurrahim Karakoç (176)
- Avşar Timuçin (57)
- Aziz Nesin (5)
- Bedirhan Gökçe (10)
- Behçet Necatigil (73)
- Cahit Sıtkı Tarancı (72)
- Cahit Sıtkı Tarancı (1)
- Can Dündar (24)
- Can Yücel (23)
- Cemal Safi (2)
- Cemal Süreya (65)
- Ceyhun Yılmaz (3)
- Cezmi Ersöz (67)
- Edip Cansever (1)
- Erhan Güleryüz (19)
- Fazıl Hüsnü Dağlarca (6)
- Haldun URAS (14)
- İbrahim Sadri (29)
- İbrahim Sadri (2)
- Kahraman Tazeoğlu (10)
- mehmet Çoşkundeniz (9)
- Murathan Mungan (126)
- Naşide Göktürk (12)
- Nazım Hikmet (7)
- öMer Hayyam (1)
- Ömer Köroğlu (1)
- Orhan Veli (2)
- Özdemir Asaf (40)
- Rıfat Ilgaz (16)
- Rıfat Ilgaz (15)
- Selim Akgün (18)
- Uğur Işılak (3)
- Ümit Yaşar Oğuzcan (89)
- Yılmaz Erdoğan (4)
- Yılmaz Odabaşı (29)
- Sevgi Duvarı (8)
- Sevgiliye.. (38)
- top 50 (3)
- Yılmaz Erdoğan (1)
- Yılmaz Odabaşı (13)
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Ağu | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 | |||
Sayfalar
Etiketler
Arşivler
- Eylül 2010
- Ağustos 2010
- Temmuz 2010
- Haziran 2010
- Mayıs 2010
- Nisan 2010
- Mart 2010
- Şubat 2010
- Ocak 2010
- Aralık 2009
- Ağustos 2009
- Haziran 2009
- Mayıs 2009
- Nisan 2009
- Şubat 2009
Meta
|
Artık cenneti de sensin,cehennemi de sensin içimdeki kıyısızlığın
kavuşmalarda umutsuzmuş bazen
ayrılmakta varmış senden onu da yaşadım yaşayamam sanırken
aldatmakta varmış seni aldattığımın kalbim olduğunu bile bile
kendi yalnızlığıyla geçinip giden oldum anlayacağın
uyuyup uyanan
giyinip soyunan
bazı şeyler eskimiyor ne kadar istesende ne kadar hissetmesende
içinde bir yer kalıyor daima kanamalı bir yara gibi
derken bir yağmur gibi yağıyor anılar beklenmedik bi anda sağnaklarına tutuluyorsun gözlerinin dudağında bi şarkı kırık dökük
ellerine vuruyor hayat,elerinde tutamadığın aşka nifak sokar gibi
seni daha çok yaralıyor zaman umuduna inat
itirafları susuyor yüreğinin faydasız inen bi akşamda
kabulsüz bir dua vakti oluyor geceler yastığında
ne yana dönsen sevdan başucunda
ne yana dönsen, sen senin karşında mahçup
onaramadığın yerlerinle yine kendinle baş başa kalıyorsun
ve öğreniyorsun yalnızlığı,her gün biraz daha fazla
uçurtmasız bir gökyüzünde gözlerin maviye çalıyor
susuyor sevda kendini
radyoda haberler,ne kadar yabancı artık bu şehir sana
vuruyor sevda kendini
gizlenemediği yüreği dar buluyor
bir yolculuk başlıyor sessizce içinde tebessüm rengi
bir yolculuk başlıyor dönüş yok geri
belki de hiç yoktun öncesinde sen
belki bendim seni kendi adıma sevdiren
ayrı kıyılarda göz kırparken yıldızlar birbirlerine
belki de bendim onları senin gözlerine benzeten
acı bir gülümseyişle takındım mutluluğu üstüme belki
yüzümün bir yanı ile ağlayıp diğeri ile umutlandım aşka ben
gizli bir evcilik oyununa kaptırdım kendimi
uslanmadım hala seni tek başıma sevmekten
makyajımı tazelediğim aynalarda özledim gözlerini
gönlümün sevgilisi gözlerini
aynalarda öptüm en kırmızı rujumla bendeki suretini
asi bir sevdanın halkasını taktım parmağıma
asi bir sevdanın zincirini boynuma da ben taktım
sana gelen yollarda kaldım
sana yazdığım mektubu da ben yaktım
usanmadım hala seni satır satır sevmekten
sarhoş olup bağrımda naralar ağıtlar yaktım
