female orgasm

Kategoriler

 

Eylül 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ağu    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Sayfalar

Etiketler

Ahmet Oktay Beşir Fuad Şiiri Ahmet Oktay Beş Kuruşa Aşk Şarkıları Ahmet Oktay envanter şiiri Ahmet Oktay Eski Bakır Şiiri Ahmet Oktay Gölgeleri Kullanmak şiiri Ahmet Oktay Kaç Kişiyiz Kendimizde şiiri Ahmet Oktay Ulukışla'da Saat Beş şiiri Ahmet Paşa Beyitler şiiri Ahmet Paşa Eyâ Peri Nicesin şiiri Ahmet Paşa Yandım Elinden şiiri Ahmet Telli 81 Yılında Bir Fotoğraf şiiri Ahmet Telli Acının Tutanakçısıyım şiiri Ahmet Telli Acıya Alışılmaz şiiri Ahmet Telli Akbabalar Kelebekler şiiri Ahmet Telli Akşamı Geciktirebilirsin Belki şiiri Ahmet Telli Ana şiiri Ahmet Telli Ankara şiiri Ahmet Telli Anladım şiiri Ahmet Telli Anısı Biz Olalım Bu Sokakların şiiri Ahmet Telli Asmin şiiri Ahmet Telli Eski Bir Hüzünle Şiiri Ahmet Telli Eylül şiiri Ahmet Telli Geceleyin Kırda Şiiri Ahmet Telli Geldim İşte Şiiri Ahmet Telli Gidersen Yıkılır Bu Kent Şiiri Ahmet Telli YAK SEVDANIN ÇIRASINI Şiiri Ahmet Özbek Ay Şehri III şiiri Ahmet Özbek Eğer Kanıyorsa Laledir şiiri Ahmet Özbek Gökyüzü Rüzgârını Sakın Ahmet Özbek Karanfil Vakti Erken şiiri Ahmet Özbek Kar Ve Sitem şiiri Ahmet Özbek Rastlantı şiiri Ahmet Özbek Solan Şehir ll şiiri Ahmet Özbek Solarken Ülkem şiiri Ahmet Özbek Yok'sun Dönmeyeceksin şiiri Ahmet Özbek İsmin Hiç Solmayacak Yakamozların Solduğu Yerde şiiri Ahmet Özbek Şiirin İnce Günü şiiri Ahmet Özer Düşün şiiri Ahmet Özer Gecenin Kanayan Yerinden şiiri Annem Üşür şiiri can yücel biraz değiştim şiiri http: ne için bıraktım okulu niçin bıraktım okulu şiiri Sevgiliye..

Arşivler

Meta

 
 
bir ertesi vapurun çığlığına savurdum saçlarımı
kalbimde emeğin var martılar şahit
gökyüzü küstü yağmurlara
denizdeki dalgalara şiirlerimi bıraktım
heba bir sevdanın gönüllü yolcusuyum
bu gemi karaya oturdu hocam
aşkın pusulası yön tutmuyor
haritası kayıp…
 
Naşide Göktürk

Artık cenneti de sensin,cehennemi de sensin içimdeki kıyısızlığın
kavuşmalarda umutsuzmuş bazen
ayrılmakta varmış senden onu da yaşadım yaşayamam sanırken
aldatmakta varmış seni aldattığımın kalbim olduğunu bile bile
kendi yalnızlığıyla geçinip giden oldum anlayacağın
uyuyup uyanan
giyinip soyunan

bazı şeyler eskimiyor ne kadar istesende ne kadar hissetmesende
içinde bir yer kalıyor daima kanamalı bir yara gibi
derken bir yağmur gibi yağıyor anılar beklenmedik bi anda sağnaklarına tutuluyorsun gözlerinin dudağında bi şarkı kırık dökük
ellerine vuruyor hayat,elerinde tutamadığın aşka nifak sokar gibi
seni daha çok yaralıyor zaman umuduna inat