kırk gün kırk gece süren düğünler gibi seni ağladım
duvarlarına yazdım şiirlerimi geçmediğin sokakların
sevinçle suladım çiçeklerimi sensizliğimin sabahlarında
hiç kaybetmedim umudumu kelebekler besledim yüreğimde
hasreti okşayarak
uslanmadım hala seni yana yana sevmekten
belki de hiç yoktun öncesinde sen
çiçeklenmesi yüreğimin sözlerinde değildi belki
sakladığım fotoğraflarda sen değilsin belki
yanlış tetikte beklemişim aşkım ben seni
yanlış sevmişsin ya da sen beni
şimdi gidiyorum ardımda kalanları bir bir yakarak
şimdi gidiyorum geldiğim yollardan yalınayak
karanlık sözler kaldı aklımda
istersen sen başla ağlamaya
pişman olacak hiçbir şey kalmadı bana
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kalbim şimdi bir sokak çocuğu
Kelebekleri göç etti gönlümün
Issızlaştı hayat sanki
Sanki, sabahı eksik şiirlerimin.
Sanki, gecesi hep kanayan bir yara
Ve sanki, artık hep kanayacak…
Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
Çare yok, ağlayacak.
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kapıları kendime ben açamadım
Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım..
Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım.
Savunamadım seni kimselere
Anlatamadım seni kimselere
Kimsesiz kaldım,En çok da sensiz…
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben..
Sana uyumak,Sana uyanmaktı hayat.
Sıratını geçtim yaşarken korkmadan
Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle
Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile
Tek sen gitme diye
Sonbahar oldum yaprak yaprak
Ağaç oldum köklerimi unutarak
Tesellisiz bir geceye fırlatıldım
Kalbimi dar kafese kapatarak
İçimdeki bir kanarya
Hiç susmadan ağlayacak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
Beyazında akladım bulutunun
Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum
Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak….
naşide göktürk
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kalbim şimdi bir sokak çocuğu
Kelebekleri göç etti gönlümün
Issızlaştı hayat sanki
Sanki, sabahı eksik şiirlerimin.
Sanki, gecesi hep kanayan bir yara
Ve sanki, artık hep kanayacak…
Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
Çare yok, ağlayacak.
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kapıları kendime ben açamadım
Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım..
Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım.
Savunamadım seni kimselere
Anlatamadım seni kimselere
Kimsesiz kaldım,En çok da sensiz…
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben..
Sana uyumak,Sana uyanmaktı hayat.
Sıratını geçtim yaşarken korkmadan
Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle
Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile
Tek sen gitme diye
Sonbahar oldum yaprak yaprak
Ağaç oldum köklerimi unutarak
Tesellisiz bir geceye fırlatıldım
Kalbimi dar kafese kapatarak
İçimdeki bir kanarya
Hiç susmadan ağlayacak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
Beyazında akladım bulutunun
Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum
Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak….
Naşide Göktürk
Aşkı aldatan bir şehrin sancısındayım
denizinde bir terkediş bir hüzün
maviye nasıl kıydıysa yüreğin,nasıl kıydıysa
yapma nolur
topla kendini şehr-i İstanbul
vururum seni İstanbul
vururum boynundaki gerdanlıktan
vururum seni en sarı sonbaharından
topla kendini…
sana yalvaran kaçıncı şair
kaçıncı şiir bu
yarım kalan sevişmelerden geldik sana
şiirimiz öksüz kalsın diyemi
dilim yetmiyorsa kalbimi dinle
sevda de buna
ekmek parası de
aşk de
ar namus de
töre de
cefa de vefa de
topla kendini topla
vururum seni İstanbul
vururum en yeşil baharından
kız kulen’den Aşiyan’dan Bebek’den
denizinden vururum seni masmavi kanarsın
masmavi ağlarım sana
kendimi vurdurma bana
topla kendini
topla kendini şehr-i İstanbul
akşamdı
akşamcıydı
kulübesinin önünde kayık boyardı
biraz boyacı biraz da balıkçıydı
tiner kokardı
balık kokardı
deniz kokardı
ve saklı saklı şiir kokardı
yoktu zararı kimseye
ihanet de etmezdi rakıya suyla
sek içerdi
tek içerdi
düşleri gökyüzünde
eli hep yüreğindeydi
benim hiç sevgilim olmadı
bendim hep sevgili
hep ben sevdim sanki
ne zaman alıp başını gider ya gemiler
benim hep gemilerce acılarım oldu
gemiler battı
ağladım
tuzunu gözyaşından aldı deniz
bende maviyi aldım ondan
kendime seçtim maviyi
kendime ayırdım
mavi mavi ağladım
benim hiç babam olmadı
anılar aradım kendime
bulamadım
çocuk yanımın kırık kaldı bi kanadı
bi kanadım hep anamdı
baban gökte yıldız oldu dediler
inandım
uçtum bulamadım
yalanlar söyledim kendime
aldanamadım
bir yanım babam da kalmış
tamamlanamadım
benim hiç oyuncağım olmadı
yapraklardan kelebekler yaptım
papatyalar topladım kuruttum
uçurtmasını çaldım bir oğlan çocuğunun
göklere saldım
düşler kurdum oyuncak kırmızısı
sonunda yeşil bisiklet aldı dayım bana
attım kendimi kıra bayıra,ve o sıra merak saldım dünyayı dolaşmaya
kağıt sandallarla açıldım
okyanusa martıya ve hatta sevdaya…
benim hiç şansım olmadı
hayatın amortisi bana
büyük ikramiye başkalarına
amaa
benim hep şarkım oldu
benim hep şiirim oldu
benim hep gökyüzüm
benim hep denizim
benim hep günbatımlarım oldu
martım ,balığım
köpeğim kuşum oldu
düşüm,düşüncem oldu
evim,ekmeğim oldu
şarabım ,rakım
aşka gönüllü kalbim
gündüzüm gecem oldu
velhasıl
anlatılacak bir hayatım oldu
Eskidi aşkın gönül bahçemde gülüm
salkım söğüt ün gölgesine gizledim unutamadıklarımı da
yanağımda öpüşünün sıcaklığı kadar taze
sırtımdaki ihanetin
kendi denizlerimin dalgıcıyım artık
kendi denizlerimin dalgıcyım artık
yaralı tek bir balık yok
inciler istiridyelerinle mutlu
bende kendimle
eskidi korkularım ,geçmez sandığım gecelerde
sabahların rüzgarlarına fırlattım sensiz rüyalarımı
aklımda gün ışığının güneşi kadar sıcak hala
ağlattığın gözyaşlarım
kendi yüreğimin ormanlarındayım artık
yaralı tek bir ceylan yok
böğürtlenler dalında mutlu
bende kendimle
eskidi hasretim perdesi solgun pencerelerde
umudun kalbini kırdım kolumdaki saatle
içimde bulutun yağmurları kadar yüklü
gök gürültüsü korkularım
kendi yolumun yokuşundayım artık
başucu lambam da yok
fotoğrafın çerçevesinde mutlu
bende kendimle
eskidi yüreğim çalan telefon zillerinde
artık seni soranım da yok
içimde aşkın dilimde şarkın bitti
senin de dönmeye niyetin yok
Geçemezsin kalbimin sokaklarından artık
sana geldiğim yollardan döndürdün beni
kendime sarılacağım yeniden seni hiç sevmemiş gibi
kimsesiz bir vedanın busesini söküp dudaklarımdan
gökyüzüne fırlatacağım
varsın söz dinlemesin gözlerim
varsın ağlasın isterse yağmurlarla
seni unutacağım
Vuramayacak artık anıların da beni