itirafları susuyor yüreğinin faydasız inen bi akşamda
kabulsüz bir dua vakti oluyor geceler yastığında
ne yana dönsen sevdan başucunda
ne yana dönsen, sen senin karşında mahçup
onaramadığın yerlerinle yine kendinle baş başa kalıyorsun
ve öğreniyorsun yalnızlığı,her gün biraz daha fazla

uçurtmasız bir gökyüzünde gözlerin maviye çalıyor
susuyor sevda kendini
radyoda haberler,ne kadar yabancı artık bu şehir sana
vuruyor sevda kendini
gizlenemediği yüreği dar buluyor
bir yolculuk başlıyor sessizce içinde tebessüm rengi
bir yolculuk başlıyor dönüş yok geri

belki de hiç yoktun öncesinde sen
belki bendim seni kendi adıma sevdiren
ayrı kıyılarda göz kırparken yıldızlar birbirlerine
belki de bendim onları senin gözlerine benzeten
acı bir gülümseyişle takındım mutluluğu üstüme belki
yüzümün bir yanı ile ağlayıp diğeri ile umutlandım aşka ben
gizli bir evcilik oyununa kaptırdım kendimi
uslanmadım hala seni tek başıma sevmekten

makyajımı tazelediğim aynalarda özledim gözlerini
gönlümün sevgilisi gözlerini
aynalarda öptüm en kırmızı rujumla bendeki suretini
asi bir sevdanın halkasını taktım parmağıma
asi bir sevdanın zincirini boynuma da ben taktım
sana gelen yollarda kaldım
sana yazdığım mektubu da ben yaktım
usanmadım hala seni satır satır sevmekten

sarhoş olup bağrımda naralar ağıtlar yaktım
kırk gün kırk gece süren düğünler gibi seni ağladım
duvarlarına yazdım şiirlerimi geçmediğin sokakların
sevinçle suladım çiçeklerimi sensizliğimin sabahlarında
hiç kaybetmedim umudumu kelebekler besledim yüreğimde
hasreti okşayarak
uslanmadım hala seni yana yana sevmekten

belki de hiç yoktun öncesinde sen
çiçeklenmesi yüreğimin sözlerinde değildi belki
sakladığım fotoğraflarda sen değilsin belki
yanlış tetikte beklemişim aşkım ben seni
yanlış sevmişsin ya da sen beni
şimdi gidiyorum ardımda kalanları bir bir yakarak
şimdi gidiyorum geldiğim yollardan yalınayak
karanlık sözler kaldı aklımda
istersen sen başla ağlamaya
pişman olacak hiçbir şey kalmadı bana

 


Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kalbim şimdi bir sokak çocuğu
Kelebekleri göç etti gönlümün
Issızlaştı hayat sanki
Sanki, sabahı eksik şiirlerimin.
Sanki, gecesi hep kanayan bir yara
Ve sanki, artık hep kanayacak…
Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
Çare yok, ağlayacak.
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kapıları kendime ben açamadım
Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım..
Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım.
Savunamadım seni kimselere
Anlatamadım seni kimselere
Kimsesiz kaldım,En çok da sensiz…
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben..
Sana uyumak,Sana uyanmaktı hayat.
Sıratını geçtim yaşarken korkmadan
Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle
Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile
Tek sen gitme diye
Sonbahar oldum yaprak yaprak
Ağaç oldum köklerimi unutarak
Tesellisiz bir geceye fırlatıldım
Kalbimi dar kafese kapatarak
İçimdeki bir kanarya
Hiç susmadan ağlayacak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
Beyazında akladım bulutunun
Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum
Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak….

 naşide göktürk

 

 

033278db4d9be630d4bd077zj71


Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kalbim şimdi bir sokak çocuğu
Kelebekleri göç etti gönlümün
Issızlaştı hayat sanki
Sanki, sabahı eksik şiirlerimin.
Sanki, gecesi hep kanayan bir yara
Ve sanki, artık hep kanayacak…
Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
Çare yok, ağlayacak.
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kapıları kendime ben açamadım
Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım..
Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım.
Savunamadım seni kimselere
Anlatamadım seni kimselere
Kimsesiz kaldım,En çok da sensiz…
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben..
Sana uyumak,Sana uyanmaktı hayat.
Sıratını geçtim yaşarken korkmadan
Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle
Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile
Tek sen gitme diye
Sonbahar oldum yaprak yaprak
Ağaç oldum köklerimi unutarak
Tesellisiz bir geceye fırlatıldım
Kalbimi dar kafese kapatarak
İçimdeki bir kanarya
Hiç susmadan ağlayacak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
Beyazında akladım bulutunun
Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum
Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak….

Naşide Göktürk

 

Aşkı aldatan bir şehrin sancısındayım
denizinde bir terkediş bir hüzün
maviye nasıl kıydıysa yüreğin,nasıl kıydıysa
yapma nolur
topla kendini şehr-i İstanbul
vururum seni İstanbul
vururum boynundaki gerdanlıktan
vururum seni en sarı sonbaharından
topla kendini…
sana yalvaran kaçıncı şair
kaçıncı şiir bu
yarım kalan sevişmelerden geldik sana
şiirimiz öksüz kalsın diyemi
dilim yetmiyorsa kalbimi dinle
sevda de buna
ekmek parası de
aşk de
ar namus de
töre de
cefa de vefa de
topla kendini topla
vururum seni İstanbul
vururum en yeşil baharından
kız kulen’den Aşiyan’dan Bebek’den
denizinden vururum seni masmavi kanarsın

masmavi ağlarım sana
kendimi vurdurma bana
topla kendini
topla kendini şehr-i İstanbul

 

akşamdı
akşamcıydı
kulübesinin önünde kayık boyardı
biraz boyacı biraz da balıkçıydı
tiner kokardı
balık kokardı
deniz kokardı
ve saklı saklı şiir kokardı
yoktu zararı kimseye
ihanet de etmezdi rakıya suyla
sek içerdi
tek içerdi
düşleri gökyüzünde

eli hep yüreğindeydi

benim hiç sevgilim olmadı
bendim hep sevgili
hep ben sevdim sanki
ne zaman alıp başını gider ya gemiler
benim hep gemilerce acılarım oldu
gemiler battı
ağladım
tuzunu gözyaşından aldı deniz
bende maviyi aldım ondan
kendime seçtim maviyi
kendime ayırdım
mavi mavi ağladım

benim hiç babam olmadı
anılar aradım kendime
bulamadım
çocuk yanımın kırık kaldı bi kanadı
bi kanadım hep anamdı
baban gökte yıldız oldu dediler
inandım
uçtum bulamadım
yalanlar söyledim kendime
aldanamadım
bir yanım babam da kalmış
tamamlanamadım

benim hiç oyuncağım olmadı
yapraklardan kelebekler yaptım
papatyalar topladım kuruttum
uçurtmasını çaldım bir oğlan çocuğunun
göklere saldım
düşler kurdum oyuncak kırmızısı
sonunda yeşil bisiklet aldı dayım bana
attım kendimi kıra bayıra,ve o sıra merak saldım dünyayı dolaşmaya
kağıt sandallarla açıldım
okyanusa martıya ve hatta sevdaya…

benim hiç şansım olmadı
hayatın amortisi bana
büyük ikramiye başkalarına
amaa
benim hep şarkım oldu
benim hep şiirim oldu
benim hep gökyüzüm
benim hep denizim
benim hep günbatımlarım oldu
martım ,balığım
köpeğim kuşum oldu
düşüm,düşüncem oldu
evim,ekmeğim oldu
şarabım ,rakım
aşka gönüllü kalbim
gündüzüm gecem oldu
velhasıl
anlatılacak bir hayatım oldu