gönlümün arka sokaklarında dolaşmak yok
korkmuyorum şarkılardaki veda makamından
korkmuyorum kalbimle buluşmaktan
beni benden başkası vuramaz artık inan
seni unutacağım
en yorgun yerindeyim hayatın
en yoğun acısındayım sevdanın
hüznün karanlığını aydınlatacağım
her sabah biraz daha kendime sarılıp
seni unutacağım
Naşide Göktürk
| Hadi
bir şehrin siyah saçlarını örüyorum seni seviyorum diyorum kendi kendime sensizliğin şehrinde ateşe veriyorum saçlarımın beyazını Naşide Göktürk |
Artık cenneti de sensin,cehennemi de sensin içimdeki kıyısızlığın
kavuşmalarda umutsuzmuş bazen
ayrılmakta varmış senden onu da yaşadım yaşayamam sanırken
aldatmakta varmış seni aldattığımın kalbim olduğunu bile bile
kendi yalnızlığıyla geçinip giden oldum anlayacağın
uyuyup uyanan
giyinip soyunan
bazı şeyler eskimiyor ne kadar istesende ne kadar hissetmesende
içinde bir yer kalıyor daima kanamalı bir yara gibi
derken bir yağmur gibi yağıyor anılar beklenmedik bi anda sağnaklarına tutuluyorsun gözlerinin dudağında bi şarkı kırık dökük
ellerine vuruyor hayat,elerinde tutamadığın aşka nifak sokar gibi
seni daha çok yaralıyor zaman umuduna inat
itirafları susuyor yüreğinin faydasız inen bi akşamda
kabulsüz bir dua vakti oluyor geceler yastığında
ne yana dönsen sevdan başucunda
ne yana dönsen, sen senin karşında mahçup
onaramadığın yerlerinle yine kendinle baş başa kalıyorsun
ve öğreniyorsun yalnızlığı,her gün biraz daha fazla
uçurtmasız bir gökyüzünde gözlerin maviye çalıyor
susuyor sevda kendini
radyoda haberler,ne kadar yabancı artık bu şehir sana
vuruyor sevda kendini
gizlenemediği yüreği dar buluyor
bir yolculuk başlıyor sessizce içinde tebessüm rengi
bir yolculuk başlıyor dönüş yok geri
belki de hiç yoktun öncesinde sen
belki bendim seni kendi adıma sevdiren
ayrı kıyılarda göz kırparken yıldızlar birbirlerine
belki de bendim onları senin gözlerine benzeten
acı bir gülümseyişle takındım mutluluğu üstüme belki
yüzümün bir yanı ile ağlayıp diğeri ile umutlandım aşka ben
gizli bir evcilik oyununa kaptırdım kendimi
uslanmadım hala seni tek başıma sevmekten
makyajımı tazelediğim aynalarda özledim gözlerini
gönlümün sevgilisi gözlerini
aynalarda öptüm en kırmızı rujumla bendeki suretini
asi bir sevdanın halkasını taktım parmağıma
asi bir sevdanın zincirini boynuma da ben taktım
sana gelen yollarda kaldım
sana yazdığım mektubu da ben yaktım
usanmadım hala seni satır satır sevmekten
sarhoş olup bağrımda naralar ağıtlar yaktım
kırk gün kırk gece süren düğünler gibi seni ağladım
duvarlarına yazdım şiirlerimi geçmediğin sokakların
sevinçle suladım çiçeklerimi sensizliğimin sabahlarında
hiç kaybetmedim umudumu kelebekler besledim yüreğimde
hasreti okşayarak
uslanmadım hala seni yana yana sevmekten
belki de hiç yoktun öncesinde sen
çiçeklenmesi yüreğimin sözlerinde değildi belki
sakladığım fotoğraflarda sen değilsin belki
yanlış tetikte beklemişim aşkım ben seni
yanlış sevmişsin ya da sen beni
şimdi gidiyorum ardımda kalanları bir bir yakarak
şimdi gidiyorum geldiğim yollardan yalınayak
karanlık sözler kaldı aklımda
istersen sen başla ağlamaya
pişman olacak hiçbir şey kalmadı bana
Naşide Göktürk
Bu da benim son dürüstlüğüm sana
oysa orospu bir erdemi ağlıyor,
içimde gizlediklerim sanki
vesikalı yüreğim
mührünü gözyaşımla ıslatıyor
ama unutma
unutmaki;nezaretinde sabahladığım geceler değil
seneler
sabıkasız ihanetin cinnetindendir belki seni hala sevmem (seviyor olmam)
sevdanın karakolunda
simitsiz
çaysız sigarasız kaldım
arayanım yok!
Naşide Göktürk