30

Eskidi aşkın gönül bahçemde gülüm
salkım söğüt ün gölgesine gizledim unutamadıklarımı da
yanağımda öpüşünün sıcaklığı kadar taze
sırtımdaki ihanetin
kendi denizlerimin dalgıcıyım artık
kendi denizlerimin dalgıcyım artık
yaralı tek bir balık yok
inciler istiridyelerinle mutlu
bende kendimle

eskidi korkularım ,geçmez sandığım gecelerde
sabahların rüzgarlarına fırlattım sensiz rüyalarımı
aklımda gün ışığının güneşi kadar sıcak hala
ağlattığın gözyaşlarım
kendi yüreğimin ormanlarındayım artık
yaralı tek bir ceylan yok
böğürtlenler dalında mutlu
bende kendimle
eskidi hasretim perdesi solgun pencerelerde
umudun kalbini kırdım kolumdaki saatle
içimde bulutun yağmurları kadar yüklü
gök gürültüsü korkularım
kendi yolumun yokuşundayım artık
başucu lambam da yok
fotoğrafın çerçevesinde mutlu
bende kendimle

eskidi yüreğim çalan telefon zillerinde
artık seni soranım da yok
içimde aşkın dilimde şarkın bitti
senin de dönmeye niyetin yok

githarfharfid6
Kendime Sarıldım

Geçemezsin kalbimin sokaklarından artık
sana geldiğim yollardan döndürdün beni
kendime sarılacağım yeniden seni hiç sevmemiş gibi
kimsesiz bir vedanın busesini söküp dudaklarımdan
gökyüzüne fırlatacağım
varsın söz dinlemesin gözlerim
varsın ağlasın isterse yağmurlarla
seni unutacağım

Vuramayacak artık anıların da beni
gönlümün arka sokaklarında dolaşmak yok
korkmuyorum şarkılardaki veda makamından
korkmuyorum kalbimle buluşmaktan
beni benden başkası vuramaz artık inan
seni unutacağım
en yorgun yerindeyim hayatın
en yoğun acısındayım sevdanın
hüznün karanlığını aydınlatacağım
her sabah biraz daha kendime sarılıp
seni unutacağım

Naşide Göktürk

Hadi

bir şehrin siyah saçlarını örüyorum
beyoğlu kalabalık bir karanlıkta
gözlerimde perdesiz bir gece var
çiçekler son karanfillerini saklamış gözyaşlarımın tuzundan
belli ki aşkın kimyası ağır
belli ki çapraz aşkın yolları dar
yani
yorgun gözlerimin yeşili
yani
besmeleler dudaklarımda yorgun
benden gizli bir tebessüm içinde hayat
yalnızlığım yorgun
kalbim kançanağı sağanaklarında özleminin

seni seviyorum diyorum kendi kendime
seni seviyorum
seni seviyorum
çık gel
kendini al gel bana
her nerdeysen ve ne haldeysen çık gel
sensizliğin acısını başkalarından saklamaktan yoruldum
istemediğim halde gülümsemenin bende yarattığı ihanetten
istemediğim anlarda denizi seyretmekten
istemediğim içkileri içmekten
bana ait olmayan sarhoşlukları yaşamaktan
ve sensiz bir sabaha uyanmaktan yoruldum
çık gel
çık gel ki ellerim ısınsın
çık gel ki başkalarına verdiğim cevaplar güçlensin
çık gel
çık gel ki azrail utansın
çık gel

sensizliğin şehrinde ateşe veriyorum saçlarımın beyazını
sabrımın rengi siyah sanırdım oysa
sanki yüreğim avucumda
sanki her sabah pişmanlığını anlatan
bir mektup atılacak kapımın altından
sanki senin için verdiğim kavgalardan insanlar utanacak
sanki yanılmamışlığımın gecesi sabah olacak
sanki seni sevmemin sonucu
sensizlik olmayacak
çık gel
çık gel akşamlarımın akşam sefası rengince
çık gel aşka inanmayanların yüzünü kızartırcasına
çık gel
bir daha gtmeyecekmişcesine

Naşide Göktürk

 

 

Artık cenneti de sensin,cehennemi de sensin içimdeki kıyısızlığın
kavuşmalarda umutsuzmuş bazen
ayrılmakta varmış senden onu da yaşadım yaşayamam sanırken
aldatmakta varmış seni aldattığımın kalbim olduğunu bile bile
kendi yalnızlığıyla geçinip giden oldum anlayacağın
uyuyup uyanan
giyinip soyunan

bazı şeyler eskimiyor ne kadar istesende ne kadar hissetmesende
içinde bir yer kalıyor daima kanamalı bir yara gibi
derken bir yağmur gibi yağıyor anılar beklenmedik bi anda sağnaklarına tutuluyorsun gözlerinin dudağında bi şarkı kırık dökük
ellerine vuruyor hayat,elerinde tutamadığın aşka nifak sokar gibi
seni daha çok yaralıyor zaman umuduna inat

itirafları susuyor yüreğinin faydasız inen bi akşamda
kabulsüz bir dua vakti oluyor geceler yastığında
ne yana dönsen sevdan başucunda
ne yana dönsen, sen senin karşında mahçup
onaramadığın yerlerinle yine kendinle baş başa kalıyorsun
ve öğreniyorsun yalnızlığı,her gün biraz daha fazla

uçurtmasız bir gökyüzünde gözlerin maviye çalıyor
susuyor sevda kendini
radyoda haberler,ne kadar yabancı artık bu şehir sana
vuruyor sevda kendini
gizlenemediği yüreği dar buluyor
bir yolculuk başlıyor sessizce içinde tebessüm rengi
bir yolculuk başlıyor dönüş yok geri

belki de hiç yoktun öncesinde sen
belki bendim seni kendi adıma sevdiren
ayrı kıyılarda göz kırparken yıldızlar birbirlerine
belki de bendim onları senin gözlerine benzeten
acı bir gülümseyişle takındım mutluluğu üstüme belki
yüzümün bir yanı ile ağlayıp diğeri ile umutlandım aşka ben
gizli bir evcilik oyununa kaptırdım kendimi
uslanmadım hala seni tek başıma sevmekten

makyajımı tazelediğim aynalarda özledim gözlerini
gönlümün sevgilisi gözlerini
aynalarda öptüm en kırmızı rujumla bendeki suretini
asi bir sevdanın halkasını taktım parmağıma
asi bir sevdanın zincirini boynuma da ben taktım
sana gelen yollarda kaldım
sana yazdığım mektubu da ben yaktım
usanmadım hala seni satır satır sevmekten

sarhoş olup bağrımda naralar ağıtlar yaktım
kırk gün kırk gece süren düğünler gibi seni ağladım
duvarlarına yazdım şiirlerimi geçmediğin sokakların
sevinçle suladım çiçeklerimi sensizliğimin sabahlarında
hiç kaybetmedim umudumu kelebekler besledim yüreğimde
hasreti okşayarak
uslanmadım hala seni yana yana sevmekten

belki de hiç yoktun öncesinde sen
çiçeklenmesi yüreğimin sözlerinde değildi belki
sakladığım fotoğraflarda sen değilsin belki
yanlış tetikte beklemişim aşkım ben seni
yanlış sevmişsin ya da sen beni
şimdi gidiyorum ardımda kalanları bir bir yakarak
şimdi gidiyorum geldiğim yollardan yalınayak
karanlık sözler kaldı aklımda
istersen sen başla ağlamaya
pişman olacak hiçbir şey kalmadı bana

Naşide Göktürk

Bu da benim son dürüstlüğüm sana
oysa orospu bir erdemi ağlıyor,
içimde gizlediklerim sanki
vesikalı yüreğim
mührünü gözyaşımla ıslatıyor
ama unutma
unutmaki;nezaretinde sabahladığım geceler değil
seneler
sabıkasız ihanetin cinnetindendir belki seni hala sevmem (seviyor olmam)

sevdanın karakolunda
simitsiz
çaysız sigarasız kaldım
arayanım yok!

Naşide Göktürk